1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Türkler uyanın artık!

Dr. Akif Poroy
“Türkler uyanın artık!” demek, ülkenin bugün geldiği noktada pek abartılı bulunmasa gerek! Sevr Antlaşması’nı imzalamak zorunda kaldığımız 1920’den beri Türkiye’nin egemenliğinin hiçbir zaman bu kadar tehlikede olmadığı görüşü yaygınlaşmakta.... “Artık herkes uyansın ve uyuyanları uyandırsın.” demek gerekiyor.

Her şey hepimizin gözünün önünde oluyor. Özellikle dostumuz (!) ve NATO dolayısıyla müttefikimiz olan Avrupa Birliği ülkelerinin dayatmalarını ve bizi bölmek için nasıl uğraştıklarını artık görün.

Türkiye nasıl sömürgeleştirilmek isteniyor, bunları göremiyor musunuz? Siyasetçi veya toplumbilimci olmanıza gerek yok. Televizyon ve günlük gazetelerde neler yapıldığı açıkça görülüyor. Atatürk’ün gençliğe hitabesinde yazdığı gibi acaba bizi idare edenler, yani ilgili ve bilgili olması gerekenler, acaba gaflet ve dalâlet içinde mi? Düşünmek dahi istemiyorum, fakat Atatürk’ ün işaret ettiği daha kötü durumlara mı yaklaşıyoruz?

Bazı acı noktaları gözümüzün önüne sermeden, önce kimlikten konuya girmek istiyorum. Çekoslovakya, Yugoslavya neden bölündü? Bir düşünün! Globalleşme hikâyesini anlamaya çalışın. İpe sapa gelmez bir kimlik tartışmasıdır gidiyor! Yok alt kimlik, yok üst kimlik. Entel geçinen sözde aydınların safsataları sonucu “BEN TÜRKÜM” demek bile neredeyse ırkçılık ve şovenistlik olarak algılanıyor. Bir kısım medya ve basın nasıl olur da yeteneksiz zavallı bir kitap hırsızının Türklüğe, Türk tarihine iftira atmasını alkışlar?

Kimliğin, altını üstünü en çok karıştıran, bir beyanatı birini tutmayan kim? Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en önemli makamlarının birinde oturan biri nasıl böyle tutarsız ve sorumsuz konuşmalar yapabilir? Yoksa gerçekten cahil mi? Türk tarihini bilmiyor mu? Evet belki o, ne yaptığının farkında değil. Fakat biz artık bu acayip gidişatın ne olduğunu kendimize ve birbirimize sormalıyız.

1924 Anayasası’ndan beri, yapılan bütün anayasalarda “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” sözcüğü kullanılıyor. Bugün yürürlükte olan 1982 Anayasasın da da durum aynıdır. Binlerce yıllık şanlı Türk tarihi ve Türk kimliğini kıskansalar da, kimsenin leke sürmeye hakkı yoktur.

2006 yılı başında artık Türklüğe yapılan şerefsizce saldırılardan herkes, bütün vatandaşlar rahatsız olmaktadır. Türk geleneğinde, değişik kökenden ve dinden gelen insanlar, daima hoşgörü ile yüzyıllardır toplumumuzun parçası olmuştur. Türk dili, kültürü çerçevesinde aynı örf ve âdetlere ve dine sahip olan insanlarımız, Atatürk’ ün çizdiği çerçevede aklıselim sahibi bir millet olarak muasır medeniyetler seviyesine ulaşma çabasında didinmektedir.

Belki dost sandığımız yabancıların bize karşı giriştikleri kalleşçe mücadeleyi bir menfaat çatışması olarak görebiliriz. Fakat içimizdeki hain aptalları, dış güçlerle işbirlikçileri anlamak mümkün değil!

Sevr’e gelirken savaşmıştık. Şimdi ise savaşmadan ve sıradan vatandaş ne olup bittiğini anlamadan, teslim oluyoruz. Egemenliğimiz gidiyor! Türkiye büyük bir tehlikeye sürükleniyor. Artık herkesin uyanıp ülkemize sahip çıkması gerekiyor. Çanakkale’de, Kurtuluş savaşında, Anafartalar’da, Sarıkamış’ta şehitlerimiz boşuna mı öldü?

Diyelim ki iktidar yeteneksiz, tarihi gerçekleri bilmiyor! AB ne isterse şirin gözükmek için her şeyi imzalıyor. Kıbrıs’ta katliama uğramış olan Türkler unutuldu. AB uluslar arası antlaşmaları hiçe sayarak Güney Kıbrıs’ı AB’ ye kattı. Ya sözde Ermeni soykırım iddiası? Avrupa Birliği muktesebatı ile bu hükûmet, bu yalanı da kabul edecek mi? Sonra tazminat ve toprak talepleri...

