1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Yeniden Yapılanma “Üniter yapı düzeni”

Nusret Demiral
HÜKÛMETÇE ileri sürülen varsayımlarla kamu düzeninde yeniden yapılanma için çalışmalar sürerken, Türkiye’de neler oluyor soruları fark edilecek şekilde üretilmeye başlandı.

Bizler, bu yönde yapılacak çalışmaların özellikle gelecekte tehlikeli görülen düşüncelerin bizleri Atatürk’ün üniter devlet görüşü çizgisinde, milliyetçilik kavramı değiştiriliyor mu, halkçılık kavramı içerisinde silinmeye mi çalışılıyor sorularına yönlendirdiğini düşünüyoruz.

Gene ATATÜRK’ün “NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE” sözündeki anlam mı değiştirilmek isteniyor diyoruz.

Acaba, Atatürk’ün “Cumhuriyeti bizler kurduk, sizler yaşatacaksınız” istemi değişik bir düşünceye mi çekilmek isteniyor? Atatürk “Bir milletin başarısı, mutlaka bütün millî güçlerin bir istikamette olmasıyla mümkündür, bu nedenle bilelim ki; elde ettiğimiz başarı milletin güç birliği etmesinden, ortak hareket etmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı başarı ve zaferleri gelecekte de tekrarlamak istiyorsak, aynı esasa dayanalım ve aynı şekilde yürüyelim” sözleri siyasîlerce önemsenmiy or mu?

İnsanların farklı yaşamaya dayanabilmeleri, çok çalışmaya, yorgunluğa katlanabilmeleri mümkün olduğu kabul görse de, haksızlığa, adaletsizliğe katlanmaları mümkün olmayacağı ve de, memleketimizin her şeyden önce hukukun üstünlüğünde, demokrasi, insan haklarında görmek en tabiî hakkımız olduğu da açıktır.

Böyle bir yaşam Türk milletinin Anadolu ve Trakya insanımızın en tabiî hakkı olduğunu da bilmeliyiz.

Yeni yapılanmaya girerken, Türkiye Cumhuriyeti’nin kamuda, kamu idare şeklinde, devletin ana vasıfları olan anayasamızda; “Toplumun huzur, millî dayanışma, adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı temel ilkelere dayanan demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti” çizgisinde, “Devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün teşkil ettiği, bayrağının ay yıldızlı al bayrak olduğu, millî marşının İstiklâl Marşı, Başkentinin Ankara olduğu” unutulmamalıdır. Dahası bu düzenin değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği bilinmelidir.

İşte bu sınır içinde devletimiz değişen ve gelişen dünyamızda, yeni ufuklar ararken oluşturacağımız yapılanma, hiç kimsenin ve devletlerin istemine dayandırılmamalıdır. Hele böyle yeni bir yapılanma Wilson prensiplerini, dahası bu prensiplerin getirdiği Sevr şartlarını taşımamalıdır. Dayatma olarak sunulan KOPENHAK kriterlerinden kaynaklanmamalıdır. AB uyum yasa istemleri ve bu istemin çerçevesinde olmamalıdır. Dayanak kendi örf, âdet, gelenek ve göreneklerimiz ile gazi ve şehitlerimizin kanıyla kurulan devlet yapısı bozulmadan seçilmelidir.

Asılda Türk insanının en önemli görevi, cumhuriyeti korumak ve yaşatmak olduğu için İstiklâl Savaşı yapılarak kurulan devletimizi parçalamaya çalışan vatan hainlerinin çabalarını boşa çıkartmak olmalıdır.

Çalışmalarımız ATATÜRK’ün sözlerini kendi yapımız içinde sergileyerek üniter devlet yapımızda, devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü korumak azmi çizgisinde olmalıdır.

Eylemlerimizi, Türkçe dilimizi bozmada, silmeden, soylara bölmeden Anadolu ve Trakya’da yaşayan insanımızın büyük isminin Türk olduğunu kabul ederek; “El birliği, gönül birliği ile Türk ulusal birliğini” yeni Türk devletlerini de içine alacak şekilde oluşturmalıyız.

Onun için sosyal, siyasî ve hukuk politikalarımızı adalet ve dürüstlüğü ön plânda tutarak yapmalıyız. Ben iktidardayım her işi kendi düşünce çerçevemde geliştiririm çalışmaları, hele kamu düzeni içinde böyle düşlerle iş yapmanın devletimizi büyük ölçüde yıpratacağını, ileride dönülmez bir yola sokacağını düşünmeliyiz. Dış devletlerin bizim kendimize zarar getirecek hareketlerimizi alkışlayacaklarını, faydalanmak için her yöne gireceklerini önceden görmeliyiz.

Lâik devlet düzenimizde de dinî mekân ile mülkî mekânın ayrılığını bozmadan yapılacak çalışmaların, her zamankinden daha görkemli bir şekil içinde tarihteki şanlı ve şerefli günlerle dolu milletimizi daha da yücelteceği görülecektir.

Dış mihrakların baskısı bizleri korkutmamalı, yıldırmamalı. Biz devlet olarak, millet olarak gizli tarihsel bir güce sahibiz. Çünkü damarlarımızda asil kan dolaştırıyoruz.

Ne Mutlu Türk’üm Diyene.