1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Topraklarımızın Eşkıyaları (I)

Nefi Demirci
Körfez Savaşı'ndan sonra Irak'ın üst düzey bir yetkilisi o günlerde Ankara'da idi. Sunî yaratılan siyasî Kuzey Irak'la ilgili ABD'nin isteği doğrultusunda Ankara süreci denilen toplantı yapılıyor, toplantıya iki Kürt grubu, ABD, İngiltere, Türkmenler ve Türkiye gözlemci olarak katılıyor. Konu Irak'ın bütünlüğü, Kürtlerin hakkı! Iraklı yetkili hukukî olarak toprak sahibi, ama bu toplantıya katılamıyor, ki daha sonraki gelişmelerde görülecektir, Türkiye bu toplantılardan dışlanacaktır.

Iraklı yetkili kişinin basında yer alan kayde değer çok önemli bir demeci oldu: "Sizler Kürtleri bizim gibi tanımıyorsunuz, biz 40-50 yıldan fazla bir zamandır bu "Şaki"lerle savaşıyoruz, onları iyi tanıyoruz ne istediklerini biliyoruz, ABD'nin plânı belli, gelin bir olalım."

Türkiye bu demeci duymamazlıktan gelmeyle kalmadı, üstelik Çankaya Köşkü'nde Kürt liderler karşılandı, yardım gördü, bugün devlet olmanın son aşamasındalar.

PKK denilen bölücü eşkıya yalnız bu topraklarda değil, yer yüzünün hiçbir yerinde ne toprak ne de yönetim sahibi olmamış iken, benim ülkemde toprak ve hak peşinde, köy basar, savunmasız insanımızı öldürür, yakar yıkar iken, biz bunları, uygar geçinen ülkelere terörist olarak kabul ettiremedik.

NATO'nun 5. maddesini de gündeme getirtemedik. Aksine bugün dahi bazı ülkeler şer odaklarına hâlâ destek vermektedirler.

Türkiye ve Türk milleti terörden çok çekti, neredeyse tarihimizin birçok yılları, Kubilay, Koçgiri, Şeyh Sait, Dersim, Ağrı isyanları, ASALA, PKK ve Kerkük katliamı.

Koçgiri isyanı Ekim 1920'den 17 Haziran 1921'e kadar. Atatürk'ün deyişi ile "Hudud-ı millîmiz içinde olan" MUSUL vilâyetini bize kaybettiren Şeyh Sait 13 Şubat 1925-17 Haziran 1925 yılında toprağına baş kaldırmış, karakol basmış, yol kesmiş, masum insanları öldürmüş. 1926-1930 yılları arasında Ağrı isyanları. 1937'de de Dersim, 1959 Kerkük katliamı ve son ASALA, PKK.

1950 seçimleri, demokratlaşmanın başlangıcı olarak kabul edilir.

Demokrat Parti zamanında meclise Doğu ve Güneydoğuluların girmesi, 1937'den sonra yani Dersim isyanı bastırıldıktan ve şakiler cezalarını bulduktan sonra, fırsatın zamanını, zeminini bekleyenler 1959 yılına kadar faaliyetlerini, çalışmalarını gizli tutmuşlardır. Halbuki 1958 yılında illegal "Kürt İstiklâl Partisi"ni kurmuşlardı. Ve bu partiyi kuranların arasında, daha sonraki yıllarda bölücü terör örgütü PKK içinde yer alanları da görmekteyiz.

Yaşar Kaya, Musa Anter gibileri 1959 yılında Kürt ve komünist Arapların elbirliği ile gerçekleşen Kerkük katliamının araştırılması için B. Millet Meclisine milletvekili Asım Eren tarafından verilen soru önergesine gönderilen 100'den fazla protesto telgrafından sonra yapılan adlî tahkikattan öğrenmekteyiz. Yine o yıllarda yabancılar tarafından (birçoğu Iraklı Kürt) Türkiye'de faaliyet gösteren, broşür dağıtan, "Türkiye Kürt Talebe Cemiyeti" kurulmuştur.

Bu gizli "eşkıya", Kürt terör örgütü "Avrupa Kürt Talebeleri Cemiyeti" ile daha sonraki yıllarda Türkiye ve Türklük aleyhine birçok eylemde bulunacaktır.

1963'e gelindiğinde, Irak'ta Kürtlerle Irak ordusu arasında dış destekli kanlı bir savaş, Türkiye'de de KDP'nin benzeri "Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi" kuruluyor? İstekleri Türkiye'nin güneydoğu illerinde resmî dilin Kürtçe olması, okullarda Kürtçe eğitimin verilmesi, Kürtçe yayın ve yayımın sağlanması.

TBMM'den yazımızın yazıldığı gün, çıkan yasalara bakarsak, yıllarca kan döken bu terör örgütlerinin, eşkıyaların istekleri gerçekleşmiş bulunmaktadır. Şimdi daha iyi anlamaktayım ki, Diyarbakır'dan yolumuzun geçtiğinin ne anlama geldiğini!

20 yıla yakın bir zamandan beri, dünyada eşine rastlanmayan bu kadar acımasız, kendinden olan "halkım" dediği insanları dahi çocuk, yaşlı demeden öldüren, öldürten, 40-50 bin vatan evlâdına, Türk kanına, bugünkü malî sıkıntılarımıza, AB kapısında terlememize sebep olan terör ve şer örgütü PKK'nın ne olduğunu, özgürlük kahramanı olmadıklarını başlarına geldikten sonra inşallah anlamışlardır.

Şehit anaları, "Pakize analar" şerrin başı "Öc alan"dan neden "Öc" almak istemesinler? Binlerce şehit, binlerce gazi resme baktığında acaba ne der? Hangi vatan evlâdı verilen bu kararın yerine gelmesini istemez?

Ey Türk oğlu Türk, bu resme iyi bak: NURANÎ, tertemiz bir çehre, ileriye bakan ümit dolu gözler, vatanını, ecdadının kanı ile sulanan toprağını korumakta iken hain eşkıyalar tarafından maddeten sakat bırakılan ama mânen dimdik duran, binlerce "GAZİ"lerden, mukaddes bayrağını iki değneğine asmış ufuklara, uzaklara bakan "ER".

Hainler resme dikkatlice bakın, şanlı ordumuzu bu bakışlardan tanıyacaksınız, neden bölünmeyeceğimizi anlayacaksınız.

Tanrı, Türk milletini bu keskin ama şefkat dolu bakışlı "ER"ler nasip ettiği için korumaktadır. Tanrı Türk'ü korusun ve yüceltsin.

Not: Resim: Sayın Emin Çölaşan'ın 22 Eylül 2001 tarihli Hürriyet gazetesindeki yazılarında yer almış. Kendilerinden izin alamadım, resim beni çok etkiledi, duygulandırdı, eminim bağışlarlar. Yazılarını her gün çok dikkatlice okurum, önemli konuları yazan ender yazarlarımızdandır. Bir kere de bu vesile ile kendilerini tebrik ederim.

1- Eşkıya-Şaki: Haydutlar, yol kesenler, isyancı.

Şaki: Haylaz, habis, haydut, yol kesen.

2- Yazı eski notlarımdan derlenerek yazılmıştır.