1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Türk tarihinin kahramanları: XV İl-teriş Kagan

Yrd.Doç.Dr. Saadettin Gömeç
O ki, Türk milletinin içerisinden çıkardığı en büyük devlet adamlarından birisidir. Atalarının geçmişine ve törelerine sıkı sıkıya sahip çıkan bu şahsiyetin 7. asırda yeniden teşkilâtlandırdığı devletin izi günümüzde de devam etmektedir.

Bilindiği üzere 630 senesinde Kök Türk Kaganlığı, Çin karşısında başarısızlığa uğramış, bu tarihten sonra yaklaşık elli yıl kadar Türk Devleti’nin huzuru ve düzeni kalmamıştı. İl-teriş veyahut da kagan olmadan evvelki unvanı Kutlug’dur.

Kutlug’un zamanına gelene kadar Asya’da Çin’e karşı birtakım başarısız baş-kaldırı hareketlerinin olduğunu biliyoruz. Türk tarihinin ve kültürünün en kıymetli hazinelerinden olan Orkun Yazıtlarından öğrendiğimize göre, İl-teriş ve Tunyukuk istiklâl hareketine girişmeden önce Çin’in kuzeyindeki, Çogay-Kuzı ve Kara-Kum diye adlandırılan bir bölgede yaşıyorlardı. Onların bu çabaları yine kitabelerde ilâhî bir vasfa büründürülmüştür. Çin’e düşmanlık etmedikleri hâlde, Çin imparatorluğunun Türkleri yok etmeyi düşündüğü söylenmekte ve Türk Tanrısı, Türk’ün yok olmasını istemediğinden, İl-teriş Kagan ve İl Bilge Katun’u halk içerisinden çekip yükseltmiştir.

Kutlug ve Tunyukuk’un yanında ayrıca Kutlug’un kardeşleri Kapgan ile İl-Çor Tigin de vardılar. Bu durum bize tıpkı Bumın ile İstemi’nin Kök Türk Kaganlığını kurdukları zamanı anlatmaktadır. Bize göre, Çin kaynakları Kapgan’ın rolünü atlamışlardır.

İl-Kagan’ın (ölm. 634) akrabası olan Kutlug Şad, ilk başlarda bir çeşit valilik ve vergi tahsildarlığı manasına gelen “tudunluk” görevini yapıyordu. Kitabelerde; İl-teriş’in onyedi erle dışarı çıktığı, yani ihtilali başlattığı, bunu duyan halkın şehirlerden ve dağlardan onun yanına geldiği, Tanrı güç verdiği için ordusunun kurt gibi, düşmanlarının koyun gibi oldukları; doğuya ve batıya ordu gönderip, taraftarlarını topladığı, kalabalıklaştıktan sonra, ilsizleşm iş ve kagansızlaşmış, cariye ve kul olmuş, Türk töresini kaybetmiş halkı atalarının töresi gereğince yeniden ayağa kaldırdığı, anlatılmaktadır. Görülüyor ki, başlangıçta çok az bir mevcut ile başlayan Kutlug Şad’ın maiyeti gün geçtikçe daha da fazlalaşmıştır. Hattâ Aşina Fu-nien öldüğünde dört bir tarafa dağılan ve çevrede kendi hâllerinde yaşayan Türk boyları, onun bu mücadelesini duyar duymaz etrafında toplanmışlar ve onu kendilerine kagan seçmişlerdir. Kaynaklardan da anlaşılacağı üzere Kutlug, halkın katılımı suretiyle kaganlık tahtına oturmuştur. Yani onu halk bizzat tercih etmiştir. Onun seçilmesinde Tunyukuk’un da payı büyüktür. Tunyukuk bu hadiseyi şöyle anlatmaktadır: Ormanda, taşta kalmış olanları toplanıp yedi yüz oldu. Bunların (üçte) iki kısmı atlı, bir kısmı yaya idi; “Katıl” dedi. Katılanı ben idim. “Kendi kendime onu kagan mı yapayım” dedim. Düşündüm. “İnsan zayıf ve semiz boğaları uzakta görse, hangisinin zayıf, hangisinin kuvvetli olduğunu ayırt edemez”. Bunu düşünüp Tanrı bilgi verdiği için onu bizzat ben kagan yaptım. Burada istiklâl hareketine 17, 70 ve 700 şeklinde bir katılım söz konusudur. Elbetteki bu sayılar izafîdir. Gerçeği aksettirmemektedir. Nasıl kalabalıklaştıkları 7 ve 7’nin katları Türklerce kutlu sayıldığından bu şekilde zikredilmiştir.

Kutlug ve Tunyukuk’un organize ettiği Türk atlıları 681 yılından itibaren Çin’in kuzey bölgelerine ve Ordos’a akınlara başladılar. Çin birlikleri darma-dağınık edildi, esirler ve ganimetler alındı. Bu zaferlerin ardından Kutlug, kardeşlerinden İl-Çor Tigin’i “yabgu”, Kapgan’ı da “şad” tayin etti.

