1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Türkiye Türkçesinin önemi

Cengiz Aslan
DİL; millî kültürü yaşatan ve yayan bir araçtır. Bir milletin maddî ve mânevî varlığı ile ruh hâli, hayata ve âleme bakışı, ferdî ve toplumsal etki-tepkisi dilde yaşatılır ve dil ile yansıtılır. Her millî dil, o milletin kültürünün ve biliminin çatısıdır. Dilin sözcük varlığı ile kültürün zenginliği / yaygınlığı arasında doğru bir orantı vardır.

Dil, bir toplumu millet yapan en önemli özelliktir. Kültürü de kültür yapan ve yaygınlaştıran temel araç yine dildir. Dil birliği, kültür plânlamasıyla, iletişimdeki hız / yaygınlık kalitesiyle büyür ve “bütün” oluşturulur. Yazılı, görsel ve sözlü olarak insan tarafından oluşturulan her değer veya durum dil/kültür bileşkesinin ürünüdür. Bu ürünün evrensel değerler ve normlarda kendi insan potansiyeli alanını belirlemesi ise millîliktir.

M.Ö.4000 yılına kadar uzanan Türk kültürünün, bu zaman diliminde yayıldığı coğrafyalar, diğer egemen kültürlerin hâkim olduğu coğrafya sınırlarıyla karşılaştırılamayacak kadar geniş bir alanı kapsar. Türk kültürünün tarihî belgeseli ve günümüz sorunları -batı kaynakları dışında- Doğu ve Uzak Doğu kaynaklarıyla, doğru bir yöntemle yeniden gözden geçirilirse, geleceğe dönük yeni yaklaşımlar / açılımlar çıkarılabilir. Türk kültür bütününün ekonomik, sosyal ve siyasî plân ve programlarını, bilimsel kaynaklara bağlı kalarak yasa, tüzük ve yönetmeliklere taşımak şarttır.

Dünya sınırları içerisinde bir dilin kaplama alanı, aynı zamanda o dili konuşan milletin de kültür bütünü meydana getirdiği, millî stratejik alandır. Dünyada 30.000 farklı dil konuşulduğu tespit edilmiştir. Fakat etkin dil ailesi olarak 7-8 dilden bahsedilebilir. Bunl rdan biri de Türkçe’dir. Türkçe Ural Altay dil ailesinin bir koludur. Bu dil ailesi ise 2 grupta sınıflanmıştır :

Ural Dil Grubu: Yukagir, Somyed, Eskimo ve Fin

Altay Dil Grubu: Ugor, Türk, Moğol ve Tunguz (Kore, Japon ve Macar)

Bugün, Türkçenin yayıldığı alanın yüzölçümü yaklaşık 20 milyon kilometrekaredir. Türk dilini (bütün lehçeleri ve şiveleri ile) yaklaşık 120 milyon kişinin konuştuğu değişik kaynaklarda yazılıdır. Buna göre, Türk dili dünya sıralamasında sekizinci sırada yer almaktadır.

Türkçenin coğrafya sınırlarını, Çin’den Orta Doğu’ya ve Hindistan’a ve oradan da Balkanlar ve tüm Avrupa’ya yaymak mümkündür.

Türkçe, okunduğu gibi yazılan ya da yazıldığı gibi okunan sade ve gelişim ucu açık bir dildir. Grameri kolay ve mantıklı, alfabesi sade ve anlaşılır, sayı sistemi ile sözcük arasında matematiksel bağın mükemmel olduğu başka bir dil daha yoktur. “Being Digital” isimli kitapta Türkçe hakkında “uluslararası bilgisayar dili için en uygun dil” olarak bahsedilmektedir.

Asya, Avrupa ve Ortadoğu’da milyonlarca kişinin yazılı ve sözlü iletişim dili olan Türkçenin bilim ve iletişim dili olması, elektronik yayın ve yayımlar ile tüm iş ve üretim alanında “Türkiye Türkçe”sinin kullanılması gerekmez mi?

İletişim teknolojilerinin Lâtin alfabesi temeline dayalı olarak üretilmesi ve sunulması, Türk halklarının da Lâtin harflerine geçmesine temel bir dayanak olmaz mı?

