1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

TÜRKÇÜLÜĞÜN TARİHİ HAKKINDA

Altan Deliorman
Bizde Türkçülüğün tarihi hakkında yazılan eserler pek azdır. Hüseyin Namık Orkun’un 1944’te basılmış “Türkçülüğün Tarihi” adlı kitabı, günümüzde önemini tamamen kaybetmiş gibidir. Çünkü hem yakın dönemlerden başlatılmıştır hem de verdiği bilgiler yetersizdir. Ama, bu toplu başlık altında yayınladığı için bir “ilk” olmanın tarihî hatırasını taşımaktadır. İkinci olarak rahmetli İlhan Darendelioğlu’nun “Türkiye’de Milliyetçilik Hareketleri” adlı eseri gelmektedir. Bu kitabın yazılarını, benim 1967-1971 yılları arasında yayınladığım Millî Işık dergisinde tefrika etmiştik. Sonra kitap hâline getirildi. Darendelioğlu da eserini geç dönemlerden başlatmıştı. Bunlara ilâveten Yusuf Akçura’nın hâtırat tarzındaki yazılarını (Türkçülük, Türkçülüğün Tarihî Gelişimi, İstanbul, 1978)), Hasan Ferit Cansever’in, genel sekreteri olduğu Türk Ocakları’nın kurultayına sunduğu uzun raporu da zikretmemiz gerekir. Ayrıca çok çeşitli makaleler, Türkçülük tarihinin değişik dönemlerine veya konuları na temas etmektedir. Özellikle Türk Yurdu dergisi bu hususta özlü bir kaynak durumundadır. Ali Kemal Meram’ın “Türkçülük ve Türkçülük Mücadeleleri Tarihi” adlı kitabını ise ciddî bir eser olarak görmüyoruz.

Yabancı yazarların bu konudaki çalışmaları azımsanacak gibi değildir. Bunların başında, bir Yahudi araştırmacı olan Jakob M. Landau’nun “Pantürkizm” adlı kitabı gelmektedir. Ancak, bu eser tek yanlı bir görüşten hareketle yazıldığı, âdeta Türkçülüğü suçlar bir eda taşıdığı için ihtiyatla kullanılmalıdır. Landau, Turancılığı sürekli olarak irredentist (yayılmacı) olarak tanımlamaktadır. Halbuki Turancılık bir fetih veya işgal hareketi değil, dağınık Türk boylarını birleştirme ülküsüdür. Landau’nun kitabındaki hataları gösteren bir tenkit yazımı Orkun’un eski sayılarında yayınlamıştım. Ömer Özcan da, tek tek not alarak daha uzun bir hatalar listesini Türk Yurdu’ndaki yazısında belirtiyor. Düzinelerce hata. Şahıs isimlerinden tutunuz da, önemli olayların cereyan ettiği yerler, bazı tarihler dahi doğru yazılmamış. Ayrıca, Türkçülüğün yakın tarihinde hiç de önemi olmayan dergiler, diğer belli başlı yayın organlarıyla aynı seviyede ele alınmış. Bir de yorumlarda isabetli görüşler verilememiş. Bu hatalarına rağmen, Landau’nun eseri dikkatli ellerde yararlı olabilecek bir nitelik taşıyor. Uriel Heyd, C.W. Hostler, Edward Weisband, Zenkowsky vb. araştırmacıların eserleri de Türkçülüğün tarihi bakımından önemli. Ancak, bu konuda yazılan bazı eserler, 1915 – 1923 arasındaki yıllarda yayınlandığı için artık faydalanma imkânı çok azalmıştır. Son yıllarda özellikle Sultan Galiyev’le ilgili yayınların arttığını, ancak bunların Türkçülüğün genel tarihini ele almaktan uzak bulunduğunu da belirtelim.

Türkçülüğün tarihini ele alan eserlerin ortak noktası, Türkçülüğün ortaya çıkışını Fransız İhtilâli’nin getirdiği evrensel ilkelere bağlamalarıdır. Fransız İhtilâli “eşitlik, kardeşlik, dayanışma” ilkelerinin yanı sıra milliyetçiliğin belirmesi ve gelişmesi açısından da şüphesiz bir dönüm noktasıdır. Ancak, Avrupa için geçerli olan her şeyin Türk dünyası için de geçerli olacağı varsayımı doğru değildir. Çünkü her milletin kendine özgü hususiyetleri, kültürleri, hayat tarzları, inanış şekilleri vardır. Bunlar fikir akımlarının gelişmesinde önemli etki sahibidirler. Yani Türklerin dünya görüşü ile Batı’nın dünya görüşünü aynı sanmak, temel bir yanlıştır. Bu bakımdan bizde Türkçülüğün başlangıcını 19. yüzyılın sonundan değil, tarihin derinliklerinden başlatmak lâzımdır. Böyle yapılmazsa Türk destanlarındaki, Orhun Yazıtları’ndaki, Bilge Kağan’ın sözlerindeki, Kaşgarlı Mahmut’taki, Ali Şîr Nevâî’deki, Karamanoğlu Mehmed Bey’deki, Vanî Mehmed Efendi’deki Türkçülük izlerini göremeyiz. Türkçülüğün en önemli öğelerinden biri olan Türk diline ilginin ve saygının yükseldiği dönemlerdeki millî şuur tezahürünü anlayamayız.

Bu yazımız, önümüzdeki dönemlerde Türkçülüğün tarihi üzerinde çalışma yapacaklara bir uyarı olsun.