1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Terör ve Gençlik

Ar.Gör. Ersan Ersoy
Giriş

Uyuşmazlık, siyasî tarafların birbiriyle bağdaşmaz çıkarlarından doğan bir irade mücadelesi olarak tanımlanmaktadır. Bu durum insanlar arasında ve insanlarla devlet arasında olabileceği gibi devletlerin kendi aralarında da ortaya çıkabilir. İnsanlar ile devletlerin daimî bir uyuşmazlık içinde olduğu söylenebilir ki bu da zaten siyasetin ruhudur.1 Dolayısıyla siyaset ve uyuşmazlık daima birbiriyle iç içe olan doğal olaylardır. Uyuşmazlığı gidermek için kullanılacak metotlar, barışçı sınırlı güç kullanımı olabileceği gibi savaşa yönelik sınırsız güç kullanımı, terör ve kargaşa (anarşi) ortamı yaratmak şeklinde de olabilir.

Özellikle geçtiğimiz yüzyılda, sıcak savaşlar sebebiyle ülkelerin cephelerde göğüs göğüse çarpıştığı ve birbirleri ile mücadelelerini, bu şekilde verdikleri bir yüzyıl olmuştur. Ancak, artık, devletler sıcak harplerle yıkılamamakta ve memleketler bu yollarla ele geçirilememektedir. Bunun yerine dünyanın her yerinde devam eden ve zaman zaman parlayıp söner gibi görülen, ama dalga dalga ilerleyen anarşi ve terör olayları, sıcak harplerden belki de daha tehlikeli, daha yıkıcı bir savaş şekli olarak görünmektedir.2 Yıllar boyunca millî bütünlüğü kazanmanın ve millî hedeflere ulaşmanın tek ve son vasıtası olan sıcak savaş, bugün artık yerini toplumları ve sistemleri hedef alan psikolojik harplere, anarşi ve teröre terk etmiştir. Bu istikâmette her ne kadar milletlerarası terörizm anlaşmaları yapılmış olsa da, desteklenen ve teşvik edilen terör, günümüzde ülkelerin birbirlerine karşı kullandıkları soğuk savaş biçimi olmuştur. Bu yüzden de birisi için terörist olanlar başkaları için “kurtuluş savaşçıları” veya amaçlarına hizmet eden kişiler olmaktadır. Bu alandaki yoğun rekabetler ve çalışmalar ise, çok çeşitli teknik, taktik ve stratejilerin gelişmesine sebep olmuştur.

Tarih kadar eski olan klâsik terörizm hareketi, bu yönüyle modern terörizmden büyük farklılıklar gösterir. Klâsik terörist tipi genellikle gelişi güzel ve tek başına eylemci kişi olarak idealist, siyasî yönden anarşisttir. Modern teröristin tersine, iyi bir dünya yaratmak isteyen bir idealist ile ilgisi yoktur. Siyasî inançları derin ve köklü değildir. Fakat milletlerarası ilişkileri gelişmiş ve çok daha iyi organize olmuş hâldedir. Modern teknolojiyi kullanarak milletlerarası etki yapabilen olaylar oluşturabilecek kapasitededir. Kitle iletişim araçlarının büyük ilgisi sayesinde, yerel milletlerarası ilişkiler üzerinde büyük etki yapabilmektedir. Modern terörizm, büyük bir korku doğurararak, hedef seçilen ülkedeki günlük hayatı felce uğratabilmektedir.3 Dolayısıyla bugünkü terör hareketleri, bulundukları ülkelerle sınırlı kalmamakta, başka ülkelere de etki etmekte ve o ülkelerden sempatizanlar, destekçiler ve terör guruplarıyla bağlantı kurarak, karşılıklı işbirliği ve dayanışma içerisine girmektedirler. Burada ileri teknolojinin sunduğu imkânların ve kitle iletişim araçlarının etkisinin büyük rol oynadığını söyleyebiliriz.

