1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Türk Tarihinin Kahramanları:XIII Baz Kagan

Yrd.Doç.Dr. Saadettin Gömeç
BÜYÜK Türk tarihine şöyle bir baktığımızda, zaman zaman Türk Devletinin başına geçen değişik boylarla, aileleri görmek mümkündür. İşte bunlardan birisi olan Oguzlar, tarih boyunca devamlı surette hem bağlı bulundukları hükûmetlerle, hem de kendi kurdukları devletlerle sürtüşme hâlinde yaşamıştır. Bu bakımdan, Baz Kagan hakkında bilgi vermeden önce, Oguzlar konusunda bir iki şey söylemekte fayda vardır.

Şimdiye kadar belgelerden çıkan neticelere göre, Oguz adı tek başına kullanıldığı gibi, çeşitli rakamlarla ifade edilen birlikler hâlinde de görülmektedir. Bunların içerisinde en meşhurları Tokuz-Oguzlardır. Fakat Tokuz-Oguzlardan başka Üç-Oguz, Altı-Oguz, Sekiz-Oguz federasyonları da mevcuttur. Belki de, 10. yüzyıldan sonra Oguz adıyla bir konfederasyon oldular. Biliyoruz ki, Oguzların 24 boyu bulunmaktadır ve bunun onikisi Üç-Oklardan, onikisi de Boz-Oklardan teşekkül eder. Oguz an’anesine göre de, bu sıralamada yay’ın sahibi olan Boz-oklara, başlangıçta Üç-oklar tabidir. Bazan ise kural bozulur, Üç-oklara Boz-oklar tabi olur. Ama şurası da bir gerçektir ki, çağlar içerisinde Oguz konfederasyonuna çeşitli boylar girip-çıkmıştır.

Eski Türk yazıtlarında Oguzların yurdunu Selenge’nin doğusunda tesbit ediyoruz. Bu Selenge Nehri de Orta Asya’nın doğusunda olup, Baykal Gölü’ne dökülmektedir. İslâm coğrafyacılarına göre Yafes’in soyundan gelen Oguz, Bulgarların kıyısında yurt tutmuştur, deniyorsa da Oguzların batıya yönelmeleri 8. asrın ikinci yarısından sonra olmuştur. Yani İslâm kaynakları Oguzları çok geç tanımışlardır, bu yüzden de zaman zaman Oguzlarla Uygurları birbirlerine karıştırırlar. Osmanlı’nın ataları olan bu Oguzların bir özelliği de çok isyankâr olmalarıdır. Kök Türk Kaga lığına karşı ayaklanan Oguzlar, Uygurların hâkimiyetine de baş kaldırdılar. Orta Asya’daki açlık, kıtlık ve kardeşler arasındaki bu savaşlardan sonra, 9. asrın bitimine doğru Sır-derya boylarına gelen Oguzlar, buradaki Peçenek Türklerini batıya doğru ittiler. 10. yüzyılın ilk yarısında başlarında Yabgu unvanlı biri bulunan Oguz Türkleri, kendi içlerinde tam bir bütünlük sağlayamadılar. Ara-sıra dinî meselelerden, ara-sıra da iktidar hırsından dolayı birbirleriyle kavga yaptılar.

11. asırla birlikte kalabalık Türk kuvvetleri hâlinde Anadolu ve Suriye bölgelerine gelen Oguzlar, dünya tarihinde çok önemli gelişmelere sebep oldular. İslâmiyeti kabul ettikten sonra kendilerine Türkmen denmeye başlandığı da söylenen ve Horasan bölgesinde iyice kuvvetlenen Oguzlar, buraların hâkimi durumundaki Gazneliler ile kıyasıya bir mücadeleye girdiler. Tarihteki ilk büyük devletleri Selçukluları Kınık boyuna dayanarak kuran Oguzlar ile Gazneliler arasında devam eden savaşların en büyüğü ve önemlisi Merv civarındaki, Dandanakan kalesi yakınında oldu. Selçuklu Oguzları Sultan Mes’ud idaresindeki Gazneli ordusunu 23 Mayıs 1040’da müthiş bir bozguna uğrattılar ve böylece Türk Dünyasının lideri oldular. Bazı ilim adamlarına göre bu tarih, Anadolu topraklarında tesis edilen Türkiye Devleti’nin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Bu Oguzlar, Selçuklu soyunun zayıflamasında da etkili olduktan sonra, Osmanlı hanedanı kanalıyla iktidarı Kayılara teslim ettiler ve 600 sene gibi uzun bir müddet Türk ve İslâm âleminin liderliğini yapmakla beraber, dünyanın da en güçlü ülkelerinden biri olma unvanına sahip oldular.

