1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Türk tarihinin kahramanları: XXII Ozmış Tigin

Yrd.Doç.Dr. Saadettin Gömeç
KAHRAMANLARIN işi ölmek ve öldürmektir. Onlar öldürür, millet şan ve şeref kazanır; onlar ölür millet yaşar. Türk milletinin binlerce yıldır varlığını devam ettirebilmesi de, içinden çıkan kahramanların devlet ve millet uğruna göz kırpmadan ölüme atılmaları sayesindedir.

Türk milletinin Türkiye Cumhuriyeti’nden sonra tarihte kurduğu en asil ve en anlamlı sülâlelerden birisi de Kök Türk Kaganlığıdır. Türk ve dünya tarihine altın harflerle geçmiş olan bu yüce devlet, maalesef içeriden ve dışarıdan vurulan darbeler neticesinde yıkılmak zorunda kalmıştı. Tıpkı şimdi Türkiye Cumhuriyeti’ni içeriden çökertmek isteyen hainler ve dışarıdan bizim tökezlememizi bekleyen düşmanlarımızın yaptığı gibi.

731 senesinde Türk tarihinin gelmiş-geçmiş en büyük kahramanlarından biri olan Köl Tigin öldüğünde; ağabeyi Bilge Kagan onun cenazesi başına dikilmiş, göz yaşlarıyla ağlıyordu. Aslında bu göz yaşları bir felâketin habercisiydi; yani Köl Tigin ve Bilge’nin ölümünden sonra sürecek bin yıllık göçün işaretiydi bu damlalar. Gerçek şudur ki, 1300 yıldır asil ve mağrur Türk milletine bir gün dahi rahat nefes aldırılmak istenmemiştir. Bu durum her Türk’ün yakından müşahade ettiği üzere hâlâ devam ediyor.

Kök Türklerin son büyük hükümdarlarından olan Bilge Kagan 734 senesinde öldüğünde, devletin başına geçen oğulları ülkeyi iyi yönetemediler. Aslında suçlu sadece onlar değildir. Onlara sahip çıkmayan millet de suçludur. Daha çok birlik ve beraberlik içerisinde olmaları gerekirken, özellikle Çin’in aldatmacalarına kanarak birbirlerine düştüler. Elbette ki bu durumdan da en büyük zararı yine Türk milleti, kendisi gördü.

Devletin idaresine amcaların, amca çocuklarının, hele hele de kadınların müdahale etmeye başlaması sonun başlangıcı olmuştur. Bilge’nin ölümünden sonra tahta çıkan çocuklarından birisi olan Tengri Kagan’ın amcalarıyla sürtüşmeye girmesi ve bu amcasının kendi istediği yeğenini başa geçirmek düşüncesinde olması hem kardeş çocuklarının, hem de kardeşlerin birbirlerini öldürmelerine sebep oldu. Halbuki hiç biri düşünmüyordu ki, bu gidişin sonunda iktidar kimseye kalmayacaktı. 741’lerde işte bu kargaşa ortamında, Tengri Kagan’ın yakınlarından birisi olan Kutlug Yabgu onu öldürerek tek hâkim güç oldu. Ama onların bu kavgası yüzünden olan arada millete oluyordu. Bunun üzerine Türk milletini teşkil eden önde gelen boylardan Basmıl, Karluk ve Uygurlar kendi aralarında bir işbirliği yaptılar. Halkın derlenip-toparlanması açısından mühim gibi görünen bu tarihî hâdisenin arka plânında ise Çin İmparatorluğu’nun parmağının olması tabiî ki bizi üzen bir durumdur. Yani onların bu isyanı başlatmalarında Çin İmparatorluğu da etkili olmuştu.

Kök Türk Kaganlığının içine düştüğü bu olumsuz şartlarda, 741 yılında ünlü Uygur beyi Kutlug Bilge Köl Kagan’ın oğlu Moyun Çor, babasının emriyle Kök Türk topraklarına girerek, zaten dağınık bir şekilde ne yapacağını bilemeyen Kök Türk kuvvetlerine çok şiddetli darbeler vurmaya başladı. İşte bu sırada Tengri Kagan’ın amca çocuklarından olan Ozmış Tigin kaganlık iddiasında bulunarak ortaya çıktı. Ozmış toplayabildiği askerlerle, devletin merkezi olan Orkun havzasına yürüyüşe geçti. O, başkente sahip olursa durumun kendi lehine döneceğini düşünüyordu. Bu arada Moyun Çor da Kök Türk Kaganlığına sonuna kadar sadık kalan, bugünkü Tuvalıların ataları olan Üç Tuglıg Bodun’un başında hareket eden Kutlug Yabgu’yu üç kere mağlup etti. Kutlug Yabgu öldürüldü ve Basmıl İdi-kut’u kagan yapıldı (742). Bu yeni duruma göre; Karluk ve Uygurlar yeni oluşturulan devletin doğusunda ve batısında kendilerine yer buluyorlardı.

Ama geriye kalan Kök Türklerin, Çin imparatorunun emriyle faaliyet gösteren bu müttefiklerce kolay kolay teslim alınamadıklarını da görüyoruz. Kutlug Yabgu’nun da ortadan kaldırılmasıyla Ozmış kendini kagan ilân etti. Uygurlar böyle bir tehlikeyi anında bertaraf etmek amacıyla, yine Moyun Çor’un önderliğinde Ozmış Kagan’ın üzerine yürüdüler. Ancak öyle anlaşılıyor ki, Çin imparatoru, Ozmış’a bir elçi yollamış, kendisine tâbi olduğu takdirde canının bağışlanacağını söylemiştir. Fakat Ozmış Kagan bunu bir şerefsizlik addederek, teklifi reddetti. Böyle olunca da Basmıl, Uygur ve Karluklardan oluşan bir ordu Ozmış’a saldırdı. 743 tarihinde ona kesin bir darbe vuruldu ve esir edilen Ozmış Kagan’ın başı kesildi. Onun gövdesinden ayrılmış başını Çin’e gönderen bu müttefikler bayram ederlerken, aynı zamanda üzerlerine çöken lâneti de görecek durumda değillerdi. Türk Tanrısı tarafından öyle bir lânetlendiler ki, Basmıllar ile Karluklar kısa sürede tarihten silinip gittiler. Uygurlar ise bu mutluluğu fazla yaşayamadılar ve Kök Türk Börülü ailesine karşı iş birliği yaptığı Çin’in zulmü altında bugün dahi ızdırap çekmeye devam ediyorlar.

Yine Türk tarihinde pek çoğumuzun adını bile bilmediği bu yiğit Kök Türk beyi, adi bir ömür uğruna şerefsiz olmaktansa, kafasını vermeyi tercih etti.