Bu çerçevede Türkiye’ye bakacak olursak; Türklerin 1071’den itibaren Anadolu’ya gelmesi ve o günden itibaren Anadolu’nun siyasî, sosyal ve kültürel hâkimiyetini ele geçirerek, Akdeniz, Ege, Karadeniz’i kontrol altında tutmuş olması, Orta Doğu, Balkanlar ve Kafkasya’yı etkisi altına alması, ayrıca sahip olduğu tabiî güzellikler ve fizikî kaynaklar, sürekli olarak dikkatlerin Türkiye’ye çevrilmesine sebep olmuştur. Bu özellikleri itibariyle de tarihten bu yana kendisine yönelik birtakım ince hesaplar yapılmıştır. Bu istikamette Türklere karşı çeşitli savaşlar ve ittifaklar yapıldığı gibi pek çok politik ve ekonomik entrikaların da çevrildiği görülmüştür.

Ancak günümüzde, diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de bu tür sıcak savaş mücadeleleri, yerini soğuk savaşa ve “kamuoyu mühendisleri”nin inşa ettiği, kitlesel hareketlere, anarşi ve teröre bırakmıştır. Senaryosu daha önce yazılan bu oyunlar, öz ellikle 1960’lı yıllardan başlayarak safha safha ortaya getirilmiş ve sahneye koyulmuştur. Seyirciler ise zaman zaman “biz bu oyunu görmüştük” diyor, fakat kısa bir süre sonra onlar da sahneye çıkıp oyunculara katılmaya başlıyorlardı. “Anarşi ve terör dalga dalga yayıldı. Sadık çalışan Türk işçisi, okulunu bir an önce bitirmekten başka bir işi olmayan Türk öğrencisi, devletine hükûmetine itaatkâr olan Türk vatandaşı, ananelerine, âdetlerine bağlı Türk halkı, birden bire kendini devlete karşı organize hareketlerin içinde buluverdi. Korku hipnozu o kadar yayılmıştı ki hava kararmadan herkes evine çekiliyor, birçok lise öğrencisinin tehdidi ile İstanbul’da dükkânlar kapatılıyordu. Sokaklarda insanlar öldürülüyor, bombalar patlıyor, insanların en tabiî hürriyetleri ellerinden alınıyordu.”4 Bu duruma ülkemiz elbette ki kendi kendisine gelmemişti. Ülkemizdeki terör hareketlerinin çoğu zaman komşularımız olan Suriye5, Yunanistan ve pek çok ülke tarafından desteklendiği bilinmektedir.6 Böylece Türkiye’nin, sürekli olarak iç ve dış tehdidin ittifakından oluşan, sosyo-psikolojik terör hareketleriyle karşı karşıya bulunduğunu söyleyebiliriz.

Terörün Tanımı ve Özellikleri

Terör sözcüğü, dehşet, korkutma, yıldırma anlamında kullanılır. Terörizm, yıldırma siyaseti olup, bireylerin veya toplumsal alt kültürlerin, başkalarına, topluma yönelik siyasî şiddet eylemlerinin tümüne verilen addır. Bu şiddet eylemi ülkeyi bölmek, siyasî rejimi yıkmak, bir siyasî görüşü hâkim kılmak amacına yönelik olabilir.8 Thornton’a göre terör, siyasî davranışlara olağan dışı yollarla etki yapmak amacıyla, tedhiş ve tehdit kullanımını gerektiren sembolik bir harekettir. Waugh da aynı çizgide terörü, siyasî bir amaca hizmet eden, maddî etkilerden çok psikolojik etki oluşturan ve kurbanları daha çok sembolik fonksiyon taşıyan, olağan dışı tedhiş hareketleri olarak tanımlamaktadır.9

