1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Türkiye’nin çelişkili politikası karşısında şaşıran Türkmenl...

Nefi Demirci
2006 Ağustos ayının ilk haftasında Türkmen milletvekilleri, Dışişleri Bakanlığı tarafından Türkiye’ye davet edilmiş, bizlerden de birkaç kişi İstanbul’da yat gezisinde buluşmak üzere davet edildik. Lüfer yatında buluştuk. İTC başkanı ve milletvekili Sadettin Ergeç ve Dışişleri Bakanlığından yetkili kişiler. Ciddî bir konu konuşulmadı, davete milletvekillerini ve yetkilileri dinlemek düşüncesi ile gitmiştik. Dikkatimi çeken konu şu oldu, önemli konuları içeren bugünkü durumun değerlendirilmesi yerine, daha çok bir gösteriş, dostlar bizi alışverişte görsün. Ve yine adı bende saklı olmak üzere gelen milletvekillerinden birisi, bana dönüp, bizler burada birbirimizin yüzüne gülüyoruz, dışarıda kimse kimsenin yüzüne bakmıyor. Birlik içersinde olan sadece üç milletvekili, değişik partilerden seçilerek meclise girmişler, partilerine ters düşmeden, nereye kadar birlikte olurlar, o da şüpheli!

21 Ağustos’da Ankara’da, durum değerlendirmesinde bulunmak üzere, İTC. Başkanlığından bir davet aldık. Toplantıda, Avrupa’nın bir çok yerinden, değişik dernek ve kuruluşlara ait Türkmenler de vardı.

Sıcak ve samimî bir ortam, uzun zamandan beri görmediğimiz hemşehrilerle hasret giderdik.

ITC. Başkanı Sadettin Ergeç beyefendi açılış konuşmasında. “8 milletvekilinin davet edildiğini, 7’sinin bu davete icabet ettiğini, bu toplantıya da benimle birlikte iki milletvekilinin katıldığını, amacımız siz değerli hemşehrilerimizle fikir alışverişinde bulunmak ve herkesin eteğindeki taşı dökmesini istedik” diye başladığı sözlerine devamla, 2005 yılında ilk genel seçim yapıldı, sonuçlar hayâl kırıklığı yarattı, bu seçimden çok ders alınması gerekli idi. İTC. 10. yılında kurultay yaptı, hesap verdi. İTC. En büyük örgüt olduğunu gösterdi, birleştirici, uzlaştırıcı rolü olmuştur. Amblemi sembol olmuştur. Bizim dağınık olduğumuzu söyleyen, eleştirenler, yabancı misyonerler gibi davranıyorlar, konuşuyorlar, biz isteseydik 20 milletvekili çıkarırdık. Birliğe ihtiyacımız var, o da kalem sahiplerine düşer İTC’nin hataları vardır, düzeltilmesi sizlere aittir, sorumluluk hepimize aittir. Öneriler verin. Toprağın üzerinde güç konuşuyor, sayı konuşuyor. Kerkük Kürdistan olursa ne olur? Ben onu kabul etmiyorum.

Daha sonra, Orhan Ketene, Savaş Nurettin, Kürşad Çavuşoğlu, Ali Yılmaz, Nihat Bayatlı, İbrahim Rauf, Fuat Bacalan, Abdulkerim Abdullah, Cüneyt Avcı, İslâm Nureddin, Aydın Bayatlı, Remzi Casım ve ben fikirlerimizi önerilerimizi konuşmalarımızda belirttik.

Sayın Baş kanın isteği doğrultusunda önerilerim ve yapıcı eleştirilerimi içeren konuşmamda, özet olarak şu noktaları dile getirdim:

1. Amaç nedir?

2. Amac gerçekleştirmek için ne gibi tedbir alınmış, alınma hazırlığı var mıdır? Varsa nedir?

3. Irak halkı tarafından kabul edilip BM. ABD tarafından onaylanan ve Türkiye tarafından da uygun görülen Irak Anayasası’ndaki Kerkük’ün 2007 yılında statüsü hakkındaki uygulamanın, İTC tarafından reddedileceği veya engelleneceği Sayın İTC Başkanı tarafından sık sık dile getirilmekte, bu durumda:

a. Referanduma katılmama hâlinde ne gibi hukukî bir kazanım elde edilir?

b. Nüfus sayımından sonra, eğer yapılacaksa, son seçimlerde alınan oy sayısına yakın bir sayı çıkarsa o zaman referanduma katılıp katılmama ne ifade eder? Kaldı ki Türkiye bu konuda net olarak tavrını ortaya koymadığı gibi “Kerkük konusunda karar veren oranın halkıdır” demektedir.

c. 2007 yılında istenmeyen bir durumla karşı karşıya kalındığını varsayalım. “Biz bunu kabul etmeyiz” demenin ötesinde her hangi bir plânınız var mıdır? Varsa nedir?

