1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Yabancı Dil Çıkmazı (IV)

Kazım Yıldırım
TÜRKİYE'DE AKADEMİK UNVAN ALMADA KARŞILAŞILAN GÜÇLÜKLER ve YABANCI DİL ÇIKMAZI

Sonuç ve Öneriler

Hangi taraftan bakırılsa bakılsın, 2547 sayılı kanun, baştan aşağı yeniden ele alınmalıdır. Yönetim birimleri, akademik personel ve diğer alanlarda günün şartlarına, Türkiye'nin gerçeklerine uygun ve çağdaş dünyanın normlarını benimseyen bir hukuk metni oluşturulmalıdır. Şu andaki kanunun yönetim anlayışı; "zayıfı ezen", "güçlüyü koruyan" bir yapı arz etmenin yanında, akademik yükseltmelerdeki tavrı da sübjektiftir. idarî kademeleri yeniden temsil oranına göre yapılandıran, bütün öğretim üyeleri için geçerli olabilecek, objektif ölçülerin getirilmesini sağlayan yeni bir kanunî düzenlemenin, yapılmasının önemi kaçınılmazdır. Şayet mevcut unvanların korunmasında ısrar edilecekse, yardımcı doçentlerin, doçentlerin ve profesörlerin, bu unvanları, hangi objektif ölçüler içerisinde almaları gerektiği mutlaka belirtilmelidir. Objektiflik o derece sağlanmalıdır ki, keyfîlikler, sübjektif değerlendirmeler, ısmarlama jüriler ortadan kalkmalıdır.

Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi unvan ne kadar azaltılırsa, gelişme o derece sağlıklı ve dinamik olur. Bu açıdan Amerika Birleşik Devletleri ve diğer çağdaş ülkelerde olduğu gibi akademisyenlik unvanını doktora ile sınırlı tutmak, diğer unvanları yıllara göre yapacakları çalışmalarla değerlendirmek, en geçerli yol olacaktır.

Yabancı dil, ilim adamlarının yükselmesinde bir ölçü olmaktan mutlaka çıkarılmalıdır. Şu andaki sistemde yabancı dil, bilimden daha önemli duruma getirilmiştir. Bu yanlış bir uygulamadır. Burada ilim adamlarının yabancı ülke eserlerini incelemek amaçlanıyorsa, sadece ingilizce bilen bir akademisyen ingilizce eserlerinden, Fransızca bilen Fransızca bilen Fransızca eserlerinden istifa edebilecektir. Diğer ülkelerin mesalâ, Japonya'nın, Almanya'nın, Rusya'nın vb. eserlerinden istifade imkânı bulamayacaktır.

Oysa ilim adamları ve diğer araştırıcıların rahatlıkla istifade edebilecekleri, bir mütercim-tercümanlık bürosu kurulursa bu eksiklikler ortadan kalkmış olur. Büro, gelişmiş ülkelerin periyodik eserlerini Türkçe'ye tercüme ederek ilgililerin istifadesine sunmalıdır.

Akademisyenleri ingilizce öğrenmeye zorlamak yerine, bu yolla yapılacak tercümeler bilgiyi geniş alana yayma imkânı vereceğinden daha faydalıdır. Bununla beraber, yabancı dil konusunda, teşvik edici ve geliştirici yollar aramak lâzımdır. Yabancı dil, zorunlu değil gerekli olma lıdır. Meselâ her öğretim üyesinin, yaşına bakılmaksızın belirli aralıklarla yurt dışına gitmesini sağlamak lâzımdır. Böyle bir durum, öğretim üyelerinin, bir yandan bilgi ve görgüsünü, öte yandan yabancı dilini geliştirmesine vesile olur.