Terör, dehşet salmak için girişilen seçilmiş ve plânlı eylem veya eylem tehdididir. Saldırılan veya korkutulan sivil ve masum kurbanlar aracılığı ile hedeflenenden daha büyük bir kitleyi yıldırıp korkutarak, yasa dışı stratejik ve siyasî amaçlarını gerçekleştirmek için bir grubun veya devletin bilinçli ve plânlı bir biçimde şiddet kullanması veya şiddet kullanma tehdidinde bulunmasıdır.10 Amacı ve yöntemi ne olursa olsun, terör, gücünü şiddet ve korkuyu yayabilme derecesinden alır.11 Türkdoğan ise terörün, kurulan düzeni devirmek üzere, insanların siyasetlerini değiştirmek veya yöneltmek olduğunu belirtir.12 Yapılan tanımlamaların ortak noktasında terörü, şiddet aracı olarak kullanılmak suretiyle, toplumun genelinde veya bir bölümünde, mevcut düzeni değiştirmek amacıyla yapılan korkutma, yıldırma ve sansasyon oluşturma hareketleri olarak belirtebiliriz.

Terörizmin en önemli özelliği, belli siyasî amaçlara ulaşmak için kullandığı kendine has stratejisidir. Bu strateji içerisindeki terörist tipi de sıradan bir eylemci insandan farklı özellikler gösterir. Her şeyden önce terörist kendi amaçlarına uygun tepkiler doğurmaya çalışır. Sosyal düzenin yıkılmasını hedefleyen terörist, sürekli olarak kendi reklâmı peşindedir. Bunun için de, çoğu kez kitle iletişim araçlarını kullanır. Terörist bazen tutukluların bırakılması, fidye almak vs. belirli kazanç sağlamaya çalışır. Terörist işbirliği yapmaya zorlar ve düşmanı cezalandırmak ister.13 Bu amaçlara ulaşmak için, grup içinde kendine verilen kuvvetli telkinler nihayetinde, ölmenin ve öldürmenin gereğini algılar ve bu yönde hareket eder. Teröristte, her zaman amaç, aracı meşru kılar görüşü hâkimdir.

Amerika’da, National Advisory Committee’nin hazırladığı terör raporunda, terörizmin beş çeşidinden bahsedilmektedir. Bunlar, Siyasî Terörizm, Siyasî Olamayan Terörizm, Sözde Terörizm, Sınırlı Siyasî Terörizm ve Resmî veya Yapı Terörizmidir.

Raporda Siyasî Terörizmden, toplumun bir kesiminde veya tamamında korku doğuran, siyasî amaçlar için yapılan hareketler olarak bahsedilmektedir. Siyasî olamayan terörizm, özel amaç ve amaçlar için şiddet vasıtalarını kullanarak, korku tepkisini oluşturmaya çalışmaktadır. Organize suç tipleri bu türdendir. Sözde terör ise temelde birtakım unsurların eksikliği ile beraber, gerçek terörizmin metot ve şekline benzer olan, şiddetin veya suç kullanımının tesadüfî aktiviteleridir. Bu da rehine alma, adam kaçırma, fidye gibi olaylarda kendini gösterir. Sınırlı siyasî terörizm, toplu olarak yapılan bir savaş olmamakla birlikte, devletin kontrolünü ele geçirmek için yapılan siyasî ve ideolojik söz ve taahhütler olan terörist hareketleridir. Resmî veya yapı terörizmi ise zengin bir teröristik muhteva içeren, baskı ve korku üzerine kuralları olan, devlet tarafından yapılan terörizm hareketleridir. Bu da zorlamalardan başka kışkırtıcı (ajitasyonel) eylemlere kadar varan bir şekilde, nüfuzu kontrol etmek için yapılmaktadır.14 Terörün hangi biçimi olursa olsun devamı için, belirli ihtiyaçların karşılanması ve temel unsurların oluşturulması gereklidir.