Konuşulan “özel statü” (ki, bu Türkiye’nin, Kerkük’ün Türk kimliği göz ardı edilerek ortaya atılmıştır. Arapların petrol paylaşımındaki çıkarlarına uygundur) Araplarla iş birliği, tahakkuku hem zor, hem de Türk kimliğine ve Türk’ün olan topraklara yarar sağlamaz, elden gitme kapısı daha da açılır.

O zaman ne yapmalı?

1. Türkiye’nin, bugüne kadar açık, net istikrarlı ne Irak ne de Türkmen politikası olmuş. Türkiye’yi açık, net Türkmen politikasını ortay koymaya, garantör olarak arkasında olduğunu beyan etmeye davet etmeli.

2. Irak’ın 1991-1992 yılından bu yana, olmayan toprak bütünlüğünü savunmaktan, istemekten vazgeçmeli.

3. Türkmenler amaç olarak Türkmeneli topraklarının bütünlüğü için çalışmalı, amaçlarını o yönde geliştirmeli, Türkmeneli bayrağı altında, Kürtlere ne hak verildiyse onu istemeli, çalışmalı, hazırlık yapmalı ve bir an önce bunları gerçekleştirmek için de hakkını hukukunu elde etmek, savunmak için silâhlanmalıdır.

Mazlum rolüne bürünerek, haksızlığa uğradık demekten ve mazlumlar gölgesine sığınarak hak istemekten vazgeçmeli, zira hak verilmez, alınır.

4. Türkmenli toprakları dışında siyasî ağırlıklı âhenkli ve uyum içinde, tâyin edilecek amacı gerçekleştirmek için lobiler kurmalı Bu görev Türkiye’de ve Avrupa da bulunan sivil toplum kuruluşlarına düşer.

Konuşmamı birkaç hatıramı anlatarak ve Türkiye’nin bu güne kadar Türk millî çıkarları doğrultusunda bir politikasının olmadığını vurgulayarak bitirdim.

Ama gel gör ki sonuç bildirisinde bunlar yer almadı.

İTC Başkanı Sadettin Ergeç beyefendinin yukarda sözü edilen konuşmalarında, “seçimlerden sonra hayâl kırıklığına uğradık, çok ders alınması gerekir” dediler, ders alındı mı? Bize gelen haberler ve Türkmeneli TV’de gördüklerimiz, hâlâ ciddî bir hazırlık ve girişim yok dört kuruluşun dışında kalan diğer siyasî kuruluşlarla iş birliği, güç birliğine gidilmemiş, ama konuşmalarında İTC’nin büyük örgüt olduğunu söylemişlerdi, büyük örgüt halkını kucaklayandır, bana ters geldiniz, sözde bütün Türkmenlerin olan TV’de “sizlere yer yok!” demek, hangi büyüklükle bağdaşır. Bir an önce az da olsa bulunan siyasî düşüncedeki ihtilâfları çözmek, yabancı kalemlere imkân vermemek için, en büyük ve teşkilât olan İTC’ye düşer, bir an önce halk bunu beklemektedir. Birlik, beraberliğin sağlanması çağrı ile değil, fiilî girişimle olur.

Bence önemli bir konu da bayraktır, Türkmeneli bayrağı Telafer’den Mendeli’ye kadar uzanan topraklarda yaşayan bütün Türkmenlerin bayrağıdır, iki çizgi arasında gök mavisi ayyıldızlı bayrak bütün Türkmenlerindir, altı yıldızlı hilâlli mavi bayrak, İTC amblemidir ve o kuruluşa aittir, sembol hâline geldiği doğrudur.

Görüldüğü gibi Başkanın da ifade buyurdukları gibi eksikler varsa düzeltiriz ve ben kimseden emir almam sözleri, acaba yerine geldi mi? Var olan eksiklikler düzeltilip giderildi mi?

