1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Türk Dünyası

Sami Yavrucuk
HAZAR YÜKSELİYOR ifadesi; Türk dünyasında, güzel günlerin başladığının müjdesidir. 1991 yılında Hazar tekrar büyüdü ve soyu Türk olan Cumhuriyetlerimiz yedi oldu. Özerk bölge cumhuriyetlerinden kurulu Rusya Federasyonu da yavaş yavaş küçülecek ve TATARİSTAN-BAŞKURDİSTAN-ÇUVAŞİSTAN Türk Cumhuriyetleri de yerlerini alacaklar. İlk sırada, onları DOĞU TÜRKİSTAN (UYGURİSTAN) ve GÜNEY AZERBAYCAN Türk cumhuriyetleri takip edeceklerdir. ALTIN FIRSAT YAKALADIK...

Şimdi konumuza girelim: Büyük Türkçü ATATÜRK, Türkiye Cumhuriyetimizin kuruluşunun onuncu yılında (29 Ekim 1933), Sovyetler Birliği'nin ufalıp parçalanabileceğini, elinde sımsıkı tuttuğu milletlerin avuçlarından kaçabileceğini ve "işte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lâzımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevî köprüleri sabit tutarak. Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli..." buyurmuşlardır. ATA'nın dediği oldu. Rusya ve Komünizm iflâs edip çöktü, kan dökülmeden, kritik maddelerle yüklü, zengin kaynaklı beş kardeş Türk Cumhuriyeti ortaya çıktı. DİL'i bir, İNANCI bir, ÖZÜ bir kardeşimize karşı, bizim hiçbir hazırlığımız olmamıştı ve yoktu. ATA'ya iha anet etmiştik. Ve susup o günleri beklemiştik. Manevî köprülerimizi çoktan yıkmıştık, dil köprümüzü, tarih köprümüzü atmıştık. OLAYLARIN BÖLDÜĞÜ TARİH İÇİNDE BÜTÜNLEŞMEK yerine, Türk Dünyasını düşünmeye yeltenen Türkçü aydınları da "TURANCILIK" yapıyorlar diye, mahkemelere sevk ederek mahkûm edip işkenceler yaptırdık. ATATÜRK 1944'ü görse idi; 19 Mayıs gibi bir millî bayramda çektiği o uğursuz nutku için İsmet İnönü'yü ve "eskiyi unut, yeni yolu tut, Türklüğe umut budur çocuğum. Geçtiği yerde kalsın geçmişler, bize bundan inkâpçı demişler" diyen inkârcı Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'i, hiç şüphesiz tokatlardı.

Şimdi de; Türk Dünyasına yüzümüzü çevirip, TÜRK DÜNYASININ SESİNE kulak verelim istedim. 1991 yılında azaltlığını ilân eden beş büyük Türk cumhuriyetimize hiçbir ciddî yaklaşımda bulunamadık. Çünkü hazırlığımız hiç yoktu. Bu devlet, 1930'lu yıllarda TÜRK TARİHİNİ TETKİK CEMİYETİ'ni, TÜRK DİLİNİ TETKİK CEMİYETİNİ kurmuştu. Hazırlık orada kaldı ve altmış yıldır bu konuda bir çivi bile çakmadık. Türk Dünyası ile BÜTÜNLEŞMEKten vazgeçtik, YAKLAŞMAKTAN bile çekindik ve elli yılın (1940-1990) yönetici kadrolarının günahlarını çektik. Yeni oluşan Türk Dünyasına gerekeni yapamadık ve ALTIN FIRSATLARı kaçırdık. Ama aksini yaptık. Rus tankları kardeş Azerbaycan'ın başşehri Bakû'ye girerken, yardım ve ümit beklenen Atatürk Cumhuriyeti'nin başındaki adam "bunda üzülecek ne var? Onlar Şiî, biz Sünnîyiz" diyerek Azerbaycan Türkü ile Anadolu Türkçülerini kahırdan öldürdü. Ondan sonraki de "Adriyatikten Çin Seddine kadar" sakızını, her çiğnediğinde, Doğu Türkistan'da Türk kanı dökülmesine sebep oldu. O bundan habersiz, sırıtıyordu. En sonunda da geçen yılın başlarında, Türk'ün birinci ve ilk düşmanı, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Jiang Zemin'e utanmadan "Devlet Nişanı" törenleri yapıldı. İşte böylece, TÜRK DÜNYASINA NE ÖNDER NE DE ÖRNEK OLABİLDİK.