Öğretim üyeliğine atanma ve öğretim üyeliği unvanlarını yeniden belirlemek kaçınılmaz olmuştur. Öğretim üyeliğine yükseltilme ve atanmada ortak ve objektif şartların getirilmesi zorunluluk arz etmiştir. Her bir unvan için aranacak asgarî şartlar, kesin ve objektif olarak belirtilmelidir. Objektif ölçüler ne kadar sağlam belirlenirse, bu konudaki rahatsızlıklar da o derece ortadan kalkmış olur. Kaldı ki ülkemizin böyle bir çalışmaya şiddetle ihtiyacı bulunmaktadır. Yapılacak değişikliklerden Türkiye'nin kazançlı çıkacağı kesindir. Daha açık bir deyimle, öğretim üyeliğini, özel kişiler, sınıf ve zümrelerin tekelinden kurtarmak kaçınılmaz olmuştur.

Böylece, âdeta önü barikatlarla tıkanmış ilim adamlarımızın, hak ettikleri noktalara ulaşmaları sağlanarak, en değerli zenginlik kaynağımız harekete geçirilmiş olur. Değişikliğin gerçekleşmesi hâlinde, 2547 sayılı kanunun getirdiği "engelli koşu maratonu"ndan yorulan ve bıktırılan ilim adamlarımızın çalışmalarından herkes istifade edebilecektir.

Bize göre, yardımcı doçent ve doçent unvanlarına sahip öğretim üyelerinin mağduriyetlerinin giderilebilmesi için 2547 sayılı kanunun 23. maddesinin "Öğretim Üyeliğine Yükseltme ve Atama" şeklinde değiştirilmesi; 24., 25. ve 26. maddelerinin yürürlükten kaldırılması en iyi yol olacaktır. "Öğretim Üyeliğine Yükseltme ve Atama" tek bir maddede toplanmalıdır. Akademisyenlik doktora ile sınırlı tutularak, yardımcı profesörlük unvanı belirli yıl ve eser sayısından sonra herkese açık olmalıdır. Ön şartı, doktora ve tıpta uzmanlık olmalıdır.

"Sanatta yeterlilik" konusu üzerinde, ayrıcalık getirmesi dolayısıyla, daha detaylı düşünmek lâzımdır. Profesörlük, (mevcutların unvanları korunarak), bir zamanların "Ordinaryüs" unvanı gibi, çok istisnaî bir duruma getirilmelidir. istisna öyle olmalıdır ki, her üniversitede değil, Türkiye'de dahi sayıları sınırlı tutulmalı ve gerçekten bilim, icat ve buluşlarıyla, uluslararası üne sahip olanlara verilmelidir. Bu amaçla söz konusu kananun aşağıdaki şekilde değiştirilmesi uygun olacaktır.

Örnek Tasarı:

2547 sayılı Kanunda öğretim üyelerinin önünü açmak ve yeni bir atılım getirebilmek üzere, düşündüğümüz anlamda yapılabilecek bir değişiklik için şunlar önerilebilir.

Değişiklik:

2547 SAYILI YÜKSEKÖĞRETiM KANUNUNUN 24., 25. VE 26. MADDELERiNiN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI VE 23. MADDENiN DEĞiŞTiRiLMESi HAKKINDA KANUN TASARISI

Öğretim Üyeliğine Yükseltme ve Atama

MADDE: 23- Öğretim üyeliğinin temeli yurt içinde alınmış doktora, sanatta yeterlilik, tıpta uzmanlık veya yurt dışından alınmış olup da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulunca tespit edilmiş derecelerdir.

Öğretim üyeliklerinden birine yükseltilebilmek için üniversite veya Yüksek Teknoloji Enstitülerinin her yıl, mart ve eylül aylarında ilân etmek zorunda oldukları boş kadrolara başvurmak ve bu kadroya atanmış olmak zorunludur.

Her bir unvan kademesi için yapılacak terfi ve atama işleminde adayların yaptıkları her bir bilimsel çalışmalarını iki puan, mesleğindeki kıdemini bir puan üzerinden değerlendirmek üzere, ilgili birimin yönetim kurulu, müracaat eden adayların önünde, alanıyla ilgili öğretim üyeleri arasından, adayların bizzat kendileri tarafından çekecekleri kura ile bir jüri kurar. Jüri üç öğretim üyesinden oluşur.

