1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Tanıdığım Rıfat BAYKAL

Mirat Özçamlı
Evvelki sene kaybettiğimiz bu değerli büyüğümüz, Bnb. rütbesi ile 1960 ihtilâline katılmış, merhum Başbuğ’un sevdiği, değer verdiği yakın arkadaşı ve cesur, gözüpek bir Türkçü idi. Bilindiği gibi, aslında bir “darbe-i hükûmet” olan bu olayda Alparslan Türkeş Cemal Gürsel ile birlikte hareket etmiş, ancak sonradan oluşan bazı fikir ayrılıkları yüzünden MBK’deki sol eğilimli, çoğu CHP’li birtakım fanatik subayların tahriki ile 2 sene müddetle (1961’de) müşavir olarak İsrail’e gönderilmiştir. Dönüşlerinde (1963) merhum Türkeş Beğ ile birlikte siyasî hayata atılmış ve Türkeş’in 1965’te CKMP Genel Başkanlığını kazanması ile senelerce onun safında yer almış ve sonra Mardin’den milletvekili olarak Parlâmentoya girmiştir.

Biraz gecikmiş olarak 1970’li yıllarda dünya evine giren Bnb. Baykal boş durmamış, bazı ticarî faaliyetlere girmişti. Bir yandan, sahip olduğu Gümüldür’deki narenciye bahçesinin işleriyle uğraşırken diğer yandan, küçük çapta bir tavuk çiftliği kurduğunu öğreniy yoruz. Yakın arkadaşlarının ifadelerine göre son senelerde yerli - yabancı turistlere orijinal piknik çadırları satarak bu işi devam ettirmiştir.

Ordumuzun bu değerli subayı Bnb. Baykal’ın, dâvamıza hizmetleri sayılamayacak kadar çoktur, ancak burada önemli olan birkaç tanesini yazmakla yetineceğim.

1967-1968’lerde bilindiği gibi, anarşi ve terörün ayak sesleri henüz başladığında zamanın başvekili Demirel, tedbir almak şöyle dursun kürsüde açıkça “yürüsünler bakalım, yürümekle yollar aşınmaz” diyerek gelmekte olan tehlikeyi görmezlikten gelip görevini yapmamış, savsaklamıştır. Aynı tarihlerde Kıbrıs’ta, Batı Trakya ve Kerkük’te acı olaylar yaşanmış; Türk düşmanı Yunan’ın işbirlikçisi hain EOKA canileri Kıbrıs’ı kana bulamış, Dr. Nihat Beğin ailesini evlerinin banyosunda kahpece öldürmüşlerdi. İşte, o zamanlar üç büyük şehrin üniversitelerinde Dev-Genç’in şuursuz hain güruhu bizim ülkücü genç kardeşlerimize sık sık saldırıp dövmüş ve öldürmüşlerdi. Üniversite idaresinden ve emniyet güçlerinden bir destek göremeyen İzmir’deki bu gençler toparlanıp birbirlerine sıkıca kenetlenerek “Ülkü Ocakları Federasyonu”nu kurmuşlardı. O tarihlerde CKMP’nin faaliyetleri de oldukça iyi olup merhum Baykal, memleketi olan İzmir’e sık sık gelip bu gençlere yol göstermiş, ışık tutmuş, sahil bölgelerde açılan komando kamplarında onları fikren ve bedenen teçhiz ederek elinden geldiğince yardımcı olmuştu. O çevreyi iyi bildiği için birçok kimseyi partiye kaydettiriyor, il başkanı ve üyeleriyle bizleri de alarak köy köy, ilçe ilçe dolaşıp haklı dâvamızı korkmadan çekinmeden anlatıyordu, (1969 Şubatı’nda yapılan Adana kongresinde partimizin adı MHP, amblemi de “Üç Hilâl” olarak değiştirildi). Çok defa cebinden para harcayan ve hiçbir çıkar beklemeyen bu büyüğümüzle beraber kendi arabasıyla Menemen ve Akhisar’ın köylerine gidip köylünün dertlerini dinlemiş ve dâvamızı anlatmağa çalışmış idik. Yine 1969 Nisan ayında Ege Üniversitesi’nde irad ettiği “Kıbrıs ve NATO” adlı koneransın akabinde merhum Gn. Bşk. Türkeş Beğ de Bornova’ya gelmişti. O tarihî günü hiç unutamam, O gün Bornova âdeta bir bayram havası yaşamış, dönüşte trafik saatlerce tıkanmış ve İzmir’e dönenler için DDY tarafından özel banliyö treni tahsis edilmişti.

İzmir’de yaşayan bizlere ve bütün Türkçülere yıllarca yardımcı olan bu kıymetli Türkçü Türk subayının aramızdan ayrılması, bizleri çok derin üzüntülere gark etti. Yeri kolay kolay doldurulamayacak olan bu merhum büyüğümüz bizlere sık sık şunu telkin ederdi: “Haklıysanız, haklı olduğunuza kesin inanıyorsanız, sakın ha mücadeleden kaçmayın, sonuna kadar devam edin. Muhatabınız dövüşmeye yeltenip saldırırsa atik olun, ilk darbeyi hemen indirin, zira çoğunlukla ilk darbeyi vuran kavgayı kazanır”. Evet, defalarca bizlere böyle uyarılarda bulunmuştu.

Merhum Bnb. Baykal hakkında burada satırlarıma son verirken, kederli ailesine sabır diler, Allah’tan ruhunun şâd olmasını, mekânının Cennet olmasını niyaz ederim.