1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Türk tarihinin kahramanları: XX Köl Tigin

Yrd.Doç.Dr. Saadettin Gömeç
TARİHİ yapanlar büyük adamlardır. Onlar kitleleri peşlerinden sürükleyip, toplumlara yön verirler. Dolayısıyla tarihte iyi veya kötü neticelenmiş bütün olayların arkasında bir büyük kişi vardır. Türk tarihi de büyük adamlarla doludur. Her ne kadar Tanrı Türk milletini kutsamış; “yukarıda mavi gök çökmedikçe, aşağıda yağız yer delinmedikçe, Türk milletinin soyu devam edecek” olsa da; dünya yaratıldıktan itibaren bugüne kadar gelebilmemizde hiç şüphesiz bu fedakâr insanların önemli bir rolü söz konusudur. Bunlardan biri de kahraman Köl Tigin’dir.

Kök Türk ülkesi birçok felâketleri yaşadıktan sonra, Kutlug (İl-teriş Kagan) adında bir beg tarafından yeniden derlenip toparlanmış, ne yazık ki 691 senesinde ölünce yerine geçecek olan oğulları 7-8 yaşlarında yetim kalmışlardı. Bilindiği üzere İl-teriş’in kaynaklarda iki tane oğlunun adı geçmektedir. Bununla beraber onun başka kız veya erkek evlâdının da olabileceğini düşünüyoruz. Ama bizce malûm olan bu çocuklardan büyüğü Bilge, küçüğü de Köl Tigin’dir. Bilge, daha çok ağırbaşlı, sakin bir mizaçta gözükürken; Köl Tigin yırtıcı bir kuş gibi çocukluğundan itibaren savaşlar içinde büyümüştü. Bu iki kardeş küçük olmalarından dolayı töre gereği devletin başına amcaları Kapgan geçti.

Pek çok kişinin düşündüğü gibi Bilge ve Köl Tigin ile amcaları Kapgan Kagan arasında bir anlaşmazlık yok idi. Öyle ki, Kapgan belki de küçük yeğenlerini kendi çocuklarından daha çok sevmiştir. Yoksa aksi bir durumda kendi çocuklarının geleceğini garantiye almak için ellerinde herhangi bir güç olmadığı sırada bu iki yeğenini ortadan kaldırabilirdi.

Neticede Bilge ve Köl Tigin, amcalarının yanında savaşlara katıldılar, piştiler ve iyi birer savaşçı oldular. Kitabelerden de anlaşılıyor ki bu iki kardeş hepimizin daha çocuk diyebileceğimiz çağlarda, yani 14-15 yaşlarındayken büyük savaşlara girdiler. Tabiî ki onların büyütülmesinde Umay gibi çocuklarını koruyup-gözeten anneleri İl-Bilge e Katun’un rolünü de inkâr edemeyiz.

Onların ilk büyük kapışmaları herhalde 700 tarihlerinde Tangut seferiyle olmuştur. 701’de Sogdak kolonilerine yöneldiler ve burada 50.000 kişilik Çin ordusunu mahvettiler, Çinli kumandanı da esir aldılar. 705 senesinde Büyük Ming-şa harbinde, Köl Tigin’in üstün gayretleri sayesinde 80.000 askerden oluşan Çin imparatorunun kuvvetleri yenildi.

709’dan itibaren Köl Tigin ve Bilge’nin de dahil olduğu Kök Türk ordularının komşu ve bağlı Türk boylarıyla savaşmaları mevzubahistir. 709 yılında Kırgızlarla işbirliği yapan Çik boyuna ve Kırgızlara bir darbe indirilmiş; 710 tarihinde Türgişlerle savaşıldıktan sonra yine ülkenin batısında kaganlığa bağlı olarak yaşayan Sogdlara doğru bir sefere karar verilmiştir ki bunun sebebi; bu sırada Türkistan bölgesine gelen Arap askerlerinin kurulu düzeni bozmaları ile havalinin Türk ve Türk olmayan halklarına katliamlara girişmeleridir. Araplarla savaşan Kök Türk kuvvetlerinin idaresinin Kapgan’ın çocukları ve yeğenlerinin elinde olduğu tahmin ediliyorsa da, onların daha çok Türgişlerle meşgul oldukları, Araplarla mücadeleye Türgiş beylerinin giriştikleri sanılmaktadır.

Kök Türkler 711’de Karluklar, 714’te Azlar, 715 yılında da Oguzlar ile anlaşmazlığa düştüler. Bütün bu yapılan muharebelerde kahraman Köl Tigin’in her zaman ön plânda olduğunu görmekteyiz.

