1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Yol Haritası “A.B.”ye Giden Yol

Nusret Demiral
Kasım 2000 ayı başlarında Türkiye’nin eline AB’den yol haritası tabir edilen bir metin tutuşturuldu. Ama bir gerçek var ki o da, Konseyin alacağı karar taslağında, bu açıklayıcı metnin içinde neler yok neler...

Geçmiş yıl, 10-11 aralık 1999 tarihleri arasında Helsinki’de toplanan Avrupa Konseyi üyeleri, Komisyonun hazırladığı Türkiye ile ilgili ilerleme raporunu izledi. Birleşik kâğıtta her aday ülke için katılım yönünde kaydedilen ilerlemeler ve hazırlanmış raporlar içinde Türkiye’ye ilişkin hazırlanan rapor da incelendi.

Sonrasında da Konsey, Türkiye’yi Aday Ülke olarak belirledi. Ama iş henüz bitmedi. Ele verilen yol haritasında “AB’ne diğer aday ülkelere uygulanan aynı kriterler temelinde Türkiye’nin Birliğe katılması” tasarlanan bir ülke olarak seçilmiştir denildi.

Mevcut Avrupa stratejisi temelinde Türkiye’nin katılım öncesi belirlenen stratejisinde ilkten bağlanacağı siyasî kriterlerin (insan hakları, sınır uyuşmazlığı, Kıbrıs konusu gibi) özellik taşıyan konular ele alındığı bildirildi ve böylece metin içinde Türkiye’nin güçlükle karşılayacağı bir çerçeve de çizildiği öğrenilmiş oldu.

Hazırlanmış olan bu taslağın yılbaşından önce Konseyce kabul edilebileceği ümit edilmektedir. Konseye sunulan ve hiçbir malî yansıma da olmayacağı sezilen karar taslağının geniş ölçüde değerlendirildiğinde çerçevenin üç ayrı aşamalı olarak geliştirildiği anlaşılmaktadır.

Taslakta sunulan Öncelikli hedefler ayrıca kısa ve orta vade olarak iki grup içinde sayılmışlardır.

Biz, önemine binaen önce kısa vade içinde Türkiye’ye yaptırılması istenilen hedefleri ele alıp düşüncemizi açıklamaya çalışacağız.

Kısa vadede sıralananlar; genellikle Türkiye’nin 2001 yılı içinde tamamlanması ve somut olarak ileriye götürmesi beklentisi esas alınarak gösterilen çalışmalar içinde, siyasî kriterler, ekonomik kriterler, iç pazar, vergilendirme, tarım, balıkçılık, ulaştırma, istatistik, istihdam ve sosyal işler, enerji, telekomünikasyon, bölgesel politika ve yasal unsurların eşgüdümü, kültür ve görsel işitsel politika, adalet ve içişleri, gümrükler sıralandırılmıştır.

Biz burada devletin üniter yapısı, sınırlar içinde siyasî ve hukukî durumu ele alarak değerlendirmeye ve Türkiye’nin 2001 yılı içinde yapması gereken hukukî ve siyasî kriterlerin somut olanlarını ele almaya çalışacağız.

Yol haritası tabir edilen metin içinde,

Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden;

1- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. uncu maddesi ile uyumlu olarak “İfade Özgürlüğü ile hukukî ve anayasal garantilerin güçlendirilmesi” ve “şiddet yanlısı olmayan görüşlerin dile getirilmesinde hükümlü kılınmış kişilerin” durumuna eğinilmesi,

Barışçıl toplantı yapma, dernek kurma özgürlüğüne ilişkin hukuksal ve anayasal garantilerin güçlendirilmesi ve sivil toplumun gelişmesine önayak olunması,

3- Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi’nin uygulanması için, işkencenin önlemesine ilişkin hukukî önlemlerin güçlendirilmesi, buna ilişkin her türlü tedbirlerin alınması.

4- Duruşma öncesi tutuklularla ilgili hukukî süreçlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleriyle ve İşkencenin Önlenmesi Komitesi’nin tavsiyelerine uyulması, tüm insan hakları ihlâllerinin önlenmesi,

5- Karşılıklı işbirliği içine girilerek münferit ülkeler ve uluslararası kuruluşlar ile insan hakları konularında eğitimlerin yoğunlaştırılması,

6- Devlet Güvenlik Mahkemeleri dahil olmak üzere yargının işlevselliğinin ve verimliliğinin uluslararası standartlara, özellikle hâkim ve savcıların insan hakları dahil AB mevzuatına uygun hâle getirilmesi,

7- İdam cezalarının infazının durdurulmasına devam olunması,

8- Türk vatandaşlarının ana dilleriyle radyo ve televizyon yayınları yapılmasına olanak sağlanması,

9- Türk vatandaşlarına ekonomik, sosyal ve kültürel imkânların sağlanması, bölgesel farklılıkların azaltılması, özellikle güneydoğu illerinde durumun iyileştirilmesine çalışılması,

10- Siyasî diyalog çerçevesinde, BM. Genel Sekreterinin Kıbrıs konusundaki düşüncelerine uyularak sonuca varılması istenmektedir.

Dolayısıyla yukarıda sayılan ve hükûmetimiz tarafından hemen ele alınması önerilen AB. talepleri devletimizi fazlasıyla zora sokacaktır. Zira insan hakları ihlâlleri, Türk vatandaşlarına kendi kültürel imkânlarının sağlanması, ilk bakışta normal istekler gibi görünüyorsa da asılda, hedef İstiklâl Savaşı ile elde ettiğimiz imkânların elimizden alınmasıdır. Kimse aksini iddiaya kalkışmamalıdır.

Ama gelin görün ki AB’ne girmek için taviz üzerine taviz vermekte yarışan politikacılarımız işi AB açısından daha da kolaya götürmektedirler.

Son günlerde Sayın Mesut YILMAZ hem siyasal hem kültürel konularda mesafe almaya çalışıyor. Konuşmaları meri kanunlar açısından elbet Cumhuriyet savcılarınca ele alınıp inceleme ve soruşturma konusu yapılacağından kimsenin şüphesi olmasın.

Bilindiği gibi, önceki makalelerimizde bu düşüncelerimizi geniş şekilde anlatmaya çalıştık, yine de vurguluyoruz. Önce Helsinki, sonra Kopenhag Kriterleri, günümüzde de Volkan Vural’a imzalatılan BM. Anlaşması’na bağlı “Bireysel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, Bireysel Kültürel Haklar Sözleşmesi” içeriğinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter yapısını bozucu önerilerinin kamu oyunda kabulünü sağlamak için Sayın Mesut YILMAZ hayli mesafe alıyor, kimse de kendisine ne yapıyorsun demeye cesaret bulamıyor. Çünkü Sayın Mesut YILMAZ’ın “AB’ye giden yol Diyarbakır’dan geçer”, “Kürtçe yayın yapılmalıdır” gibi sözleri geleceğe dönük bazı yolları göstermektedir. Sayın Mesut YILMAZ şimdi o yol çerçevesini çiziyor. “AB. yol haritası” dediğimiz harita işte bu haritadır.

Türkiye’nin üniter yapısını önce Lozan’dan alıp AB içinde eritmek, sonra da KIBRIS konusunun Yunan isteklerine uygun hallini sağlamaktır. Ulusça çok temkinli hareket etmek zorundayız.