Affedersiniz, muhalefet nerede bu ülkede? Muhalefet basına ve televizyon kanallarına giremiyor, onları aşamıyor. Baksanıza muhalefetteki siyasî partilerin yetersizliği karşısında söz Demirel’ e kaldı. “İktidarın ekonomik iyileşmeden söz edemeyeceğini” belirten Demirel “Bana 3 sene içinde yapılmış bir fabrika bile gösteremezler” diyor. Burada, onun Ecevit’le beraber ülkede ne sıkıntılar yarattığını unutmadığımızı vurgulamak gerekir. Evet, son 3 yılda, Ankara Ticaret Odası’nın belirttiğine göre, 2003’ten beri iç borç 41.3 milyar dolar, dış borç 19.5 milyar dolar artmış. Toplam borç 345.9 milyar dolar. Eh, bu da Erdoğan Hükûmeti’nin marifeti!

Enerji Bakanı Sayın Hilmi Güler’ in de marifeti var sanki. Ruslarla doğalgaz fiyatlamasını doğru yapmadığı, AB ülkelerine 240 dolara satılan gazın Türkiye’ye metreküpü 260 dolardan satılmasını sağladığı ve kamuoyunu yanlış bilgilendirildiği iddia ediliyor. Acaba bu Bakan’ı Yüce Divan’da yargılayacak güç var mı Türkiye’de? M3 teki 20$ fark acaba neden? Yukarıdaki iki örnekten anlaşıldığı üzere, bu hükûmet hepimizin cebine elini sokuyor. Yabancıların mülk edinmesini düzenleyen kanunu gece yarısı yangından mal kaçırır gibi aceleyle Meclisten geçirdiler. Yurt dışına göç etmiş yabancı tâbiyetteki Türkler için iyi bir fırsat. Avrupalı emekliler de güzel bir iklimde yaşamak için bir daire veya ev alabilir. Bunu da anlarız! Ancak bu kanunla 30 hektara kadar toprak satılabilecek. Yabancı gelip acaba bu kadar büyük araziyi alıp ne yapacak? İnsanın midesi bulanıyor, diyenler var doğrusu!

Avrupa Birliği dayatmalarıyla başlatılan etnik temelli tartışmalar Türkiye’nin altını oymaya devam ediyor. Güney Doğu’ da kışkırtılan bölücülük ve ırkçılık hareketini Doğu Karadeniz’de de kaşımak istiyorlar.

Tüsiad Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç’un Van Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın’ın yargılanmasına ilişkin sözlerine, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sert bir yanıt vermesinin ardından savcılık tarafından inceleme başlatılmasına ilişkin girişimler... Hemen ardından Türk Sanayicileri ve İş adamları Derneği başkanı Ömer Sabancı’nın: “Koç’un arkasındayız”! mesajı ve hemen tornistanlar ve işin tatlıya bağlanması. Hukuk herkese lâzım! Napolyon efendi ne demiş: “para, para, para”!

Hükûmet sallanıyor mu? Tek başına iktidarız diye böbürleniyorlar, % 30 oyla. Otoritelerinin olmadığını Dehap’ lı 56 belediye başkanı Türkiye aleyhine yayın yapan Danimarka’daki TV’ nin yayınının durdurulmamasını isteyerek, gözler önüne serdi! CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman: “ DTP üyesi 56 belediye başkanının terör örgütüne yandaşlık yapmaları suçtur. Başbakan’ı ve İç işleri Bakanı’nı göreve davet ediyorum. Haklarında derhal idarî ve yasal prosedür başlatarak görevden alınmaları sağlanmalıdır”. dedi. (31.12.2005) Bakalım ne olacak! Hükûmetin bu belediyelere karşı bir gücü var mı? Göreceğiz ! Eğer Hükûmet ses çıkarmıyorsa, aynı doğrultuda düşünüyor demektir. Bu hükûmetin ne yaptığını anlamak mümkün değil.

AB Parlâmento Komisyon Eşbaşkanı Ragendijk, Türk ordusuna hakaret ederken, karşı çıkan Hukukçular Birliği’ni bizim Diş İşleri Bakanı’mız A. Gül “kışkırtıcı” olarak tanımlıyor. Oldukça tuhaf bir tanımlama! Halbuki Tüpraş, Galataport, Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenmek istenen Türkiye aleyhtarı Ermeni Konferansı, Orhan Pamuk, Joost Lagendijk için yapılan suç duyurularında Hukukçular Birliği ön plandaydı. “Patrik Yunanistan’a” diyerek açtıkları imza kampanyasında 1 milyon 900 bin imza toplayarak Türk halkının hissiyatına tercüman olanlar gene bu şerefli hukukçulardı. Türklüğü aşağılamaya çalışanlara, Türkiye’nin değerlerine dil uzatan iç ve dış düşmanlara hukuk düzeyinde cevap vermek isteyen onlardı. 700 avukatın oluşturduğu bu sivil toplum örgütünü alkışlamak gerekir.

Herkes onlar gibi Türkiye’ye sahip çıkmalıdır. Burada birkaç noktaya değindim. Türkiye için, uyanmamızı gerektiren yüzlerce neden var ! Aydınlanmamız için en azından Orhun Kitabeleri’nde neler yazdığını ve Atatürk’ün gençliğe hitabesini mutlaka herkesin okuması gerekir. Gün aydın olsun hepimize...