1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

TÜRK DÜNYASI KURULTAYI YUTTURMACASI

Yağmur Çavuşoğlu
Türk insanının yeri geldiğinde, kullandığı şöyle bir söz vardır: “Körler ve sağırlar, birbirini ağırlar”. Herhâlde bunu duymayanımız yoktur. Mânâsı da günü kurtarmak, bir şey yapıyor gözükmek, tabiri caizse al gülüm, ver gülümdür.

Çoğumuzun bildiği üzere, Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarından sonra, rahmetli Alparslan Türkeş’in vefatından evvel başlattığı ve kurulmasına önayak olduğu Türk Dünyası Dostluk ve Kardeşlik Vakfı vasıtasıyla aşağı-yukarı her yıl bu ad ile bir toplantı yapılmaktadır. 2006 senesinde, iktidardaki partinin desteğinde ve gövde gösterisi şeklindeki kurultay ise birçok tartışmalarla birlikte Antalya’da gerçekleşmişti. Türkçülüğe ve Turancılığa bir öcü gibi bakanlar bundan da çıkarları olduğunu düşünerek fırsatı hiç kaçırmadılar. Çok saygıdeğer, Türk dünyasının en önde gelen büyükleri bu yılkinin Azerbaycan’da toplanmasına karar verdiler.

Bu, ilk zamanlarda Türk devlet adamlarının biraraya gelmesi, bütün dünyaya Türklerin beraberlik içerisinde olduklarının gösterilmesi açısından belki de müspet neticeler doğurdu. Ama bir süre sonra bu toplantılar yasak savmaktan ibaret oldu. İnsanların eş-dost ziyareti ve muhabbet yapmak için bir ortam aramalarından öteye gitmedi. Son günlerde milliyetçilikten hiçbir şey kazanmadıklarını söyleyenlerin, siyasi çıkar amacıyla bu kurultayları topladıkları daha da iyi anlaşılmıştır. Dolayısıyla artık önemini kaybeden bu Türk dünyası kurultaylarına Türk cumhuriyetlerinin liderleri de katılmıyor. Birisi gelirse, öbürü gitmiyor.

Bugüne kadar yapılan kurultayların sonunda bir iyi niyet bildirgesi okunarak, hepsi dağıldı. Hiçbirisinde ileriye dönük alınan kararların uygulanmadığı veyahut da cumhuriyetlerin parlâmentolarına tartışılan konuların getirilmediği ortadadır. Zaten kimse bu toplantıları ciddiye almadığından dolayı etkili çözüm ve hedeflerle iştirak etmediler. Ama buna karşılık, şimdiye değin gerçekleştirilen kurultaylar için milyonlarca dolar para harcandı. Birilerinin cebine milyarlar aktı. Bazı kişilerin, parti başkanlarının, dernek, vakıf yöneticilerinin gönlü edildi, tatil yaptırıldı. Sonuç sıfır, elde var yine sıfır.

Peki bu paralarla ne yapılabilirdi? En azından günümüzde susuzluk problemi çeken Ankara veya İstanbul’a yeni barajlar veya su kaynakları sağlanabilirdi. Belki diyebilirsiniz, “ama bu paralar Türk Dünyasının birliği amacıyla harcandı. Bu da hayırlı bir iş”. O zaman Türkiye için sarf olunacak meblağı bir kenara bırakılım, umum Türklüğün yararına yönelik ne yapılabilirdi? Bu milyon dolarlarla Kuzey Irak’taki Türkmenlere kamyonlarca silâh alınabilirdi. Yarın orada bir Türk-Kürt vuruşması kaçınılmazdır. Türkiye’nin politikalarının medya kabadayılığından öteye geçmediğini artık bütün dünya gördü ve Türkiye ciddiye alınmamaktadır. Oradaki Türkmen soydaşlarımız savunmasız. En azından iyi-kötü silahları elinde olursa, belki kendileri yok olurken birkaç Kürt’ü de öbür tarafa götürebilirlerdi. Hadi bunu da söylememiş olalım. Çünkü bazı gafiller ve vatan hainleri bizi savaş çığırtkanlığı yapmakla suçlayabilirler. Ama şurası bir gerçek ki, böyle giderse tıpkı Bosna ve Karabağ’da olduğu gibi Kuzey Irak’ta da bir Türk soykırımının yaşanılması kaçınılmazdır.

Bu paralar, pekâlâ Türklerin yaşadığı yerlerde eğitim için yatırıma dönüştürülebilirdi. Meselâ Kazakistan’daki Ahmed Yesevî, Kırgızistan’daki Manas Üniversitesi örneğinde olduğu gibi. Yeni eğitim kurumları (lise ya da üniversite) açılabilir veyahut da mevcutların ıslahında kullanılabilirdi. Buralar doğrudan Türkiye’nin kontrolünde olur, Türk millî menfaatlerine göre eğitim yaparlardı. Bu Türk cumhuriyetleri ve özerk bölgelerinden aklı başında gençler getirilerek, Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde okutulmak suretiyle, bunların ileride görev alacakları mevkilerde gönüllü Türkiye sempatizanları olmaları sağlanabilirdi. Eğitimlerini lisans ve yüksek lisans düzeyinde sürdüren öğrencilere burslar verilerek aç-açık kalmamalarının önü alınabilirdi.

Türk Dünyasına yönelik, özellikle de dil birliğini geliştirici ciddî yayınlar yapılabilir, Türklüğün ortak destanları filmler hâline getirilebilirdi. Örnekleri daha çoğaltmak mümkündür. Eminim sizlerin de akıllarınıza pek çok projeler gelmektedir. Öyleyse birilerinin kurultaycılık oynamaları hevesi yüzünden bizim paralarımız neden çarçur ediliyor?