1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Tarihte Bu Ay :Ahîlik Haftası

Oğuz Çetinoğlu
Ahîlik, Anadolu’dan Türkistan ülkelerine ve İran’a kadar uzanan topraklarda, daha çok esnaf ve sanat erbabını bir araya toplayan ve onlara her türlü desteği veren bir teşkilâttır. Ahîlik teşkilâtının yapısında, İslâm’ın ruhunu yansıtan ama unsurları görmek mümkündür. Çünkü bu sistem, Müslümanların inanç, ahlâk ve düşünce sistemiyle yoğrulmuş ve bir ihtiyacın sonucunda kurulmuştur. Ahîlik teşkilâtının, milletimizin birlik ve beraberliğinde, sosyal ve kültürel yapısında ve eğitiminde önemli bir rolü vardır. Orada, yaşamak için yaşatmak gerekir prensibi ile hareket edilir.

Türkler, İslâmiyet’i Anadolu’ya getirdikten sonra bölgeyi imar ettiler. Köprüler, kervansaraylar, bentler, câmiler, medreseler, çeşmeler yaptılar. İmar faaliyetleri maddî eserlerle sınırlı kalmadı. İlim, kültür, meslek ve sanatla ilgili kurum ve kuruluşlarla, Anadolu’da Türk-İslâm medeniyetinin yerleşmesini ve gelişmesi sağlandı. Ahîlik teşkilâtı, Anadolu’da kurulan, tasavvufa dayalı meslek kuruluşlarından en önemlisi idi.

Ahîlik teşkilâtı, asıl adı Mahmud b. Ahmet olan Ahî Evran tarafından kuruldu. Teşkilâtın asıl gayesi; göçebe Türkmenleri iş sâhibi yapmak, yerleşik hayata geçişlerini kolaylaştırmaktı. Selçuklu Türklerinde dîni ve millî birliğin korunmasında, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda da insanların yetişmesinde, sanat ve esnaflığın gelişmesinde büyük hizmet vermiştir.

Ahî kelimesi Arapça’da kardeş anlamında bir kelimedir. Cömert, eli açık anlamında da kullanılmaktadır.

On birinci yüzyılın ikinci yarısından sonra Anadolu’ya gelmeye başlayan Müslüman-Türkler, Türkistan’ın ticaret prensipleriyle birlikte İslâm ahlâkını da getirdiler. Meslektaşlarının ve din kardeşlerinin işini görmek, yardımına koşmak, noksanlarını ve kusurlarını görmemek, görüleni örtmek, herkese dostluk duyguları içerisinde yaklaşmak... bu ahlâkın belli başlı prensipleri idi. İşini iyi öğrenmek, öğrendiklerini titizlikle uygulamak, sağlam ve kalıcı iş yapmak, dürüstlükten ayrılmamak... temel kaide idi.

Ahîler; sanatın, işin ehli bir ustanın yanında, yamaklıktan başlayan bir süreç içerisinde öğrenilebileceğini kabul etmişlerdi. Ustalar, kendilerine teslim edilen gençlere, sadece sanat öğretmekle yetinmezlerdi. Okuma-yazma, görgü kuralları dâhil, dünya ve âhiret için gerekli bütün bilgileri de verirlerdi. Yamaklıktan çıraklığa, çıraklıktan kalfalığa, sonra da ustalığa, yiğitbaşılığa ve ahîbabalığa, en son olarak da kethüdalığa geçiş, teşkilât ileri gelenlerinin hazır bulunduğu imtihanlar ve merasimlerle olurdu. Gündüz işyerinde sanat ve meslek öğrenenler, akşamları da teşkilât binasında yapılan sohbet toplantılarına katılırlardı. Bu sohbetlerde, ahlâklı insan yetiştirmek temel esastı.

Onlar; misâfire karşı eli, kapısı ve sofrası açık, kusurlara karşı gözü ve dili, namus konusunda beli bağlı insanlardı. Ve kendisinden sonra gelenlerin de bu özelliklere sâhip olmaları için gayret gösterirlerdi. Ahîlerden alışveriş yapanlar; sağlam malı, uygun fiyatla satın aldıklarından emin olurlardı. Ahîlik teşkilâtı’nın faaliyetleri, İngiliz’lerin baskısıyla; Mustafa Reşit Paşa’nın 3 Kasım 1839 tarihinde yürürlüğe koyduğu Gülhâne Hatt-ı Hümâyunu olarak da bilinen Tanzimat Fermânı ile kısıtlandı. Teşkilât, fonksiyonlarını ifa edemediği için önemini kaybetti ve dağıldı