1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Türk Tarihinin Kahramanları: VI İstemi Yabgu

Yrd.Doç.Dr. Saadettin Gömeç
Tarihte kurulan güçlü devletlerin, çok üstün gayretli liderlerin sayesinde ve büyük bedellerin karşılığında tesis edildiğini herkes bilir. Yüce Türk milleti, tarihte bugünkü devletimizin temellerini atarken, gösterdiği cesaret ve harcamış olduğu kan ile bunu ispat etmiştir. Geçmişte Türk milletini harekete geçiren önder kişileri ve bunların rolünü hiçbir zaman inkâr edemeyiz. Türk tarihinde zaman zaman bazı ailelerin, ara-sıra birkaç arkadaşın, bazan da kardeşlerin halkı en zor anlarında sırtlayarak yükselttiklerini, düzlüğe çıkarttıklarını ve yeryüzünde lâyık oldukları itibarı kazandırdıklarını görürüz. İşte tarihimizde buna bir örnek olarak, yani iki kardeşin ülkeleri için yaptıkları fedakârlık açısından, Bumın ve İstemi Kaganları gösterebiliriz. Daha sonra onların torunları sayılan İl-teriş, Kapgan ve İl-Çor Tigin kardeşler de böyledir.

Kök Türklerin Börülüler (Aşina) ailesinin begleri olan Bumın ve İstemi 552 yılı içerisinde, Asya'da Çin'den sonra önemli bir kuvvet durumunda bulunan Juan-juan devletini yerle-bir edip tarihî Türk yurdu Ötüken'e sahip olmuşlar ve Orkun ırmağı kıyısında bağımsızlıklarını ilân ederek; doğuda Kadırkan Yış'tan, batıda Temir Kapı'ya kadar olan coğrafyada yaşayan Türk ve yabancı bütün kabilelerin başı olduklarını dört-bir tarafa bildirmişlerdi.

İşte bu oluşumdan sonra İstemi'nin ağabeyi olan Bumın devletin merkezinde kagan olarak yer almış (Bumın, kagan olunca kendisine İl Kagan unvanı verilmiştir), kardeşi İstemi de (ki bu ismin mânâsının demir/temir kelimesiyle irtibatlı olduğunu sanıyoruz) batıdaki Türk boylarının, yani kalabalık On-ok Türklerinin idaresini üstlenmişti. Bumın, kagan unvanını taşırken, İstemi de yabgu diye anılıyordu.Türklerin bayrağını yeniden yükselten bu iki kardeşin yönetimi altına, zaten yıllardır bir başı-bozukluktan dolayı bunalan Türklerin aşağı-yukarı hepsi girmişlerdi. Bu birliğe belki sadece il (devlet) durumunda bulunan Ak-Hunlar (yani Aparlar) dahil olmamışlardı.

Başta Çin olmak üzere çevredeki büyük devletlerle de diplomatik ilişkiler kurulduktan itibaren, 552 senesinde İl Kagan (Bumın) fazla idarecilik yapamadan öldü. Kök Türk tarihinin meselelerinden birisi de, Bumın'ın ölümünden sonra devletin başına geçen kişinin kimliği hususundadır. Kanaatimize göre Orkun Yazıtları bugüne kadar dikkatlice incelenmediğinden, Bumın'ın ardından kaganlık vazifesini devr-alan kişi olarak doğrudan onun büyük oğlu gösterilmektedir. Halbuki kitabelere baktığımızda bunun böyle olmadığı anlaşılır. Kök Türk Kitabelerinde Bumın'ın ölüm haberi ve onun cenaze merasimini anlatan cümlelerin peşinden gelen; anta kisre inisi kagan bolmış (Bakınız, Köl Tigin Yazıtı, Doğu, 5; Bilge Kagan Yazıtı, Doğu, 5), yani "ondan sonra küçük kardeşi kagan olmuş" diye verilen açıklama, Bumın'ın yerine İstemi'nin kaganlık makamına çıktığına işaret etmektedir. Zaten kitabelerin başında, Türk Yaradılış Destanı anlatılırken İstemi'den de kagan diye söz edilmesi bu iddiayı kuvvetlendirmektedir. Fakat İstemi'nin kaganlığı Çin yıllıklarında geçmemektedir. Bunun da sebebi onun bu görevde çok uzun süre kalmayışıdır. O, büyük bir fazilet örneği sergileyerek ağabeyinin cenazesine Altun Yış'daki karargâhından gelmiş, belki de kendisine duyulan saygıdan dolayı yeğenleri bir süre, en azından babalarının üzüntüleri geçene kadar onun vazifede bulunmasını istemişlerdir. Bu sırada Kök Türk Kaganlığı yeni kurulmuş bir siyasî teşekküldür. Başta bulunan kaganın ölmesi, Bumın'ın çocuklarının devlet idaresindeki tecrübesizliği, daha henüz tesis edilmiş bu birliğin dağılmasına yol açabilirdi. Ama İstemi, muhtemelen aksakalların da onayıyla kısa bir zaman için de olsa, devletin yönetimini üstlendi ve daha sonra ortalık yatışınca, batıdaki On-ok boylarını idare etmek üzere merkezine döndü. İli Nehri ve Talas Irmağı bölgeleriyle, Sır-derya'nın kuzey-doğu taraflarını tamamıyla ele geçiren İstemi, dileseydi kaganlık tahtından ayrılmazdı, ancak o da biliyordu ki böyle bir durum yeğenleriyle arasının açılmasına, Türk halkının yıllar sonra bulmuş olduğu huzuru kaybetmesine sebep olabilirdi. İşte bu bakımdan İstemi Yabgu büyük bir devlet adamı kişiliği sergilemiştir.

