1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Türk Dünyasının Kanayan Yarası : Doğu Türkistan

Ömer Lütfi Turan
Türk dünyası, başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere, Birleşmiş Milletler’e müracaat ederek, senenin belli bir haftasının “Esir Türkler Haftası” olarak dünya kamu oyuna ilân edilmesini sağlamaya çalışmalıdırlar. Türk dünyası bu yolda bütün gücünü seferber etmelidir. Bazıları, ata yurdu toprakların gerçek sahibi milyonlarca Türk’ü, Çinli olarak görmekte ısrar etmektedir. Nitekim çok yakın bir geçmişte T.C.’nin çok sayın bir Başbakanı, Doğu Türkistan topraklarını Çin toprağı kabul ettiğini gizli bir genelge ile açıklayarak, konunun Çin’in iç işleri olduğunu basiretsizce ifade edebilmiştir. Bilindiği gibi Çin, Doğu Türkistan’ın tarihî ve asıl adını (Sinkiang) olarak değiştirmiştir. Ne yazık ki, bazı gazetelerimiz bu ismi bilerek veya bilmeyerek gaflet içinde kullanmakta ve yazmaktadırlar.

Atom bombası denemelerini Türkistan topraklarında yapan Kızıl Çin, soydaşlarımızı radyasyon tehlikesine maruz bırakmakt adır. İslâm dinini kanun dışı ilân ederek, dünyanın gözü önünde inançlara savaş açmaktadır. Türk gençlerine Allah’ı inkâr etmeleri için, sinsice baskılar yapmakta, eski Türk-İslâm eserleri yok edilmek istenmektedir. Türklere ait eski mezarlar tarla hâline getirilirken, Türk dili, sanatı, folkloru ve tüm kültür değerleri katledilerek Çinlileştirilmeye çalışılmaktadır. Bu asimilasyon hareketlerine bugüne kadar karşı koyan iki milyona yakın Türk yok edilmiştir.

1917’de hürriyetlerine kavuşmak ve işgal altındaki vatanlarını kurtararak kendi devletlerini yeniden kurmak için ayaklanan Türkistanlıların isyanı, Rus ve Çin birlikleri tarafından kanlı bir şekilde bastırılmış, kitleler hâlinde idamlar yapılmıştı. Bakir Türkistan topraklarını ve altındaki petrolü birlikte sömürmek için Rusya ve Çin anlaşmışlardı.

Ayaklanan Türk önderlerinden 347 kişi idam edilmiş, 228 kişi de ağır hapisle cezalandırılmıştı. Üstelik Rus ve Çin birlikleri ile beraber Türklere karşı savaşan, ihanet eden Rus göçmenlerine, Cizzak sancağında 2000, Yedi-Su bölgesinde ise 2.510.000 hektar Türklere ait araziler hediye edilmişti. Üstüne üstlük 170 bin Türkistanlı da Sibirya’ya sürgün edilmişti. (Karat-Polk 297-358)

Bugün devam eden aynı zulüm karşısında, başta Türkiye olmak üzere bütün dünya devletleri kıllarını bile oynatmıyorlar. Bilhassa İslâmı kendi tekelinde zanneden birçok İslâm ülkesi Türkistan’ın inleyen sesini duymazdan geliyorlar.

1953’te ölen Rus diktatörü ve Türk kasabı Stalin’in ölümüne ağıtlar düzenleyen şairin hayranları, ona methiyeler yağdırırken, ondan şiirler okurken katledilen Türkistanlı soydaşlarımız için, gazetelerinde bir tek satıra yer vermeyecek kadar emperyalistlerin yanında yer alabilmektedirler.

Solcu yazar ve çizerlerden bu konuda zaten bir şey beklemiyoruz. Çünkü Türkistan onların anayurdu değildir. Bizim duyduğumuz acıyı onlar duyamazlar. Esir Türklerin dışında her milletin hürriyeti onları ilgilendirir, ama, Türkistanlıların hürriyeti asla...

Onlara göre bizim; Türkistan’ın, Çeçenistan’ın, Dağlık Karabağ’ın ve diğer esir Türklerin özgürlüklerine kavuşmasını istememiz Turancılıktır.

Turancılık kısaca dünyadaki bütün Türklerin birleşmesi idealidir. Kendini Türk bilen herkesin, böyle bir hedefi olması onur vericidir, iftihar sebebidir.

Değişik ırklardan olmasına rağmen, Avrupalı devletlerin tek devlet olma yolunda Türkiye’yi de aralarına alarak kendi potalarında eritme çabalarını normal karşılayan at gözlüklü adamlar, niçin hepsi de özbe öz Türk olan devletlerin birleşmesini, tek devlet olma arzularını normal karşılamıyorlar? Birleşik Amerika Devletleri, Birleşik Avrupa Devletleri (AB) oluyor da, niçin birleşmiş Türk Devletleri (TURAN) olmuyor? Ne mutlu Türk’üm diyene.