1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Türk Müziğinin Gönüllü Savaşçıları TüMATA

Hasan Orhan
Hastalıkların Türk müziği ile tedavi yöntemi altı bin yıldan beri uygulanıyor ve gittikçe yaygınlaşıyor

TÜMATA (Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Birimi) Türk musikisinin doğuşunu, gelişmesini, tedavi edici değerini, arşiv ve ezgilerinin zenginliğini, kapsamını araştırmak ve tanıtmak amacı ile 1976'da Yrd. Doç. Dr. Rahmi Oruç GÜVENÇ tarafından kurulmuş olup, 1991-1995 tarihlerinde, İstanbul Üniversitesi Etnomüzikoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne bağlı olarak faaliyet gösterdikten sonra Aralık 1995'ten itibaren Prof. Dr. İnci Enginün'ün teklifi ve Prof. Dr. Faruk BATIREL'in destek ve himayeleri ile Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırma ve Tanıtma Birimi olarak kabul edilmiştir.

En az 6000 yıllık bir geçmişe dayanan Türk musikisinin günümüze ulaşabilmiş repertuar, icra şekilleri, dansları, kıyafet ve dekorları, sosyo-kültürel ve pedagojik kaynakları, modern tıpta yeniden keşfedilen müzik-terapinin uygulama malzemeleri TÜMATA'nın genel faaliyet konularını kapsamaktadır. Bu maksatla Bişkek'ten Barselona'ya kadar 11 tane merkez kurulmuş (Bişkek, Almatı, Viyana, Rosenau, Frankfurt, Hamburg, Freiburg, Münih, Brüksel, Zürih, Barselona) ayrıca Avusturya Rosenau'da müzik-terapist yetiştiren bir okul açılmış, "Avrupa Toplul ğu" tarafından da kabul edilen bu okuldan mezun olan ilk öğrenciler 1995 yılı Ekim ayında Edirne'deki Sultan 2. Bayezid Şifahanesinde verdikleri Türk musikisi konserinden sonra diplomalarını almışlardır. İkinci bir akademik müzik-terapi yüksek okulu da 1997 yılında yine Avusturya'da eğitim ve öğretime başlamıştır.

Türk müsikisinin tarih ve coğrafya bakımından devamlılık ve bütünlük gösterdiği inancı ile, Türk'ün bulunduğu her yerin musikisini detayı ile incelemek ve yaşatmak çabasında olan TÜMATA, bu amaçla şimdiye kadar Türk dünyasında kullanılmış ve hâlen kullanılmakta olan 200'den fazla otantik Türk musikisi âleti toplamış ve bu müzik âletlerinin sergilendiği bir "Türk Saz Âletleri Müzesi" kurmuştur. Tüm bunların yanı sıra, plak, kaset, video, nota, arşiv çalışmaları ile musiki değerlerimizi toplamakta, bu çalışmalar Etnomüzikoloji konserleri ile ilim ve sanat topluluklarına sunulmaktadır. Yurt içinde ve yurt dışında seminer, sempozyum ve festival faaliyetleri de TÜMATA'nın önemli çalışma alanı içine girmektedir. Şimdiye kadar çeşitli dünya ülkelerinde çok sayıda sempozyum, festival ve seminer düzenleyen TÜMATA, 1997 yılında Münih Müzik Üniversitesi ve Avusturya Rosenau Okulu ile eğitim protokolu imzalamış ve öğrenimlerine başlamıştır.

Adı geçen sempozyum ve festivallerde, Türk musikisine etnomüzikoloji ve tıp açısından bakılmış ve EEG, EKG, Galvanometre gibi parametrelerle değerlendirilen laboratuvar bulguları gündeme getirilmiş, Türk musikisinin tedavi edici değeri psikiyatri, pedagoji, fizik tedavi ve rehabilitasyon açılarından bu sempozyumlarda kabul edilip onaylanmıştır.

Türk müziğinin yalnızca eğlence olmadığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Rahmi GÜVENÇ, Türk müziği ile en az 6000 yıldan beri çeşitli hastalıkların tedavi edildiğini, Osmanlı zamanında ruh ve sinir hastalarının şifahanelerde Türk müziği ile şifaya kavuştuklarını ifade etmektedir.

Yüksek volumle çalınan ve kulakları tırmalayan "Rock" "Cazz" gibi batı müziği dinlemenin insan sağlığı açısından zararlı olduğunu, bu nedenle 100 desibelden yüksek volümle icra edilen müziğin dinleyicilerin beyinlerinde birtakım hücrelerin ölümüne sebep olduğunun ilim adamlarınca ispatlandığını söyleyen Güvenç, "Bu tür müziği dinleyenler arasında başta sağırlık, hafıza kaybı ve sersemlik gibi arızalar ile tedavisi mümkün olmayan ruhsal bozukluklar meydana gelmektedir. Oysa, bunun tam tersi Türk müziğinin hastalıklar üzerinde tedavi edici etkisi vardır. Asırlardan beri ta Fârâbî, Abdülkadir Merâgî gibi ilim adamlarından beri Türk Müziği ile hastalıklar tedavi edilmiş ve günümüzde de tedavi edilmektedir. Hâlen Türk musikisinde uygulanan makamların da her biri ayrı hastalıklara iyi gelmektedir." dedikten sonra hangi makamın hangi hastalığa iyi geldiğini de şöyle izah etmektedir:

Dünyaca ünlü Türk bilgini Fârâbî'nin "Musikü'l-Kebir adlı eserinde müziğin psikolojik etkileri açıklanmaktadır. Buna göre:

- RAST MAKAMI: Neşe verir, felce iyi gelir,

- NEVA: Ferahlık verir, ayrıca kadın hastalıklarında tedavi edicidir.

- REHÂVÎ: Sonsuzluk hissi, baş ağrısı, moral bozukluğu,

- KÜÇEK: Hüzün ve elem hastalığında,

- ISFAHAN: Kabiliyet, güven, zihni açar, rutubetten dolayı yakalanılacak hastalıklara karşı,

- UŞŞAK: Gülme, gut hastalığı,

- ZİRGÜLE: Uykusuzluk,

- HÜSEYNÎ: Rahatlık, kardeşlik, arkadaşlık duyguları, karaciğer, mide, sıtma,

- BÜZÜRK: Ateşli hastalıklar,

- ZİRFEKEND: Mafsal, sırt ve bel ağrıları,

-HİCAZ: Tevazu, hoşgörü, güven.

Öte yandan Yakut Türklerinde hâlen çeşitli müzik âletleri eşliğinde icra edilen seanslarla hastalıkların tedavi edildiği ve hattâ Kazakistan menşeli "Baksı" (Karacorga) danslı müzikten hastaların iyi yönde etkilendikleri de bilinen gerçekler arasındadır.