1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Yine Kerkük sorunu üzerine

Prof.Dr. Osman Şengönül
Sayın Prof. Dr. İhsan DOĞRAMACI’nın “Türkmen eline ne gibi yardımda bulunulur?” konulu toplantısındaki tartışmaların ardından düşüncelerimi burada arz etmek isterim;

“Türkmen elindeki soydaşlarımızın kalkınması” konulu toplantıyı bize sağlayan sayın Prof. Dr. İhsan Doğramacı’ya teşekkürlerimi ve saygılarımı sunmak isterim.

Binlerce seneden beri Irak topraklarında yaşayan Türkmen kardeşlerimize geçmiş tüm devirlerde, ekonomik, kültürel, sosyal ve politik yönden yapılan ağır baskı ve benzeri terörün derin yaraları herkes tarafından bilinmektedir. Geçmiş devirlerin ve özellikle son 35 yıllık çağdışı zulüm ve diktatörlük devrinin karabulutları ve kâbusu, Türkmen toplumuun üzerinden kalkmadan, savaş sonrası oluşmakta olan korkunç olayların belirtileri; gelecek olan tozlu dumanlı ve kasırgalı günler, bütün şiddetiyle ortaya çıkmaya başlamıştır. Bir önceki devrin yaratmış olduğu acı günler, bunların yanında hiç kalmıştır.

Yabancı güçlerin desteği ile uygulanan sistemli ve bilinçli hareketlerle, topr raklarımız, evlerimiz, köylerimiz, daha doğrusu, egemenliğimiz; hiç hakları olmayan yabancı gruplara, silâh zoruyla istilâ edilmiş ve kendi yurdumuzda esir muamelesi görmeye mahkûm edilmişizdir. Savaştan sonra, Türklük kokan o güzel toprakları ziyaret etme kısmetine nail olamadım ancak, inanılır ve güvenilir kaynaklardan edindiğim bilgilerin korkunçluğu beni dehşete ve moral çöküntüsüne düşürmüştür. Neden, niçin böyle? İşte bu sorunun nedenini arayıp bulmamız gerekmektedir. Bu nedenle, geleceğimizin selâmeti bakımından bu konu şimdiden tartışmaya açılmalı ve gereken işlemlerin ciddî bir şekilde ele alınıp uygulamaya konulmalıdır.

Efendisi olduğumuz bu topraklarda şimdi, görün ne hâle düşmüşüz? Sahipsiz ve desteksiz kalmış bu toplum, Irak demokrasisi içerisinde diğer toplumlarla birlikte güvence altında insanca yaşayabilmelerini sağlamak amacı ile bu gibi toplantıların ve kararların alınmasının zamanı gelmiş ve hattâ geçmiştir bile.

Yıllarca zulüm, korku ve terör içerisinde yaşamış olan Türkmeneli toplumuna yararlı, kalıcı ve âdil bir çözüm bulmamız, ön sıraya geçmiştir. Dolayısıyla âcilen yapılması gereken önemli noktaları, özetle şöyle sıralamak isterim:

1- HEDEF ve AMAÇ tespiti: Bu amaç tespit edildikten sonra, bütün gücümüzle o hedefe doğru çaba göstermemiz kaçınılmaz bir işlem olmalıdır.

2- BİRLİK ve BERABERLİĞİ SAĞLAMAK: Çeşitli etkenlerle parçalanmış olan Türkmen toplumunu derleyip bir çatı altında toplamak ve tek söz sahibi olmalarını temin etmek.

3- GÜVENLİK: Türkmenlerle yoğun olan bölgeleri ne yolla olursa olsun, güvence altına almak ve güvenliklerini sağlamak.

4- EKONOMİ: Her derde deva ve kalkınmaya yardımcı olan ekonomiyi düzeltmek (çeşitli metodlarla zorunlu parasal kaynak bulmak).

5- KÜLTÜR: Bir toplumun, kendilerini diğer toplumlar içerisinde tanıtabilmesi ancak ve ancak konuştukları dille kanıtlanabilir. Bu nedenle, Türkmenleri çok ciddî bir şekilde standart bir eğitim sistemine tabi tutarak eğitmek, bunun yanında elzem olan diğer metod ve müfredatı da uygulamak.

6- ÜNİVERSİTE: Özellikle Kerkük, merkez olmak üzere, bir üniversitenin açılması için çaba göstermek.

Bu konular zamanında her ne kadar işlenmiş ise de yalnız, sistematik bir düzen içerisinde yapılmadığından, yetersiz kalmış ve etkili olmamıştır. Esasında bu maddeler 1959 senesinde düzenli ve sistematik bir şekilde ele alınıp işlenmeliydi. Ancak, bunun bilincine iş işten geçtikten sonra şimdi varmış bulunuyoruz. Yine de umutsuzluğa kapılmayalım, durumun vehametini göz önüne alarak Türkmen toplumuna başarılı ve yararlı bir sonuç elde edebilmemiz için hiç vakit kaybetmeden işi ciddîye alıp hemen çabalamaya kalkışmamız zorunludur. Kanımca, yukarıda bahsettiğim altı faktör, temelde baz olarak alınmalı ve her faktör, uzman kişilerden oluşan komisyonlarca detaylı olarak tartışılıp gözden geçirilmeli ve daha sonra, genel kurula sevk edilmelidir. Komisyon raporu uygun görüldüğü takdirde hemen yasalaştırılıp uygulanmaya geçilmelidir. Aksi hâlde, sonumuzu hiç aydınlık göremiyorum. Tanrı bizimle olsun.