1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

TEMCİT PİLAVI

Fevzi Şahin
Temcit pilavı; mecazi anlamda kullanılan bir ifade olup tekrar tekrar gündeme getirilen olaylar karşısında kullanılan bir metafordur. İşte bu gün, AKP’ye açılan kapatma davası, 22 Temmuz öncesi oluşturulan senaryonun formatlanmış halidir. Bu aşamada önemli olan dikkatli olmaktır. Çünkü Tarih tekerrür etmez; tekerrür eden sadece hatalardır. Eğer, Tarih bize insanların tarihten hiç bir şey öğrenmediğini öğretirse, yaklaşan yerel seçimler yine iktidar partisine yarayacak. Çünkü, AKP’nin 22 Temmuz seçimlerinde başarılı olmasına sebep olan nedenler nelerdir sorusuna verilecek cevap neyse, önümüzdeki yerel seçimlerde de başarılı olmasının sebebi o malûm cevap olacak. Çünkü açılan kapatma davası, AKP’nin bir kez daha “mağdur, mazlum ama direnen” bir siyasi parti profili çizme imkânını doğurdu. Ancak bu sefer satranç tahtasında vezirin hayatı söz konusu yani AKP’nin siyasi hayatının sonunu da getirebilecek bir riski içinde barındırmakta.

Bu gün karşı karşıya kaldığımız senaryo; değişmeyen stratejiyi, değişken taktiklerle vazgeçilemez ve kaçınılamaz kılma senaryosu, onu da geçin, siyasi arenada en fazla değişimden etkilenen, “dün dündür” diyenleri bile geride bırakan bir tavır sergileyen AKP’ye, bu süreç eğer iyi bir şekilde okunursa sine-i millete çarpıp geri dönecek yada millet AKP’yi yine bağrına basacak.

Senaryo aynı, 22 Temmuz öncesi sürece bakarsak; Cumhuriyet mitingleri, 27 Nisan muhtırası ve Anayasa mahkemesi kararları. Şimdi yerel seçimlere doğru geri sayım başlamışken bu sefer de parti kapatma davası ile bu sürece start verilmiş oldu. Bu defa kamuoyunu şaşırtan gelişme alışılmışa gelen son dakika da yapılan, “Rok” Değişikliğinden ziyade, vezirin bizati öne sürülmesidir. Bu da AKP’nin yine en büyük kozu olacak. Meydanlarda aynı slogan; “hakkımız yenildi, mağdur olduk…” ve balon şişmeye başladı. Şunu hemen belirtelim. Parti kapatılması olayı (bölücü partiler hariç)hangi parti için olursa olsun bizi sevindirmez. Ama yaşanan olaylar ve uygulamalar çerçevesinde hukuk, yasalar bunu gerektiriyorsa, buna da kimsenin söyleyecek bir sözü olamaz. Herkesin bu durumu saygı ile karşılayıp bekleyeceği yerde özellikle, medya, işini bilen iş adamları! “olur mu böyle şey” diye ortalığı ayağa kaldırmaya başladılar. Siyaset takımının büyük erbapları, büyük büyük laflar edip, Türkiye’nin felakete sürükleneceğini, ekonominin çökeceğinden söz etmeye başladılar bile. Hatta AB’nin unutulması gerektiği ve Türkiye’nin imajının sarsıldığı ve davanın evrensel standartlara aykırı olduğu ve hatta bu konuyu ahiret ile ilişkilendirenler bile oldu. Ama hiç kuşkunuz olmasın yaşam yine eskisi gibi devam edecek… Ne dünya yıkılacak ne de Türkiye’nin sonu olacak.

AKP kapansa dahi, parti kapatmak çözüm değil. Çünkü, Cumhuriyet tarihinde bunun örneklerine çok tanık olduk. Demokrat Parti kapatıldı, yerini Adalet Partisi aldı. o kapatıldı, DYP kuruldu. Milli Nizam Partisi kapatıldı, adı Milli Selamet Partisi oldu. Milli Selamet kapatıldı, Refah Partisi kuruldu, O kapatıldı, Fazilet Partisi kuruldu, Fazilet Partisi kapatıldı, Saadet Partisi doğdu. Sonunda Saadet Partisi’nden kopanların kurduğu AKP iktidara geldi. Şimdi kapansa ne olur. Bu şu demek; AKP, kamuoyu nezdinde “mağdur” konuma getiriliyor. Çünkü geçmişte yaşanan tecrübelerden biliniyor ki, kamuoyunun parti kapatma davalarına çok büyük tepkisi var. Siyasi partilere açılan kapatma davaları, “demokrasiye müdahale” olarak yorumlanıyor. Tamda milletin AKP’yi sorgulamaya başladığı bir dönemde açılan bu dava çok manidar. Uzun bir süredir iktidardan beklenti içinde olan toplumun büyük bir kesiminin bu beklentilerinin karşılanmadığını, bundan sonra da karşılanmayacağını görmeye başladığı bir süreçte, halk iktidar partisinin kendi haklarını gasp etmesine karşı sokağa dökülmüşken, kimi aydınlar desteğini çekmişken, gelen bu kapatma davası, öyle gözüküyor ki Türkiye’nin “acı gerçeklerinin” üzerini örtecek ve bu dava, AKP’ye yeniden “demokrasinin mağduru” payesi ve yerel seçimler için “e-muhtıra”nın sağladığına benzer bir seçim malzemesi bahşedecektir.

Kesin olan tek doğru ise; AKP’nin “Demokrasi Gazisi” olacağı ve bürokrasinin yanlış hamlesi, yerel seçim öncesine denk gelen bu yeni süreçte AKP'nin yeni bir mağduriyet ve mazlum rolüyle halkın karşısına çıkacağı sonucunu doğurmuştur; çünkü başbakan Güney Doğu gezisinde bunun ilk sinyallerini vermeye başladı. Bu yazıyı yazan yazarın tek önerisi ise ısıtılan bu pilavı sakın yemeyin.