1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Vefatının 64. Yılında Mehmet Âkif Ersoy

İstiklâl Marşı’nın yüce şairi M. Âkif ERSOY’un çok sevdiği vatanından ve edebiyat âleminden ayrılışının 64. yılındayız.

Yüce şair 1873 yılında İstanbul’da doğdu. 1936 yılının Aralık ayının 27’sinde soğuk bir kış günü bu fani dünyaya gözlerini kapadı.

Yüce şair, bu 64 yıllık ömründe şahsına hiçbir leke getirmemiş, inandığı gibi yaşamış ve öylece bu dünyadan ayrılmıştır. Âkif’in Kurtuluş Savaşı adını verdiğimiz Millî Mücadele yıllarında yaptığı hizmetlerle de yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin oluşmasında da önemli hizmetleri olmuştur. M. Âkif ERSOY Millî Mücadele kazanıldıktan sonra ihmal edilmiş fakat asla saygısızlığa uğramamıştır. Bu büyük milletin büyük marşını yazan yüce şairini necip Türk milleti asla unutmamıştır. Çünkü M. Âkif ERSOY unutulacak bir insan değil, biz de O’nu unutacak nesil değ iliz.

İstiklâl Marşı’nın yüce şairi M. Âkif ERSOY’un yurda döndüğü 17 Haziran 1936 çarşamba günü O’nu bir beyaz vapurda Galata rıhtımında karşılayan ve vefatında onu Türk bayrağına sararak toprağa veren değerli ilim adamı, yazar, şair, diplomat, büyük Türk milliyetçisi merhum Dr. Fethi TEVETOĞLU’ndan bizzat dinlediğim M. Âkif’le ilgili hatıralarının en heyecanlısını bu yazıda tekrarlamak istiyorum.

M. Âkif ERSOY yurda döndükten sonra İstanbul’da Beyoğlu semtinde Mısır apartmanına yerleştirilmişti. Burada vefatına kadar 6 ay süre ile yaşamıştır. Okul çıkışlarında ve hafta sonlarında zamanının çoğunu Âkif’in yanında geçirmiş olan Dr. Tevetoğlu âdeta onun protokol memurluğunu yapmıştır. 27 Aralık pazar günü Âkif’in durumunun ağırlaştığını gören Tevetoğlu, ruhunu teslim ettiği an kendisinin durumdan haberdar edilmesini söyleyerek evden ayrılmıştır. Beklenen an gelmiş ve bana ifade ettiğine göre 1936 yılının Aralık ayının 27’si pazar akşamı saat 19.55’de yüce şair hayata gözlerini yummuştur. Daha sonra durumu öğrenen Dr. Fethi Bey Büyük Türk Milletinin İstiklâl Marşını yazan bu yüce şairin artık bu dünyadan ayrıldığını duyurmak için bir grup arkadaşı ile birlikte fakültelere dağılmışlardır. 11 arkadaşıyla gitmiş, 11 bin sevdalı ile birlikte Âkif’in manevî huzuruna geri gelmiştir.

Beyazıt Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra O’nu görevlilere teslim etmeyerek 11 bin sevdalı insan yüce şairine son görevini yapmak üzere naaşını omuzlarda değil elleri üzerinde taşımak suretiyle Edirnekapı Şehitliğine getirmişlerdir. Yapılan kısa konuşmalardan sonra “Şimdi sana asker oğlun hitap edecek” diyerek Dr. Fethi Bey mezarı başında son hâtırasını da sona erdirmiştir. Âkif mezara verileceği sırada, ilerde yapılacak bir büst için başucundan kefeni çözdüklerinde Âkif’in sağ yanağından çenesine doğru akan kana şahit olan Dr. Fethi Bey’in dudaklarından İstiklâl Marşı’nın şu dizeleri dökülüvermişti.

“Canı cananı bütün varımı alsın da Hûda

Etmesin tek vatanımdan beni Dünya’da Cûda.”

Âkif’i diğer fanilerden ayırmak suretiyle O’nu kefeni üzerine Türk bayrağına sararak baş ucundan Dr. Fethi Bey, ayak ucundan ise arkadaşı Maraşlı Abdullah bey tutmak suretiyle beraber bayrağa sarılı olarak toprağa vermişlerdir.

Şimdi ikisi de hayatta olmayan Dr. Fethi Bey ile yüce şairin yerlerinin ve mekânlarının cennet olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederek ruhları şad olsun der, aziz hâtıraları önünde saygı ile eğilirim.