Bu idarî düzenlemeler olurken Çin, Kıtan ve Oguzlarla olan mücadeleler de devam ediyordu. Her zaman olduğu gibi, çevresinde güçlü bir Türk devletinin olmasına tahammül edemeyen Çin; Kıtan ve Oguzlarla, Kök Türklere karşı bir ittifak oluşturmuştu. Onlara birkaç Türk boyu daha iltihak etti. Bu sırada Tokuz-Oguzların başına Baz Kagan geçmişti (686): İl-teriş bunu habercileri vasıtasıyla öğrendi. Bundan Kök Türklerin önemli bir haber şebekesine sahip olduklarını çıkarabiliyoruz. Oguz Begi; Çinlilere doğru Kunı Sengün adlı elçisini, Kıtanlara doğru Tongra Esemi göndererek, şöyle demiştir: “Azıcık Türk milleti yürüyormuş, kaganı yiğit, aygucısı (icracı müşavir) bilge imiş. O ikisi var olduğu müddetçe Çin’i ve Oguz’u da öldürecektir. Çin güneyden, Kıtan doğudan, ben kuzeyden hücum edeyim. Türk Sir Bodun ülkesinde hiç (kalkınmasın). Mümkünse onu yok edelim” demiştir. Bunun üzerine Kutlug’un Ayguçı’sı olan Tunyukuk gece-gündüz uyumadan plânlar yapıp, onları nasıl alt edeceğini düşünmüştür. Tunyukuk kitabesinde şöyle diyor: “Bu sözü işitip, gece uyuyacağım, gündüz oturacağım gelmedi. Bundan dolayı kaganıma şöyle arzettim: ‘Çin, Oguz ve Kıtan bu üçü birleşirse kalakalacağız. Kendi içi dışarıdan çevrilmiş gibiyiz. Yufka olanın delinmesi, ince olanın kırılması kolay; yufka kalın olursa delinmesi, ince yoğun (kalın) olursa kırmak zordur. Doğuda Kıtan’dan, güneyde Çin’den, batıda Kotanlılardan, kuzeyde Oguz’dan iki-üç bin askerimiz gelecek mi?’ Böylece arz ettim. Kaganım benim kendimin, Tunyukuk’un arz ettiği marûzatıma kulak verdi. ‘Gönlünce sevket’ dedi”. Yukarıdaki cümlelerden, Oguz ve Kıtanların içerisinde Kök Türk hanedanlığının sempatizanları olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi, 1071 Malazgirt Savaşında da, Bizans ordusu içerisinde bulunan Peçenek ve Kuman Türklerinin saf değiştirip, Selçuklu Türkleri tarafına geçmeleri, Alp-Arslan’ın Malazgirt’teki zaferinde önemli rol oynamıştır.

İşte bu hâdiseden sonra Kutlug ve Tunyukuk Ötüken’e doğru yola çıktılar. Sürekli olduğu gibi Çinliler ve Kıtanlar müttefiklerini yalnız bıraktılar. Togla Nehri kıyısında meydana gelen savaşta Oguzlar mağlup edildi: Kök-Öng geçilerek ordu Ötüken-Yış’a doğru sevkedilmiş, inek ve yük hayvanlarıyla hareket eden Oguzların üç bin askeri, iki bin kişilik Kök Türk ordusuyla karşılaşmış ve Kök Türk inancına göre Tanrı izin verdiği için perişan edilmişlerdir. Togla kıyısında yapılan bu savaşta Baz Kagan öldürüldü (687).

Bundan sonra Kutlug’a, bir kurultayla “ili derleyip, toplayan” mânâsına gelen İl-teriş unvanı verildi. Oguzların teslim olmasından sonra Ötüken-Yış, Kök Türk Börülü (Aşina) ailesinin eline yeniden geçti. Bunun üzerine, etraftaki bütün boylar, Oguzlar başta olmak üzere doğudan, batıdan, kuzeyden ve güneyden gelerek itaat edip, Kök Türklere bağlılıklarını bildirdiler.

Ötüken bölgesi ele geçirildikten ve ülkede düzen sağlandıktan sonra, İl-teriş Kagan bilinmeyen bir sebeple ölmüştür. İl-teriş Kagan’ın ölümüne dair Tunyukuk Yazıtında bir ibare yoktur. Köl Tigin ve Bilge Kagan yazıtlarında onun ölümü hakkında şu cümleler vardır: “Babam kagan 47 defa ordu sevketmiş. Yirmi savaş yapmış. Tanrı izin verdiği için illiyi ilsizleştirmiş, kaganlıyı kagansızlaştırmış, düşmanı tabi kılmış, dizliye diz çöktürmüş, başlıya baş eğdirmiş. Babam kagan bunca ili, töreyi kazanıp ölmüş (cennete gitmiş)”.

Tahminen 691 yılında ölen Kök Türklerin bu cesur kaganının adına şimdilik tam beş kitabede rastlamaktayız. Ama bizim elimizde İl-teriş’in adına dikildiğini kesinlikle bildiğimiz bir yazıt yoktur. Fakat bilinen bir gerçek vardır ki, Rusya’da henüz ilim âlemine tanıtılmamış yüzlerce kitabe vardır. Belki bunlardan biri İl-teriş’in şahsına ait olabilir.

İl-teriş Kagan’ın ölümünden sonra, oğulları Bilge ve Köl Tigin küçük olduklarından dolayı, töre gereği yerine kardeşi Kapgan, kaganlık tahtına çıkmıştır. Bizlere şanlı bir tarih, gururla söyleyebileceğimiz bir Türk adı bıraktıkları için İl-teriş Kagan ve bütün atalarımızı saygı ile anıyoruz.