1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Tarihte Bu Ay: Bilge Kağan Öldü

Oğuz Çetinoğlu

Göktürkleri 50 yıllık Çin esaretinden kurtardı ve Göktürk Devleti’ni ikinci defa kurdu. Kutluk Kağan’ın büyük oğlu idi. Babası öldüğünde kendisi 8, kardeşi Kül Tigin 7 yaşında idi. Babasının ölümü üzerine Amcası Kapağan Kağan tahta oturdu. Bilge Kağan 14 yaşında devlet hizmetine girdi. 710 yılında baş kaldıran Kırgızları, 714 yılında Çinlileri mağlup etti. Amcası Kapağan Kağan Çinliler tarafından pusuya düşürülüp öldürülünce taht iddiasında bulunan çocuklarını bertaraf etti. Ayaklanan grupları bastırdı. 716 yılında hükümdar oldu. Baba yâdigârı Bilge Tonyukuk, kendisine danışmanlık yapıyordu. Fakir halkını zenginleştirdi. Bilge Kağan, 725 yılında kayınbabası Tonyukuk’u, 731 yılında ise, 47 yaşında olan kardeşi Kül Tigin’i kaybetti. Bilge Kağan kardeşi için bengü taş (kalıcı eser) diktirdi,Kül Tigin ve Tonyukuk hakkındaki düşüncelerini ve durumunu bu taşlara yazdırdı: “Kardeşim Kül Tigin öldü. Görür gözüm görmez oldu. Kayınbabam Tonyukuk öldü. Bilir bilgim bilmez oldu. Takdir Tanrı’nındır. Kişi oğlu, ölmek için yaratılmıştır.” cümleleri, Onun duygulu bir insan ve iyi bir edip olduğunu belirtmektedir.

Göktürk Devleti’nin hükümdârı olan Kapağan Kağan, ülkesinin birliğini sağlayabilmek için gerektiğinde aşırı ölçüde şiddet kullanıyordu. Bu yolla; Kırgızlar, Türgişler ve Basmıllar itaat altına alınmış, Karluklar ve Oğuzlar cezalandırılmıştı. Ayrıca onun zamanında tarım reformu ve tohum ıslahı gibi hareketlere de girişilmişti. Bu amaçla gelişmiş Çin tarımının tekniklerinin uygulanması için Çin ile savaşılmıştır. Kapağan Kağan 716 yılında öldüğü zaman, uyguladığı şiddet politikasının bir neticesi olarak devlet içerisinde büyük karışıklıklar baş gösterdi. Yerine geçen oğlu İnal bu meselelerle baş edecek kabiliyette değildi. Bilge Kağan, İnal’ı devirerek 32 yaşında Göktürk Devleti’nin başına geçti.

Bilge Kağan ve Kül Tigin, amcaları Kapağan Kağan’ın hükümdarlığı zamanında önemli devlet görevlerinde bulunmuşlar ve başarı göstermişlerdi. Bilge, şad ûnvanı ile devletin Batı (Sol) kanadının başında bulunmuştu. 716 yılında Bilge, Kağan olunca küçük kardeşi Kül Tigin, ağabeyinin yerine devletin batı kanadının başına geçti.

Devletin yönetimini ele alan Bilge Kağan’ın ilk işi iyi bir yönetim oluşturmak oldu. Bunun için, ordunun başına 31 yaşındaki kardeşi Kül Tigin’i, vezirliğe de Tonyukuk’u getirdi. Kül Tigin, ordunun düzenlenmesi konusunda tam yetkili idi. Tonyukuk ise, babalarına da başvezirlik yapmıştı. Çok tecrübeli bir devlet adamı idi.

Bilge Kağan’ın en büyük hayâli milletini yerleşik hayata geçirip onları şehirlerde oturtmak idi. Ama buna vezir Tonyukuk karşı çıkarak, “Türkler, Çinlilerin yüzde biri kadar bile değildiler. Su ve otlak peşindedirler. Avcılık yaparlar. Belli bir yerleri yoktur ve savaşçıdırlar. Kendilerini güçlü görünce, orduları yürütürler. Güçsüz bulunca kaçarlar ve gizlenirler. Çinlilerin sayı üstünlüklerini böylece etkisiz kılarlar. Türkleri surlarla çevrili bir kentte toplarsanız ve bir kez Çin’e yenilirseniz, onların tutsağı olursunuz.” Dedi.