İstemi'nin Kök Türkçe belgelerin ışığında öğrendiğimiz bu kısa süreli kaganlığının ardından, devletin başına Bumın'ın büyük oğlu Kara Kagan'ın geçtiğini biliyoruz. Kara Kagan da fazla yaşamadı ve yerine 553 yılında, yine Türk tarihinde büyük bir iz bırakmış olan kardeşi Mo-kan tahta çıktı. O, babası ve ağabeyi zamanında başlatılan işleri devam ettirdi ve Kök Türk Kaganlığının faaliyetlerini batıya yöneltti. Ancak, batı olaylarında Mo-kan'dan daha çok amcası İstemi Yabgu'nun rolü vardır. Bu sırada Türkistan'da, yeni kurulan Kök Türk Kaganlığının rakibi durumunda olan Ak-Hun Devleti bulunuyordu. Ak-Hunlarla savaş zaten kaçınılmazdı, ama buna bir gerekçe lâzımdı. Onun sebebi de, Doğu-Batı ülkeleri arasında önemli bir yer işgal eden İpek Yolu güzergâhını ele geçirmek oldu. Bu zamana kadar Asya'nın ipek ticareti aşağı-yukarı Ak-Hunların kontrolünde sayılırdı. Fakat Juan-juanların Kök Türkler tarafından ortadan kaldırılmasıyla mevcut dengeler bozuldu. Kök Türk Kaganlığı iktisadî refahı için bu yola her ne surette olursa olsun hâkim olmak zorundaydı. Onlar da biliyorlardı ki, bir devlet sadece savaş gelirleriyle ayakta duramazdı.

Bu maksada bağlı olarak İstemi Yabgu'nun Ak-Hunlara karşı Sasanîlerle bir andlaşma yaptığını ve hattâ aradaki ilişkileri sıklaştırmak için kızını da Sasanî şahı Anûşirvan'a verdiğini görüyoruz. Daha Sasanîler harekete geçmemişlerdi ki, Kök Türk orduları Mâverâünnehir'de Ak-Hun topraklarını zaptetmeye başladılar. Ak-Hun Devleti tamamen dağıtıldı ve tarihe karışmış oldu. Fakat Ak-Hunlara ait toprakların paylaşımı hususunda bu kez de Kök Türklerle Sasanîler arasında bir anlaşmazlık meydana geldi. Şah Anûşirvan bu durumdan bir türlü memnun olmuyor, daha çok toprak talebinde bulunuyordu. Elbette ki, Ak-Hunların yok olmasıyla yeni sınırlar ortaya çıktı. Bu suretle Asya'nın tüccar kavimlerinden biri olan Sogdlar, Kök Türklerin de tebası oldular, ancak onlar Sasanîler tarafından rahatsız ediliyorlardı. Sogdlar kendi ticaretlerini korkusuz ve rahatça yapmak istiyorlardı. Sasanîler buna engel olunca, onlar da Kök Türk Kaganlığına vaziyeti şikâyet ettiler. İstemi Yabgu, Maniakh adlı Sogdlu bir elçiyi İran'a yolladı. Kök Türklerin bu elçisi, yanında bazı değerli hediyeleri de Sasanî şahına götürmüştü. Anûşirvan ona kıymet vermediğini göstermek için elçinin getirdiği değerli kumaşları ve halıları gözleri önünde yaktırdı. Ama, İstemi çocukça davranmayarak, bu olaydan sonra da İran'a elçiler yolladı. Anûşirvan ise, daha da ileri gitti; Türk elçilerden bazılarını zehirledi. Bundan kurtulanlar da durumu Kök Türk Devleti'nin ikinci adamına bildirdiler. Tabiî ki, bütün bu olanlardan sonra İranlılarla savaş kaçınılmaz hâle geldi.

