1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Türkistan gezisi

Turgay Tüfekçioğlu
KAZAKİSTAN ve Kırgızistan’ı kapsayan 10 günlük tarih gezisinden henüz döndük. Geziye çoğunluğunu Bursa Türk Ocağı üyelerinin oluşturduğu 18 kişi katıldı. Gezinin amaçları ata topraklarını görmek, erken Türk tarihi araştırmacısı 85 yaşındaki Kâzım MİRŞAN ile birlikte sağlığında onun iddialarının yerinde incelenmesi, araştırmalarına yardım için kitap ve kaynak temini, müzelerin gezilmesi ve oradaki üniversite ve araştırma çevreleriyle bilgi alışverişinde bulunmak, konferanslar vermek, bilimsel tartışmalar yapmak idi. Sevinçle söyleyebiliriz ki bu amaçların hepsi fazlasıyla gerçekleşti.

Doğu Türkistan da Kulca şehrinde 1919’da doğmuş olan Kâzım MİRŞAN son yıllarda ortaya koyduğu yeni tarih teziyle Türk milletinin gündemindedir. Onun en temel görüşü de; erken Türklerin bugünkü Kazakistan ve Kırgızistan topraklarında ya azıya geçen ilk insanlar olduğudur. Ben bu yazıda bütün bu görüşleri geniş bir şekilde anlatmak ve tartışmak niyetinde değilim, sadece geziyi sizlere özetlemek istiyorum.

Kâzım MİRŞAN tarihte ilk yazının son buzul çağı olan 12.500 yıldan bu güne kadar adım adım geliştiğini belirtmektedir. Önce mağara resimleri, sonra resimli yazılar ve daha sonra da tamgalar evrelerini geçerek oluştuğunu, ilk yazının ortaya çıktığı bölgenin daha önce de belirttiğimiz gibi bugünkü Kazakistan ve Kırgızistan toprakları olduğunu kitaplarında belirtmektedir. Kazakistan daki “Tamgalı Say” bu sebepten dolayı ilk gideceğimiz hedefimizdi.

2.000’in üzerinde kaya resmi ile tarih anıtı olan ve bir yıldır da Unesco korumasında olan “Tamgalı Say” binlerce yıllık tarihiyle eşsiz bir eserdir. Türk yazısının Tamga dönemi eserleri Türkistan topraklarının tam ortasında Almatı’nın 170 km kuzey batısında bulunuyor ve sizlerin alâkanızı bekliyor.

Kaya resimlerinin Tamga hâlindeki Türkistan topraklarında bulunduğu bir diğer yer Kırgızistan’daki “Saymalı Taş”. Denizden 2.977 m yükseklikteki bu bölgede 90.000 kaya resmi var.

Altın Elbiseli Adam Kurganı bir sonraki durağımızdı. Almatı’nın 50 km kadar doğusunda kendimizi Ala Tau (Tanrı Dağlarının) eteklerinde yeşil bir ovada, hiç açılmamış kurganların içinde bulduk. Gezinin en renkli kişisi olan emekli arkeolog Beg Muhammet ile kurgan tarlası denilebilecek bu ovada yağmur altında karşılaştık. Beg Muhammet’in bizlerin Türk olduğumuzu anladığında ilk yaptığı iş bize sarılmak oldu. Sarıldığımız Kazak Türkünün çok geçmeden bir kahraman olduğunu anladık, çünkü o 1969 yılında daha yeni mezun genç bir arkeolog iken mezar hırsızlarının kazmaya başladığı “Altın Elbiseli Adam” kurganını onların elinden alıp kazmaya devam eden, sonunda da Türk dünyası için bu büyük buluşu yapan Beğ Muhammet bulduğu altınları Kazak Prof Kemal AKIŞEF’e teslim ederek atalarına lâyık olduğunu göstermiş. Kâzım MİRŞAN ile Beğ Muhammet’in birbirlerine sarılmış gösteren alttaki resimlerinde biri Altın elbiseli adamı bulan diğeri de o kurgandaki gümüş tastaki yazıyı okuyan iki değerli Türkü göstermektedir.

Kâzım MİRŞAN’ın Kazakistan’daki Almatı’da Kazak Bilimler Akademisindeki konferansı, Kırgızistan’daki Bişkek’teki Manas Üniversitesi’ndeki konferansı, müzelerdeki incelemeler sonucunda yeni Talas yazıtlarının bulunup resimlenmesi, Kazak ve Kırgız prof ile yapılan görüşmeler bütün bunlar Ağustos ayının çok konuşulacak ve yazılacak konuları olacak sanırım