Jüri üyelerinin denk veya bir üst unvana sahip olması ve bu üyelerden en az ikisinin o üniversite veya Yüksek Teknoloji enstitüsünün dışından olması şarttır. Jüri, kadrolara müracaat eden birden fazla elemanların yukarıda belirtilen esaslara göre puan durumunu değerlendirir; atama puan üstünlüğüne göre yapılır. Müracaat eden adayın tek kişi olması hâlinde, atamanın gerçekleştirilmesi zorunludur. Eşit puanlı üyeler olması durumunda jüri, eserlerin niteliğine göre tercihte bulunmak üzere görüşünü belirtir. Atama bu görüşlerdeki oy çokluğuna göre yapılır. ilân ve atamalarda özel nitelik taşıyan hususlara yer verilemez.

Asgarî şartlardaki puan üstünlüğü göz önüne alınarak jüri tarafından en geç 30 gün içinde hazırlanan raporların ilgili birimin yönetim kurulunca, adayların atamaları yapılmak üzere rektörlüğe sunulur. atama rektörün onayıyla gerçekleşir.

Her bir unvan kademesi için aranması gereken asgarî şartlar:

a) Yardımcı profesörlük veya doçentliğe yükseltilmede aranacak şartlar;

1) Doktora, sanatta yeterlilik veya tıpta uzmanlık derecesine sahip olmak,

2) Doktora veya buna eşdeğer bir dereceyi aldıktan sonra mesleğiyle ilgili alanlarda en az üç yıl çalışmış olmak,

3) Üniversitelerarası kurulca her yıl ocak ayı sonuna kadar belirlenecek ulusal ve uluslararası dergilerde, günün şartlarına göre Yükseköğretim Kurulu tarafından yönetmelikle belirlenecek, her branş için tespit edilen asgarî seviyede yayın yapmış olmak,

4) Üniversitelerarası kurulca, her branş için belirlenecek asgarî seviyede bilimsel faaliyetlere katılmış olmak,

5) Doçentlik (yardımcı profesörlük) kadrosuna atanmış olmak.

b) Profesörlüğe Yükseltilmede Aranacak Asgarî Şartlar:

a) Doçentlik unvanını aldıktan sonra yurt içinde veya yurt dışında en az beş yıl bir üniversitede çalışmış olmak,

2) Üniversitelerarası kurulca her yıl ocak ayı sonuna kadar belirlenecek ulusal ve uluslararası dergilerde, günün şartlarına göre Yükseköğretim Kurulu tarafından yönetmelikle belirlenecek, her branş için tespit edilen asgarî bir yayın yapmış olmak,

3) Alanıyla ilgili en az bir kitap, ders kitabı yazmış olmak ve Üniversitelerarası Kurulca belirlenen asgarî seviyede bilimsel faaliyetlere katılmak,

4) Adayın yayınlarına, Üniversitelerarası Kurulu tarafından belirlenen asgarî seviyede, başka bilim adamlarınca yapılmış atıfların bulunması,

5) Bir profesörlük kadrosuna atanmış olmak gerekir.

GEÇiCi MADDE 1- Son bir yılı yardımcı doçent olmak üzere, bir yükseköğretim kurumunda en az beş yıl öğretim görevlisi veya okutman olarak çalışmış olanlarla, en az iki yıl ve daha fazla yardımcı doçent unvanı ile çalışmış olanlar, kanunda belirtilen yardımcı profesörlük (doçentlik) şartları aranmaksızın, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bulundukları yükseköğretim biriminde, kazanılmış hak aylık dereceleriyle birlikte, yardımcı profesörlüğe (doçentliğe) atanırlar.

GEÇiCi MADDE 2- Doktora veya tıpta uzmanlık unvanı almış veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilecek belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olanlardan, bir yükseköğretim kurumunda en az on yıl öğretim görevlisi veya okutman olarak çalışmış olanlar, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, kadrolarının bulundukları yükseköğretim birimine atanmak üzere yardımcı profesörlüğe (doçentliğe) başvururlar. Bu başvuruda yardımcı profesörlük (doçentlik) için aranan asgarî şartlar dikkate alınmaz.

Yürürlük:

MADDE 1- Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 24., 25. ve 26'cı maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 2- Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme:

MADDE 1- Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.