1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Vefatının 65.Yılında Atatürk'ü Özleyiş

Orkun
TÜRK milleti Atatürk’ü kaybedeli 65 yıl oldu. 65. ölüm yılında onu minnet ve saygı ile anıyor, mânevî huzurunda saygı ile eğiliyoruz.

Ve Atatürk’ü her geçen gün daha çok özlüyoruz.

Özlüyoruz; çünkü, Türklüğün 20. yüzyılda yetiştirdiği en büyük kahramandı. Haklı şöhretini, savaş meydanlarında, askerî dehâsının gücü ile kazanmıştı. En ümitsiz ve en çaresiz günlerde, emperyalizme karşı azimle ve cesaretle dikilmişti. İmkânsız sayılan her şeyi iradesi ile başarmış, bütün dünyanın saygısını ve hayranlığını kazanmıştı. Hiç şüphesiz büyük bir asker ve büyük bir kumandandı. “En büyük Harbiyeli” sözü boşuna söylenmemiştir.

Onun bulunmadığı bir Millî Mücadele düşünülemez ve onun olmadığı bir Millî Mücadele de kazanılamazdı.

Onu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olduğu ve bu yeni devl etin sağlam temellerini maharetle attığı için özlüyoruz. Türkiye’nin onun dönemindeki büyük itibarı ile bugünkü hazin durumunı kıyasladığımız zaman, aradaki elem verici farkı daha iyi anlıyoruz.

Atatürk’ü, büyük bir Türk milliyetçisi olduğu için daha çok seviyoruz.

Atatürk’ün milliyetçiliğinin lâftan ibaret olmadığı gün geçtikte daha iyi anlaşılıyor. Soy ve kültür unsurlarını dengeli şekilde bağdaştırarak, Türk milliyetçiliğine yeni bir hız vermesini övünçle hatırlıyoruz. Türk kültürünü araştırmak ve geliştirmek için yepyeni kuruluşlar meydana getirmesini, onların çalışmalarını yakından takip etmesini ve yol göstermesini, milliyetçiliğimiz için büyük bir kazanç olarak telâkki ediyoruz.

Dönemindeki Batılı yazarların, onu “Bozkurt” olarak anmalarının, Atatürk dönemindeki Türk paralarının Bozkurt figürleriyle süslenmesinin, Hatay’ın anavatan sınırları içine alanmasının ve dünya Türklüğü için de hazırlıklı olmamız gerektiğini söylemesinin, milliyetçiliğimizin altın sayfalarını teşkil edişi hâfızalarımızdan asla çıkmamalıdır.

Yine milliyetçiliğimizin vazgeçilmez bir gereği olarak, Türk milletini yükseltmek, çağdaşlaştırmak ve en ileri düzeye ulaştırmak için verdiği mücadele, onun değerini daha da artırmaktadır. İki yüz yıl devam eden “muasırlaşma” hamleleri, Atatürk’ün sarsılmaz gücüyle son şeklini almış, kısa zamanda meyvalarını vermiştir. Onun kurduğu müesseseleri verimli işletememe ve sonra satışa çıkarma, onun döneminde yapılmış demiryollarına bir metre dahi ilâve edememe aczini göstermek gibi düşkünlükleri Atatürk’ün aziz hâtırasına yapılmış saygısızlıklar olarak görüyoruz.

Onu şimdi daha çok özlüyoruz; çünkü, onun devlet terbiyesine, millî şahsiyete ve millî haysiyete gösterdiği riayetin neredeyse tamamen silinip gittiğini ve devlet adamlığının günümüzde düştüğü mevkii gördükçe.

Atatürk’ün temkinli cesareti, uzak görüşlülüğü, iradesi gibi hasletleri günümüz kadrolarında bulamamak bizler için ayrı bir üzüntü kaynağı oluşturuyor.

Onu gittikçe daha çok özleyişimizin bir sebebi de bu.

Mustafa Kemal Paşa, Gazi ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi bir şahsiyetin Türk milletine armağan olduğunu düşünüyoruz. Bu vasıflara malik bir kurtarıcının gelecekte yine zuhur etmesini -ne kadar hayâl olsa da- ümitle bekliyoruz. Bu ümit, Türk milletinin kalbinde dağlar kadar büyüktür.

Atatürk’ü, yeni Atatürkler çıkaramamış olmanın hüznü içinde özlüyoruz.