Bilindiği üzere 630 tarihinde Kök Türk Kaganlığının fetret devresine girmesi üzerine, başta batıdaki On-Oklar ve bazı begler ülkenin çeşitli yerlerinde idareyi üstlenmeye talip olmak için ortaya çıktılar. Önce hanedandan Yükünç Şad (Yü-ku) 638’lerde On-Okların da yardımıyla birliği sağlamaya çalıştı ve başarısız oldu. 640’larda ise, yine bir başka Türk beyi olan Köl Beg kendini kagan ilân ettiyse de, onun da Sır-Tarduşlar yüzünden çabaları boş oldu. Bir ara On-Ok beylerinden Ulug Işbara, Türkleri derleyip toplamak için bir teşebbüste bulundu, ancak o da Çinliler tarafından pusuya düşürüldü. Bu arada Ötüken’in merkezi, Oguz Türklerinin eline geçmiş idi. Fakat Kutlug ile Tunyukuk da Çin’in kuzeyinde istiklâl hareketine başladılar. Onların bu teşebbüsü öyle bir akis buldu ki, çevrelerindeki insanların sayısı gün geçtikçe arttı. 682 ile 687 tarihleri arasında Çin’e onbir sefer yaptılar ve bunların neticesinde önemli başarılar kazandılar. Arkasından siyasî ve idarî yeni bir düzenleme yapan Kutlug, Türk başkentini ele geçirmenin plânlarını yürürlüğe koydu. Bu sırada Oguzların da başına Baz Kagan geçmişti. Bu Oguz begi; Çin’e ve Kıtan’a elçilerini yollayarak, Börülüleri ortadan kaldırmanın yollarını anlattı. Bunun üzerine Kök Türk tigini Kutlug’un ayguçısı, yani danışmanı olan Tunyukuk, gece gündüz oturmadan ve dinlenmeden kendilerine karşı bir ittifak oluşturmuş olan Oguzlar, Çinliler ve Kıtanları nasıl alt edebileceklerini düşündü. Çünkü durumları çok kötüydü. İçeriden ve dışarıdan kuşatılmış gibiydiler. Dışarıdan Çinliler ve Kıtanlar, içeriden de Oguzlar, Börülüleri tehdit ediyordu. Bütün bu olumsuz şartlarda Tunyukuk, Kutlug’un da onayını alarak düşmanlarına karşı harekete geçti. Hem kendi teşebbüslerini meşrulaştırmak, hem de bütün Türk boylarının itaatını sağlamak için kutlu yurdun yeniden ele geçirilmesi gerekiyordu. Bu yüzden de Baz Kagan’ın idaresi altındaki Oguzların boyun eğdirilmesi şarttı.

Oguzların bu gözü pek başbuglarının Tengri adında bir oğlunun olduğunu da bilmekteyiz. Ancak onun Kök Türk savaşlarına katılıp-katılmadığı hakkında bir malûmata sahip değiliz. Adına taş yazılan bu çocuğun belki de, Kök Türklerle son vuruşmadan biraz önce öldüğünü söyleyebiliriz. Çünkü, eğer Kök Türk savaşlarına katılmış olsaydı, Orkun Yazıtlarında onun da adının geçmesi gerekirdi. Halbuki bu belgelerde böyle bir şeye tesadüf etmiyoruz.

687 senesinde harekete geçen Kutlug ve Tunyukuk’a şans da yardım etmiştir. Aslında pek şans demek doğru olur mu, bu tartışılır ama her zaman olduğu gibi Çinliler ve Kıtanlar müttefiklerini yani Oguzları yalnız bıraktılar. Togla Nehri kıyısında Baz Kagan’ın idaresindeki Oguzlarla, Kutlug’un yönetimindeki Börülüler arasında belki de Türklerin Çaldıran Savaşı’ndan önceki, birbirleriyle yaptıkları en müthiş vuruşma gerçekleşti. Sonuçta, bu savaştan Oguzlar yenik çıktı ve Baz Kagan da öldürüldü. Bunun üzerine Kutlug, İl-teriş unvanını aldı. Oguzların teslim olmasından sonra Ötüken-Yış, Kök Türk Börülüler (Aşina) ailesinin eline yeniden geçti. Etraftaki bütün boylar, Oguzlar başta olmak üzere doğudan, batıdan, kuzeyden ve güneyden gelerek itaat edip Kök Türklere bağlılıklarını bildirdiler. Ama Baz Kagan’ın torunlarının, devletlerine karşı huzursuzlukları sona ermedi. Onlar tarihleri boyunca hep dik başlı oldular. 8. asrın ikinci yarısından sonra dalga dalga göçler hâlinde bugünkü Türkistan topraklarına geldiler ve nihayet tarihin en muhteşem devletlerinden birisi olan Osmanlı Devleti’ni 13. yüzyılda, Türkiye topraklarında tesis ettiler.