Biraz da madalyanın öbür yüzüne bakalım. 1991 yılından itibaren yanlışlıklarımıza su serpecek iyi niyetli çalışmalar ve olumlu faaliyetler de var. Bundan önce, yüz elli bin Türk'ün çıkardığı fakat altmışbeş milyon Türkün çıkartamadığı RAUF DENKTAŞ'ımızı, boyundan büyük işler yapan MUSTAFA CEMİL KIRIMOĞLU ile Kuzey Afganistan'da 220 bin askeri ile dağlarda mücadele eden GENERAL RAŞİT DOSTUM kardeşlerimizi, rahmetle andığımız ELÇİBEY'imizi, İSA YUSUF ALPTEKİN ağabeyimizi, Trakya'nın hızlı lideri SADIK AHMET'i ve emanetçisi IŞIK SADIK AHMET hanımı, Türk topluluklarının bütün liderlerini saygı ile anıyor, sağ olanlara da başarılarının devamını diliyoruz.

Devletimizin, T.İ.K.A. gibi, TÜRKSOY gibi kurulaşları ile Türk Dünyasını sekiz yıldan beri bir araya getiren TUDEV'imizi, AHMET YESEVÎ ÜNİVERSİTESİ Vakfı ile kendi başına çırpınan YESEVÎ VAKFImızı ve buralarda karşılıksız hizmet vermek için koşuşturan kardeşlerimizi, TURAN VAKFIMIZI anmadan geçemeyiz. Yine; Türk topluluklarının millî meclisi TÜRK ASAMBLESİ'ni canlı tutan, Türk dünyasında Türkçe tedrisat yapan okullara sahip, her yıl TÜRK DÜNYASI ÇOCUK ŞÖLENİ ile TÜRK DÜNYASI KADINLAR KURULTAYInı tertipleyen, bizleri 1989'da ata yurtlarımızla tanıştıran, kapısı bütün Türkçülere açık TÜRK DÜNYASI ARAŞTIRMALARI VAKFI'na ve onun Yörük Başkanı Prof. TURAN YAZGAN hocaya ve mesai arkadaşlarına, TÜRK GENÇLİK KURULTAYInı devam ettiren Türkçülerin otağı TÜRK OCAĞImıza, derli toplu çalışmaları ile hizmet üreten DOĞU TÜRKİSTAN ve BATI TRAKYA Vakıflarımıza, Erbil'de okulları ile, üniversitesi ile radyosu ve televizyonu ile hizmet sunan KUZEY IRAK TÜRKMEN CEPHESİne, Suriye BAYIR BUCAK TÜRKMEN TEŞKİLÂTIna, Türk Dünyası ile ilgili neşriyat yapan bütün medyamıza ve vakıflarımıza, buralarda emeği geçen BÜTÜN TÜRKÇÜLERe teşekkürler olsun... NEREDEN NEREYE GELDİK...

Bugün artık her yıl iki bin öğrenci, kardeş Türk cumhuriyetlerinden misafirimiz olup öğrenimlerini yapıyorlar. Birçok özel kuruluşlarımız ve işadamlarımız kardeş cumhuriyetlerde müşterek çalışmalarda bulunuyorlar. İPEK YOLU TEKRAR AÇILDI. Türk tekstilcileri Özbekistan-Türkmenistan pamuğunu artık Türklerin yararına işliyorlar. Bir doğu Anadolulu tekstilci Ahmet Çalık kardeşimiz Türkmenistan'da anahtar teslimi fabrikalar yaptı. TÜRKMEN BAŞI, onu bırakmayıp Türkmenistan Tekstil Bakan yardımcılığı koltuğunu verdi.

Geç kalmaya, hazırlıklı olmamaya rağmen, YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ. ARTIK HASRET SONA ERDİ, ÜRETİM BAŞLADI. Bundan sonra her şey, TÜRKE GÖRE-TÜRK İÇİN-TÜRK TARAFINDAN OLACAKTIR.

Tanrı Türkü Korusun.