716 senesinde Kök Türk toprakları amca çocuklarının kavgasına sahne oldu. Tarihte “Turan” denilen siyasî ülküyü gerçekleştiren Türk hükümdarlarından birisi olan meşhur Kapgan Kagan, Bayırkulara yaptığı son seferinden dönüşünde tuzağa düşürülerek öldürülmüştü. Kapgan’ın da tarihî öneme sahip iki oğlunu biliyoruz. Bunlardan biri yiğit Tonga Tigin ki, biz onu Alp Er Tonga ile birleştiriyoruz ve bu cesur bahadırın ismi Orkun Yazıtlarında da zikrediliyor. 714’teki Beş-Balık seferi sırasında Çinli askerler tarafından öldürülmüş idi. Kişilik olarak aynı Köl Tigin’e benzeyen bu kahramanın vefatı, Türkler için büyük bir kayıp olmakla beraber, Bilge ve Köl Tigin için ise bir fırsattı. Çünkü Kapgan Kagan’ın ölmeden önce yerine geçmesi için İni İl Kagan olarak tayin ettiği diğer oğlu, herhalde o kadar da dirayetli biri değildi. Fakat geleneğe göre, İl-teriş’in oğullarından birisinin başa geçmesi gerekiyordu. Bu sebeple Köl Tigin ve Bilge, İni İl-Kagan’ın hâkimiyetini tanımayarak, ona karşı çıktılar. Bu mücadele sırasında, cesur Köl Tigin’in bütün herşeyini ortaya koyarak İni İl-Kagan ile birlikte Kapgan’ın bütün çocuklarını ve adamlarını ortadan kaldırması kaganlığın kaderini değiştirmiş ve o Çin kaynaklarında adı Mo-chih-lien şeklinde transkripsiyon edilen ve Kök Türk yazıtlarında ise Bilge olarak geçen ağabeyini kaganlık tahtına oturtmuştur. Rivayetlere göre Kök Türkler arasında Küçük Şad olarak tanınan Bilge, kardeşi Köl Tigin’in kagan olmasında ısrar etmiş, fakat Köl Tigin büyük bir erdemlilik göstererek bunu reddetmiştir. Bunu şunun için söylüyoruz; daha sonraki yıllarda ve yüzyıllarda kaganlık mücadelesi için kardeşler arasında çok kanlı savaşlar olmuştur. Özellikle Uygurlar döneminde küçük kardeşlerin, normal olarak tahtın varisi durumundaki ağabeylerini ortadan kaldırarak başa geçtikleri çok görülmektedir. Bilge Kagan, Köl Tigin’i Sol Şad tayin etti. Ayrıca ordu komutanlığına da; “Inançu Apa Yargan Tarkan” unvanı verilen Köl Tigin atandı.

Köl Tigin ve Bilge tahtı ele geçirdikleri sırada, Kök Türk ülkesindeki karışıklık henüz sona ermemişti. Bilge Kagan’ın ilk savaşı, Uygur İl-teberi’ne karşı 716 yılının sonlarına doğru, “Selenge Nehri boyunda, Kargan-Kısıl’da meydana gelmiştir. Uygurların yurtları dağıtılmış, Uygur İl-teberi yüz kadar adamıyla doğuya doğru kaçmıştır”. Uygurlar burada büyük bir zayiat verdiler ve bundan epey bir süre etkilenerek Kök Türk Börülü (Aşina) ailesine karşı ters bir harekette bulunamadılar. Oguzlar, Kök Türk hâkimiyetini tanımak istemediklerinden Çin’e gitmişlerdi. 717’de Oguzların üzerine yürünerek bozguna uğratıldılar. Bu durumu değerlendirmek isteyen Tatabılar ve Kıtanlara da büyük bir ders verildi.

Bunun benzeri savaş seferlerinin ve silâhlı teşebbüslerin en önemli adamı Köl Tigin idi. Fakat büyük savaşlara ne zaman girişileceği, Çin’e karşı nasıl tavır takınılacağı gibi konularda kagan ve devlet meclisine danışılmaktaydı.

Nihayet bilinmeyen bir sebepten dolayı 731 tarihinde kahraman Köl Tigin’in öldüğünü haber alıyoruz. Onun ölümü bütün Kök Türk topraklarını yasa boğdu. Bilge Kagan en büyük yardımcısından ve desteğinden mahrum olmanın acısını kitabesinde şöyle dile getiriyordu: “Küçük erkek kardeşim Köl Tigin öldü. Kendi kendime düşündüm. Gören gözlerim görmez oldu. Hiçbir şeyi düşünemez oldum. ‘Sadece ölümsüz olan Tanrı yaşar. İnsan oğlu ölmek için yaratılmış’ diye düşündüm. Gözlerimden gelen yaşlara engel oldum, içim kan ağladı. İyice düşündüm. Eğer kendimi bırakırsam yeğenlerimin, çocuklarımın, beglerimin, milletimin geleceği kötü olur diye düşündüm”. Nitekim Bilge’nin endişeleri gerçekleşmiş, onun da ölümünden sonra ülke karışıklığa sürüklenmiştir.

Öldüğünde 47 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğimiz Köl Tigin’in yog merasimi (cenaze töreni) 731’de oldu. Onun defin törenine bütün Türk milleti iştirak ettiği gibi pek çok ülkeden de temsilciler gelmişti.

Bilge Kagan bu çok sevdiği kardeşinin anısına, 732 senesinde Orkun Vadisinde, Koşo-çaydam bölgesinde, Türk ve yabancı ustalara bir anıt yaptırdı. Böylece onun adını ve anısını ölümsüzleştirdi.

Türk tarihinin gelmiş, geçmiş en büyük kahramanlarından biri olan Köl Tigin, ömrü boyunca şan ve şöhretten uzak, sadece milletine hizmet eden, büyüklerine karşı saygılı, devlet içerisindeki görevini eksiksiz yerine getiren bir kişi olarak karşımıza çıkıyor. Kendisi hükümdar olabilecekken, yerine ağabeyini tahta çıkaran böyle kahraman Türk beglerine günümüzde de muhtacız. Biz onların sayesinde varız.