1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

TÜRK MİLLETİ İŞTE BUDUR

Ömer Lütfi Turan
3 Temmuz 1919’da, Cumhuriyetimizin temelinin atıldığı, kahraman Erzurumun Ilıca beldesinde, Mustafa Kemal Paşanın ilk karşılanması esnasında, seçkin kimseler bulunduğunu anlayan, gözleri zekâ parlayan bir ihtiyar, iri ve ak tüylerle örtülü elini, geniş göğsünün üstüne koyarak, oturanları selâmladı.

Mustafa Kemal Paşa, yanıbaşına kadar geldiği halde, azametli duruşunu kaybetmeyen bu ihtiyarın hatırını soruyor, O da gövdesine yaraşan derin ve gür sesiyle teşekkür ediyor. Bu kısa hoşbeşten sonra, Paşa ihtiyara soruyor:

– Ağa, böyle nereden geliyorsun?

– Paşam, Rus gelirken muhacir olmuştum, Çukurovada idim, şimdi köyüme dönüyorum.

Paşa, zamanın nezaketini, halin karışıklığını ileri sürerek, böyle zamanda buralara dönmesinin pek yerinde olmadığını, kışın sıkıntı çekebileceğini söyleyip sözüne devam ediyor:

– Ağa, yoksa oralarda geçinemedin mi?

Ağa derhal mukabele ediyor:

– Hayır Paşam, Çukurova cennet gibi bir yer, bir eken yüz alıyor. Allah millete zeval vermesin. Bize tarla da verdiler, çayır da... Hamdolsun uşaklar da çalışkandırlar. Değil Çukurova gibi bir yerde, taştan bile ekmeklerini çıkarırlar. Geçimimiz padişahta bile yoktu. Çok rahattık. Yalnız son günlerde işittim ki, İstanbuldaki “Irzı kırıklar” bizim Erzurum’u Ermenilere vereceklermiş. Geldim ki göreyim diye. Bu “Namertler” kimin malını kime veriyorlar?

Tunç çehreli, ak sakallı, gün görmüş ihtiyarın, iman dolu göğsünden gelen bu ses, yine O’nun gibi tunç çehreli askerin gözlerini yaşartıyor. Bu eski Türk kalesine millet için milletle beraber çalışmaya gelen büyük devlet adamı, yaşlı gözlerle arkadaşlarına dönüyor ve “Bu milletle neler yapılmaz” dedikten sonra ihtiyarla vedalaşıyor.

Türk milletinin BİN yıldan beri kan dökerek vatan yaptığı bu topraklar, bugün “yabancıya mülk edinme hakkı” tanıyan bir kanunla para karşılığında satılmaktadır. Türk milleti kanını satacak kadar Türklük şuur ve şerefini kaybetmemiştir.

Diğer taraftan hâlâ Azarbaycan topraklarını işgal altında tutan Ermenistan ile anlaşmaya yeşil ışık yakanlar, Ermenistan’la aramızdaki hudud kapılarını açmak için dahilde kamu oyu yaratma hevesindedir.

Bütün bu olumsuzluklar Avrupa Birliği sevdasından kaynaklanmaktadır. Ama şunu asla unutmayın, dünkü Avrupa devletleri her konuda destekleyerek silahlandırdıkları Yunanistan’ı Anadoluya salarak işgal ettirmişlerdi. Ama ordusunun Akdenize dökülmesini önleyememişlerdi. Bugünkü AB de sorumluları hesap vermekten kurtaramayacaktır. Ve yabancılara satılan toprakların her karışı geri alınacağı gibi, siyasî ihanet odaklarına, siyasî mezar olacaktır. Türk milletinin gücünden ve imanından kimse şüphe etmesin.

Türkiye Türklerindir sözünü kabullenmeyenler, bunun için olacak ki, topraklarımızı yabancıya satarak, vatan topraklarına yeni ortaklar bulmaya çalışmaktadır. Yabancıya mülk edinme hakkı yasasının bunun için çıkmadığını kimse iddia edemez. Bu vahim suçu işleyenler sonuçlarına katlanmak mecburiyetindedirler. Ziya Paşa bir beyitinde şöyle diyor:

Aldanma rengine, felek eski felektir.

Zira feleğin meşrebi nasazı dönektir.

Bir şairimizin de dediği gibi, “Fıtrat değişir sanma, kan yine o kandır...”

Ne Mutlu Türk’üm Diyene