Bilge Kağan, bir dönem de Türkler arasında Budizm’i yaymak hevesine kapıldı. Tapınaklar yaparak Türkleri Budist yapmak arzusunu taşıdı. Vezir Tonyukuk, bu düşünceye de karşı çıkarak, Budizm’in insandaki hükmetme ve iktidar duygusunu zaafa uğrattığını, kuvvet ve savaşçılık yolunun bu olmadığını, eğer Türk milletinin yaşaması isteniyorsa bu din ve tapınakların ülkeye sokulmaması gerektiğini söyledi.

Bilge Kağan, çok itibar ettiği Veziri Tonyukuk’un tavsiyelerine uyarak, aklından geçen bu plânları uygulamadı.

Bilge Kağan döneminde Göktürk Devleti’nin sınırları Çin’in Şan-Tung ovasından, İç Asya’da Karaşar bölgesine, kuzeyde Bayırku sahasından Ani Irmağı havâlisi ve Ceyhun Irmağı’nın yakınında Semerkant-Belh yolu üzerinde bulunan Batı Demir Kapı’ya kadar ulaştı.

Önce veziri Tonyukuk’u sonra kardeşi Kül Tigin’i kaybeden Bilge Kağan’ı, Çinlilerle işbirliği yapan bakanı Buyrak çor zehirledi. Yatağında hasta yatarken, kendisini zehirleten bakan ve yardımcısını öldürten Bilge Kağan, 25 Kasım 734’de öldü. Cenazesi 22 Haziran 735 tarihinde büyük bir törenle defnedildi.

Eski Türk devlet anlayışına göre iyi bir kağanın başlıca iki özelliği olmalıydı: Bilgelik ve alplık, Bu iki kardeşten Bilge Kağan, bilgelikle; Kül Tiğin ise alplığı, cesareti ile şöhret kazanmıştır. Bilge Kağan zamanında devlet, eski güç ve itibarına kavuştu. Çin ile ittifak hâlinde olan güçlü Moğol kabileleri ve Basmılların oluşturduğu tehdit ortadan kaldırıldı. Böylece doğuda ve batıda kağanlık tabiî sınırlarına kavuşmuş oldu. 716 yılından 734 yılına kadar devam eden Bilge Kağan devri, İkinci Göktürk Devleti’nin en parlak devri olmuştur. Bu başarılar, üç Göktürk büyüğünün; Tonyukuk, Bilge ve Kül Tigin’in azim, gayreti ve hepsinden önemlisi uyumlu çalışmaları ile elde edilmişti.

Göktürk Kitabeleri’nde de söylendiği gibi, küçükler, büyükler gibi yaratılmadığı için, Bilge Kağan’dan sonra gelen Türk devlet adamları da bilgisiz ve kötü olmuşlardı. Ayrıca Dokuz Oğuzlar yani Uygurlar, Karluklar ve Basmıllar gibi Türk kavimleri de güçlenmişlerdi. İşte 743 yılında bu üç Türk kavminin, Basmıl Türklerinin başkanlığında toplanıp, Göktürk Devleti’ni yıkmalarıyla Göktürk devri de sona ermiştir.

Başlangıçta yalnızca akın ve savaşlar için kurulmuş gibi görünen Göktürk Kağanlığı, artık sekizinci yüzyılda, bir kültür devleti olma yoluna girmişti. Ayrıca Türkçe konuşan ve kendilerini birbirine yakın hisseden bütün Türkistan halklarını bir araya getirmişti. Göktürklerin kurup geliştirdiği yüksek devlet anlayışı Türkistan’daki Türk boylarının kolay kolay hâfızalarından çıkmamıştır. İşte bu açıdan 744’te kurulan Uygur devleti Göktürklerin bir devamı gibidir.