Terör örgütleri için hayatî önem taşıyan unsurlar; silâhlanmak, kendilerini saklayabilecekleri yer temin etmek ve terörde kullanılacak kişilerin şahsî ve örgütün genel masraflarını karşılayacak geliri temin etmek şeklindedir. Bütün bu giderleri temin etmekte, örgütün örtülü ülke desteği, soygun, gasp vb. yollarla topladığı paralar bazen yetersiz kalmakta, bazen de örgütün geleceği için çok büyük riskler taşımaktadır. Bu bakımdan çok kârlı ve bir soyguna oranla daha az riskli olan uyuşturucu madde kaçakçılığının, örgütler tarafından benimsenmesi ve elde edilen gelirin silâha dönüştürülmesi, daha mantıklı ve uygun formül olarak görülmektedir.15 Bu açıdan tarihî bir geçiş yolu üzerinde bulunan Türkiye, yapılan büyük mücadelelere rağmen eroinin doğu ülkelerinden batıya geçişinde köprü konumundadır. Bu yönüyle de bulunmaz bir fırsata sahip olan ülkemizdeki terör gurupları, ihtiyaçlarını karşılamak için uyuşturucu madde kaçakçılığı yapmaktadırlar.

Terörün Sosyal Sebepleri

Hızlı sosyal değişme dönemleri, toplumlar için büyük sıkıntılar doğurduğu gibi, onun içindeki gençlik kesimi açısından da pek çok problemin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Değişme ile birlikte eski kültür kıymetleri sevk ve idare edici, düzenleyici kuvvetlerini kaybetmiş, yeni nizamın getirdiği değer hükümleri de daha henüz yerleşmemiştir. Hedef alınacak değerler açısından bir başı boşluk, belirsiz ve kargaşa (anarşi) durumu vardır. Bu durum, en çok özellikle belirli değerleri kendi kişiliğinde tam olarak daha oturmamış ve bir arayış dönemi olan, sosyalleşme sürecinden geçen gençlik kesimini etkilemektedir. Bu ortam içerisinde, cemiyette uygun ve model alabileceği örnekleri bulamayan genç, ya amacını, beklentisini yitirecek; topluma güveni kalmayacak, endişe, korku, öfke, nefret, düşmanlık duyguları içerisinde tedirgin bir hayat sürdürmeye çalışacak veya bu boşluğu doldurmada alternatif olan alt-kültür guruplarına katılacaktır. Bazen de kuvvetli telkinlerle istismara uğrayarak ideolojik terör örgütlerine ve karşıt kültür guruplarına katılarak, şiddet eylemleri içerisinde yer alacaktır.

Kentleşme ve onun doğurduğu problemler de teröre etki etmektedir. Özellikle 1950’lerden sonra hızlı bir ivme kazanan kentleşme, beraberinde getirdiği, sağlıksız kentleşme, dengesiz göçler, plânsız sanayileşme, ekonomik olumsuzluklar ve kurumların fonksiyonlarını yerine getirememesi gibi problemler, terör gibi başka problemlerin doğmasına sebep olmuştur. Özellikle de büyük umutlarla kente yapılan yoğun göç hareketleri ve bu göç edenlerin, istek ve beklentilerine cevap verecek kurumların ve alt yapının kentlerde henüz tesis edilmemesi, bu insanların umutlarının kırılmasına ve kendi başlarına hareket etmelerine sebep olacaktır. Göç eden bu insanların aile yapıları değişecek, hızlı kent hayatında çocukların ve gençlerin eğitim kurumlarında, arkadaş çevrelerinde kazandıkları değerler ile aile büyüklerininki çatışma içerisinde olacaktır. Kentin ekonomik ve sosyal açıdan heterojen bir yapı arz etmesi, insanlar arasındaki farklılıkların ve uçurumların daha belirgin ve yan yana olmasına sebep olacaktır. İşte bu uçurumları gören ve bazı şeylerin eksikliğini hisseden insanın, sorunlarını ve ihtiyaçlarını meşru yollardan karşılayamaması, onu, gayrı meşru yollardan hedeflerini elde etmeye çalışan terör örgütlerinin istismarına müsait bir hâle getirecektir.

