1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

TÜRK TARİHİNİN KAHRAMANLARI XLV :İSMAİL GASPIRALI

Yrd.Doç.Dr. Saadettin Gömeç
Doğum tarihi hususunda tam bir kesinlik olmayan İsmail Gaspıralı’nın umumiyetle 1851 tarihinde dünyaya geldiği kabul edilir. Esasında bu durum II. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar dünyaya gelen her Türk’ün nüfus kaydı için geçerlidir. Kırım’ın Bahçesaray ilçesine bağlı Avcıköy’de gözlerini açtığında, bütün Türk dünyasında felâketler yaşanmaktaydı. Başta Osmanlı ülkesi olmak üzere her tarafta işgaller, soykırımlar ve sürgünler vardı. Avrupa hızlı bir gelişme içinde ve buna bağlı olarak nimetlerinden faydalanıyorken, Türkler neredeyse 16. yüzyılın ortalarından beridir uyuyorlardı. Onları bu gaflet hâlinden kurtarmak lâzımdı ki, işte bu görevi üstlenen aydınlardan birisi de Gaspıralı İsmail’dir.

Öğrencilik yıllarında, özellikle Rusların aşağılamaları, doğup-büyüdükleri bu topraklarda ikinci, hatta üçüncü sınıf vatandaş muamelesi görmesi yüzünden gittiği askerî okuldan da ayrılan Gaspıralı, dolayısıyla çocukluk yaşlarından itibaren Türkçülüğe soyunmuş; bu garip ve hor görülen milletin aklını başına alması yolunda çalışmalara girişmiş idi.

Öğretmenlik yaptığı yıllarda kendini daha da geliştiren İsmail Gaspıralı, Ruslardan da esinlenerek Batı tarzında eğitim ve öğretimi Türkler arasında yaygınlaştırmaya karar vererek, bu maksatla Paris’e de gitmiş, burada üç yıl kadar kaldıktan sonra 1874’te İstanbul’a uğramıştır. Türkiye’ye birkaç defa geldiği b ildirilen Gaspıralı, burada devlet erkanıyla ve fikir adamlarıyla da görüş teatisinde bulunuyordu. İstanbul’da kısa bir süre geçirdikten sonra, 1875 tarihinde Kırım’a döndü ve 1878’de Bahçesaray Belediye Başkanlığı’na seçildi. Yapmayı planladığı şeyleri icraata koymaya karar verdiğinde, Ruslar pek çok engel çıkardılar. Buna rağmen çeşitli gazete ve dergilerde takma adlarla yazılar yayınladı. Bu arada 1881’den itibaren değişik konulara ve toplum hayatının problemlerine dair bir sürü broşür neşretti. Ama onun hayalinde bir gazete çıkarmak vardı. Bu teşebbüsü her defasında Rus makamları tarafından geri çevrildi. Nihayet 1883’te Türkçe ve Rusça basılması şartıyla “Tercüman” gazetesini yayınlama iznini kopardı.

Tercüman Gazetesi Türk dünyası’nda oynadığı rol açısından bakıldığında son derece önemli bir yerdedir. Türk coğrafyasının her köşesinde zevkle okunan ve anlaşılabilen bir muhtevaya sahipti. Rusya’daki 1905 ihtilâlinden sonra Tercüman’ın başına “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” ibaresini koydu. Çünkü kurtuluşun sadece bir Türk bölgesinin selamete ermesiyle değil, topyekûn her yerde kalkınma ve millî beraberlikten geçtiğinin farkındaydı. Böylece İsmail Gaspıralı’nın önderliğinde Rusya’da Pan-Türkizm, yani Türkçülük hareketi başladı. İsmail Gaspıralı, bütün Rusya Türklerinin, Türkiye’nin manevî liderliğinde ve ortak bir dil çerçevesinde biraraya gelmelerini arzuluyordu. Rusya tarafından sürdürülen dil politikaları, Türkler arasında menfî tesirler yapmış, neredeyse Türkler birbirlerini anlayamaz hâle gelmişlerdi ki, zaten onun ölümünden sonra ve Sovyet döneminde Ruslar bu emellerine ulaştılar. Dilin kaybedilmesi, milliyetin bir nevi yok olmasıdır.

O, Usûl-i Cedid denilen yeni okulların açılmasına öncülük yaparak, dini ilimler yanında modern ilimlerin de Türk dünyasına girmesini sağladı. Gaspıralı’nın yakından müşahade ettiği şey, hem Osmanlı, hem de diğer Türk diyarlarında yaşanan hezimetlerin esas nedeni, ilimde ve fende geri kalınmasıydı. Öyleyse, Batı’yı kendi silâhıyla vurmak gerekiyordu. Ama maalesef Gaspıralı ve Kemal Atatürk’ten bu yana çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmak idealini hiçbir devlet adamı kendisine amaç olarak görmedi.

20. asrın başlarında Rusya’da ciddî gelişmeler oldu. Bunlardan birisi de bütün Rus Çarlığını saran ihtilâl hareketleriydi ki, Rusya Türkleri de bundan yararlanma yollarına gittiler. 1905 ve 1906’larda Yusuf Akçura, İsmail Gaspıralı, Münevver Karı, Ahmedcan Bentimur, İsmail Âbid, Abdullah Avlanî, Abdullah Hocaoğlu ve Ali Merdan Topçubaşı gibi Türkçülerin önderliğinde, Rusya’da yaşayan Türk ve Müslümanlar çeşitli kongreler tertiplediler. Bunlardan ilki 1905 ağustosunda Nijniy-Novgorod şehrinde yıllık fuar sırasında gizli ve kanunsuz olarak, Oka nehrinde gezinti süsü altında bir vapurda düzenlendi. Kongreye Rusya Müslümanlarından 150 temsilci katıldı. Toplantıya iştirak edenler aktüel, politik ve kültürel problemler ile toprak meselelerini görüştüler. İkinci kongre de gizli olarak 28 Ocak-5 Şubat 1906 tarihleri arasında St. Petersburg’da; üçüncüsü de yine Nijniy-Novgorod’da 26 Ağustos 1906’da yapıldı. Bunların bazılarının başkanı Gaspıralı İsmail’di. Bu toplantılardan çıkan en önemli sonuç; Rusların yapmış oldukları anti-Müslüman ve Türk propagandalarının kınanması ve Türk düşmanlığına karşı mücadeleye karar verilmesiydi.

Gaspıralı, gittikçe gelişen ve olgunlaşan fikirlerini yaymak için sadece yazıyı seçmedi. Hemen hemen her yıl bir Türk ülkesine seyahat eden İsmail Bey düşüncelerini İslam dünyasına duyurmak ve onu yıllardır süren uykusundan uyandırmak istiyordu. Bu maksatla önce Hindistan’a, sonra da Mısır’a yolculuklar gerçekleştirdi.

Elbetteki Türk tarihinin kahramanlarına dair hazırladığımız bu denemelerde onların ve dolayısıyla Gaspıralı’nın da bütün yönlerini ortaya koymak mümkün değildir. Ama elimizden geldiğince bu büyük insanlar hakkında genel bilgileri vermeye çalışıyoruz. Eksikliklerimizin olduğunun da farkındayız. Türk milliyetçiliğinin bu âbide şahsiyeti 1914 yılında hayata gözlerini yumduysa da, milletinin nazarında hizmetlerinden dolayı ölümsüzleşmiştir.