Gelişmelere bakarsak ve son AKP ve CHP milletvekillerin konuşmalarını dikkatlice incelersek, politikacıların ağzı ile pek ümitli olmadıkları anlaşılıyor, ama oldukça detaylı bir rapor sunmuşlar, Türkmen siyasî kuruluşları arasındaki ihtilâfları ve bizlerin yıllar önce önerdiğimiz, dosya hâlinde yetkililere habur kapısının kapatılması ile ilgili istek ve öneri bu rapora eklenmiş. Umarım Kürdistan’ın kurulmasında büyük katkısı olan, Türkmenleri âdeta göz ardı edenler bu önerileri nazar-ı itibara alırlar. Habur kapısı kapatılır, hava yolları dâhil bir çok ticaret kontrol altına alınır ve ikinci kapı (ovaköy) açılır.

Türkmenler arasında ihtilâf var ve bunu dile getirmek yapıcı bir davranış değildir, bunun yerine, her ne kadar ben buna karışmıyorum dense de, gerçekler öyle değil, en canlı örneği Türkmeneli TV’nin tek yanlı yayınları, âdeta bir partinin propaganda aracı.

Bütün bu yorum ve yazılar sahada çok güç durumda çalışanları, kelle koltukta olanları, koltuk kavgası şeklinde yorumlamak haksızlık olur. Yol haritası yanlış, hazırlayanlar……..!

Yıllardan beri yazdıklarımız, söylediklerimiz bütün çıplaklığı ile ortada Türkiye’nin Türkmen veya Kerkük politikası yok, kanıt basit, 5 aydır Irak Özel temsilcisi Büyükelçi Sayın Oğuz Çelikoğlu Kerkük’e veya diğer Türk bölgelerine gitti mi? Olan bitenleri yerinde görerek mi değerlendiriyor? Yoksa toplanan tek yanlı bilgilere dayanarak mı Türk kimliğini ve Türkmenlere ait toprakların elden gitmesine zemin hazırlayacak, neden olacak özel statüyü destekliyorlar ve İTC de Irak’ın birliğini bütünlüğünü savunduğu gibi, tahakkuku zor olan bu projeye kendi kimliğinin ilerisini görmeden veya görmezlikten gelerek evet diyor.

Dışişleri Bakanımız Talabanî’nin son beyanatından sonra verdikleri demeçte, tedbirler alınır demektedirler, ümit ederim alınır, PKK’nın kökü kurutulur ve büyük Kürdistan’ın yapılanmasının önü kesilir, Kerkük de kurtulur. Başta İTC ve diğer siyasî kuruluşlar 2007 yılı için ne hazırlık yapmış merakla ve endişe ile beklenilmekte.

Ve

85 yıldan beri bütün olumsuz baskılara dayanan, dilini, kültürünü koruyan, korumasını bilen bu asil ve çilekeş millet, dün olduğu gibi bugün de ve daha sonra da siyasî haklarını elde edecektir, buna mecburdur, halk, önderlerinin çevresinde toplanmış kanımızın son damlasına kadar hazırız demektedirler, haykırmaktadır. Er-geç tek çatı altında toplanacaklardır, son gelişmeleri takip edenler, gönül birliği, iş birliği içinde amaçları doğrultusunda el ele verdiklerini ve tek bayrak altında toplandıklarını kıvançla, gururla görmektedir.

Temennim ve duam, şaşkınlıktan kurtulan, kurtulma yollarını arayan ve bulan, çilekeş, sabırlı, metanetli ve azimli Türk milletinin kopmaz bir parçası olan Türkmenleri, gerçek yüzü ile görmesidir, sayın Dışişleri Bakanımızın dedikleri gibi, Irak politikası bundan sonra Bağdat üzerinden değil, Kerkük’ten geçer, Türk Kerkük’ün, Telafer’in Türk olan topraklarından geçer ve sayın Başbakanımızın buyurdukları gibi, Türkmenler beceremedi bundan sonra ayakları üzerinde durmayı öğrensinler, doğrudur ayakları üzerinde duruyorlar sayın Başbakanım ve bir çatı altında millî mücadeleleri yolunda birleşiyorlar ve “ergeç” haklarını elde edeceklerdir, yeter ki, millî menfaatlerimiz doğrultusunda millî politikamız Türk toprakları esas alınarak plânlansın, yol haritamız ona göre hazırlanıp uygulansın.

Türkmeneli toprakları, şanlı ordumun nefesi, gözü ile Anavatanımla beraber sonsuza dek pâyidar olacaktır.

Tanrı Türk’ü, Türk, bütün Türk dünyasını korusun.