İstemi Yabgu, yeğeni Mo-kan'dan da onay alıp, bu kez İran'a karşı Bizans ile bir ittifak yapma teşebbüsünde bulundu. Bu elçilik heyetinin başında da Sasanîlere yollanan Türk ve Sogdlu memurlar yer aldı. Onlar beraberlerinde İstemi'nin Kök Türk harfleriyle yazdığı bir mektubu Bizans imparatoruna takdim ettiler. Bir takım araştırmacıların belirttiğine göre, bu heyet doğudan batıya giden ilk resmî düzenli sefaret grubudur. Doğu'da Bizans'ı yıllardır uğraştıran İran'a karşı teklif edilen bu işbirliği, Doğu Roma'yı da yakından ilgilendirmiş ve Türk elçilik üyelerine son derece önem verilmiştir. Bu andlaşmaya bağlı olarak; Bizans'a yapılacak bir saldırıda Kök Türkler onlara yardım edeceklerdi. Kök Türklerden gelen elçilik heyetinin mukabilinde, Bizans da Zemarkhos adlı birisinin başkanlığındaki grubu 568 senesinde, İstemi Yabgu'nun bulunduğu topraklara gönderdi. Bu görevliler, Kök Türk yabgusu tarafından otağında kabul edildi. İki ülke arasındaki ittifak böylece pekişmiş oldu. Tam bu sırada, Sasanîler kendi geleceklerinin tehlikeye girdiğini anlayınca, Kök Türk Kaganlığıyla yeniden anlaşmak için elçilerini Talas'taki İstemi Yabgu'nun yanına yollamış iseler de, bu kez de onların sefirlerine Türkler itibar etmediler.

Bütün bu siyasî faaliyetlerin sonucunda, 571 tarihinde Sasanîler ile Doğu Roma imparatorluğu arasında aşağı-yukarı 20 yıl kadar sürecek olan çatışmalar başladı. Böylece İran da, Kök Türk Kaganlığını küçümsemenin cezasını çekmiş oldu.

Her nekadar batıdaki bu olayların gerçekleşmesinde İstemi Yabgu baş rolü oynuyor gibi görünüyorsa da, onun Mo-kan'dan habersiz hareket ettiğini düşünmemek gerekir. O, mutlaka esas kagan olan yeğenine yaptığı herşeyi rapor ediyordu.

Bu arada Bizans'tan Kök Türklere elçi olarak gelen Zemarkhos önderliğindeki heyet, yanlarına Tamga Tarkan adlı bir memuru da alarak Bizans'a doğru yola çıktı. Kalabalık bir hâlde Doğu Roma'ya ulaşan bu sefaret grubuna karşılık, Bizans ikinci bir heyeti 576 yılında Valentinos'un idaresinde, bazı görevlilerle beraber tekrar Kök Türk ülkesine gönderdi. Bu sıralarda Kök Türklerden kaçan Avarlar, Bizans İmparatorluğunun hudutlarına gelerek onlarla müzakereler yapmaya çalışıyorlardı. Valentinos'un başkanlığındaki heyeti Aral Gölü'nün yakınlarında, İstemi'nin oğlu Türk Şad karşıladı. Türk Şad, Bizans'ı Kök Türklerin düşmanı olan Avarları himaye etmekle ve kılıçlanarak değil, atların ayakları altında karınca gibi ezilerek öldürülmeyi hak eden bu kavme barınacak yer vermekle suçluyordu. Bundan bir müddet sonra Türk orduları Kırım bölgesini zapt ettiler, fakat biraz sonra buradan çekilmek zorunda kaldılar. Bu sırada İstemi Yabgu da ölmüş bulunuyordu

Yabgu unvanını taşıyan İstemi, kuruluştan hemen sonra devletin batı kısmına, On-Okları yönetmek üzere gönderilmişti. Onun merkeze bağlı bir şekilde faaliyet göstermesi devletin güvenini artırıyordu. Ölümünden sonra yerine geçen oğlu Tardu (576-603) kaganlığın batı kanadını idare etmek için görev almış ise de, maalesef babası gibi erdem sahibi değildi. İhtiraslarına yenik düşmüş bir kişi olduğundan Çin ondan yararlanmasını bilmiştir. Böylece İstemi Yabgu'nun ölümüyle, Türk Devletinin doğusu ile batısı arasında tesis edilmiş olan güven ve iş birliği derin bir yara aldı.