Bunların yanında kasıtlı olarak, toplumlarda belirli taktikler uygulanarak terör ortamı meydana getirilebilmektedir. İlk olarak “beyin yıkama” ile insanlardan neyin doğru neyin yanlış olduğu hükmünün, değer yargısının kaybı ve kavram kargaşası, doğması beklenen ve kaçınılmaz sonuçtur. Bu kargaşa ortamında insanlar belirli “şartlandırmalar” ile belirli davranışlar içerisine sokulacağı gibi serbest iradeyi de reddeder. Şartlandırmalar ile insanlar cinayet makineleri hâline getirilmekte, gerekli “tetik” kelimeyi, “slo-ganı” duydukları zaman, mekanik bir tarzda cinayet işleyebilmektedirler. Bunun için toplumda “dil” etkili bir araç olarak kullanılır. Çünkü insanlar kelimeler vasıtasıyla düşünmeyi öğrenir ve düşünerek dili imâl eder. Dolayısıyla dil, düşüncenin hem sebebi, hem sonucu olmaktadır. Dilsiz bir düşünce tasavvur edilemez. Kelimelerin söylenişi, tonları, sesleri ve mânâları ayrı ayrı şartlandırıcı değer taşımaktadır. Böylece kullandığımız kelimeler, dile hâkim olan, düşüncemize de hâkim olacak ve onu istediği gibi yönlendirecektir. Bu stratejiyi plânlayan “kamuoyu mühendisleri” de son yıllarda soğuk harp uzmanları arasında yer almışlardır.16 Bu stratejiler günümüzde genellikle de can alıcı nokta ve istikbâlin sahipleri olan, gençlik kesimi üzerine yoğunlaşmaktadır.

(Devam edecek)

DİPNOTLAR

1- Tamkoç, Metin; “Uluslararası Terörizmin Rusya İle Bağlantısı”, Uluslararası Terörizm ve Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı, Ankara Üniversitesi Rek. Yay. Ankara-1984, s.51.

2- Songar, Ayhan; “Genel Olarak Terör ve Türkiye’deki Terör Olaylarının Psikiyatrik Değerlendirilmesi”, Uluslararası Terörizm ve Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı, Ankara Üniversitesi Rek. Yay. Ankara-1984, s.145.

3- İtil, Turan; “Türkiye’de Terörizm, Özellikle Ermeni Terörizmi”, Uluslararası Terörizm ve Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı, Ankara Üniversitesi Rek. Yay. Ankara-1984, s. 29,-Karaaslan, Mehmet; “Terör ve Gençlik”, Doğu Anadolu Güvenlik ve Huzur Sempozyumu, Elazığ Emniyet Müdürlüğü Yay. İzmir-1999. s.48.

4- Songar,Ayhan; A.g.m.,s. 149

5- Başar, Cem; The Terrorism Dossier and Syria, İnternational Affairs Agency, Lefkoşe-1996, s.6-7, 51-57

6- Greece and Terror, The Cyprus Turkish Cultural Association, Lefkoşe-1987, s.11-

7- Songar, Ayhan; A.g.m., s.150

8- Köknel, Özcan; Bireysel ve Toplumsal Şiddet, Altın Kitaplar Yay., İstanbul-1996, s. 25-26

9- Tamkoç, Metin; A.g.m., s. 51-52

10-Yüceoral, Kamil; “Terör Kavramı”, Demokrasi ve Terör Paneli, Demokrasi Bülteni, S.17, T.D.V. Yay. Ankara, Mart-1994, s. 25-25

11- Yakın, Ertürk; “Terörü Besleyen Kaynaklar Açısından Toplumsal Yapı”, Demokrasi ve Terör Paneli, Demokrasi Bülteni, s.17, T.D.V. Yay. Ankara, Mart-1994

12- Türkdoğan, Orhan; Sosyal Şiddet ve Türkiye Gerçeği. Mayaş Yay. Ankara-1985, s. 112

13- Karacan, İsmet; “Terörizm Kavramı ve Yapısı”, Uluslararası Terörizm ve Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı, Ankara Üniversitesi Rek. Yay. Ankara-1984, s. 196-197

14- Hagan, Frank E; İntroduction to Criminology, Nelson-Hall Inc. Publıshers, Chicago-1991 s. 448-449

15- Somer, Tarık; “Ermeni Terörü ve Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı”, Uluslararası Terörizm ve Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı, Ankara Üniversitesi Rek. Yay. Ankara-1984, s.21

16- Songar, Ayhan; A.g.m., s.146