34’e yakın sesin işaretlendiği harfler konusunda hâlâ, TDK ve TÜRKSOY’un standart uygulaması bulunmamaktadır. Türk lehçelerinde yaklaşık yüz bin söz varlığının olması, sözlük ve ansiklopedilere yansımalı. Yeni araştırma ve bilimsel terimlerin Türkçeleştirilmesi ile Türk dünyası dil varlığı ve bu varlığını gösteren “Dil Atlası ve Büyük Karşılaştırmalı Elektronik Türkçe Sözlük” üzerinde duracak devlet erki yok mu?

1991’den beri, Türk dünyasının ortak iletişim dili üzerinde kültürel-politik tartışmalar ve bilimsel çalışmalar yapılıyor. Tartışma ve bilimsel çalışmaların ortak ana konularını sıralamak gerekirse;

Ortak Yazı Dili

Ortak Alfabe

Ortak Sözlükler

Ortak Gazete ve Dergiler

Ortak Dil Bilgisi Kılavuzu

Ortak Ansiklopediler

Peki, üzerinde durulmayan alanlar neler?

Türk Dünyası Millî Kütüphaneleri Online Türkçe Veri Tabanı

Türk Dünyası Üniversiteleri Türkçe Bilimsel Makale ve Tez Veri Tabanı

Türk Dünyası Türkçe İstatistik ve Standartlar Veri Tabanı

Türk Dünyası Türkçe Yer altı ve Yerüstü Rezervleri Veri Tabanı

Türk Dünyası Sivil Toplum Örgütleri Türkçe Mevzuat Birliği

Özbekistanlı Doç. Dr. Cabbar İşankul, “Türk dünyasının ortak iletişim dilinin Türkiye Türkçesi olmasını ben de istiyorum ve faydalı görüyorum. Ruslar özellikle Türkleri parçalamak için Türkçeyi tahrip etmek istediler. Türk diline has olan ses uyumunu yok ettiler. Dilleri ayırdılar; ama bugün bağımsızlığını kazanan her ülke resmî dilini Türkçe olarak benimsedi. Türkçe de Türk dünyasını birleştirecektir. Bunun gerçekleşmesi için ortak çalışmaların yapılması gerekir. Ortak dil olarak da Türkiye Türkçesi bir süre sonra kendiliğinden Türk dünyasında kullanılacaktır.” tespitinde bulunuyor.(1)

Kültür bütünü oluşturulması konusunda yapılan şu tespite ilgililerin dikkatini çekmek isterim: “Kültür kaynaklarının Orta Asya’dan Anadolu’ya çağlar boyu süren bir zaman süreci içinde halk kültürü ürünlerini şekillendirici bir etkisi vardır. Sosyal yapı, ait olduğu toplumun kültür öğeleriyle biçimlenir. Sosyal yapı, değerler ve kurumlar bütününün meydana getirdiği, gelişme özelliği gösteren, kişileri ortak noktalarda birleştiren bir sosyal yaşama biçimidir. Kültür her toplumsal öğede yansımasını bulan bir dokudur. Toplumlar gelenek diye adlandırılan kalıp davranış, ortak düşünce ve anlayış sistemiyle oluşmuş, varlığını sürdürmüştür. Kültürleşme adı verilen evrensel süreçte kültür varlıkları yeniyi alarak değişir, gelişir. Kültür, yaşanan, yaşatan ve yaşayan varlıklar olarak geçmişten geleceğe sürekliliktir. Her kültür olgusu kültürün bütünü gibi doğar, gelişir, kaybolur veya fonksiyonlarla genişler ve gençleşir. Kültür toplumsaldır. Kişi, içinde yaşadığı toplumun kültüründen soyutlanamaz. Kültür tarihseldir, uzun bir zaman dilimi içinde olgunlaşır. Kültür bir yaşama biçimi, bir toplumsal davranıştır. Bu olgu da bir süreç içinde bir tarih çanağında oluşur.”(2)

Türk kültür politikası tespit edilirken kültürün kaynağının halkın üretimine ve üretimin dil ile iletimine dayandığı çok iyi bilinmeli. Türk kültürünün tabiî coğrafyası içinde yaşayan halka ulaşılmalıdır. Dilde milliyetçilik ırkçılık olmadığı gibi, millî bir dili olmayan milletlerin egemenliklerini yitirdikleri bilinmektedir. Türklerin egemenliğinin sürmesinin teminatı Türkçedir. Bu gerçeği kabul etmemek küresel dil emperyalizminin taşeroluğunu yapmak demektir.

DİPNOTLARI

1- (http://gencturkler2.8m.com /TURKCE/turkce_zaman.html)

2- (http://www.turkoloji.cukurova. edu.tr/CUKUR/erman_22.asp)