1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Tahsin Banguoğlu’nun 20. Ölüm Yıldönümü

Orkun
03 Mart 1989: Dilbilimci, siyâset adamı ve yazar Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu İstanbul’da vefat etti. Doğumu: Drama, 21 Nisan 1904. 1948-1950 yılları arasında Millî Eğitim Bakanlığı, 1960-1963 yılları arasında Türk Dil Kurumu Başkanlığı yaptı.

Babası, o tarihte Yunan Makedonya’sı sınırları içerisinde bulunan Drama şehrinde tütün tüccarı idi. İlkokula, Selânik’te Fransızca eğitim yapan bir okulda başladı. Ailesi, Balkan Savaşı sırasında Türkiye’ye göç edip Balıkesir’e yerleştiği için ilkokulu burada tamamladı. Daha sonra, o tarihte İstanbul Sultânisi olarak anılan İstanbul Üniversitesi’nin Edebiyat Fakültesi’ne kaydoldu. Burada; Orhan Şaik Gökyay, Hüseyin Nihâl Atsız, Nihad Sâmi Banarlı gibi, sonraki yıllarda Türk dili, tarihi ve edebiyatının otoriteleri olacak kişilerle birlikte okudu.

İyi Fransızca bildiği için üniversite tahsili sırasında Vakit Gazetesi’nin Beyoğlu muhabirliğini yaptı. Fakülteyi, 1930’da bitirdi.

1930-1932 yılları arasında Ankara’da Gazi Terbiye Enstitüsü’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Mar 1931’de, Vakit Dergisi’nde yayınlanan Nedim Nasıl Ölmüştü?, Nisan 1931’de yayınlanan Safvet Tezkiresi başlıklı iki yazısı ile ilim çevrelerinin dikkatini çekti. 15 Mayıs 1931 - 15 Temmuz 1931 tarihleri arasında; Faruk Nafız Çamlıbel, Ahmet Hamdi Tanpınar, Necip Fâzıl Kısakürek, Ömer Bedrettin Uşaklı... gibi şair ve yazarlarla birlikte, Hız isimli kültür ve edebiyat dergisini çıkardı.

Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenlik yaparken ihtisas için 1932’de Berlin’e gitti. Almanca öğrendikten sonra Berlin’de mukayeseli Türk dili mektebinin kurucusu ünlü Türkolog Willy Bang Kaup’un öğrencisi olarak derslere devam etti. Burada da Reşit Rahmeti Arat ve Saadet Şâkir Çağatay ile sınıf arkadaşı oldu. 1936 yılında tezini vererek Edebiyat Doktoru unvanını aldı.

Türkiye’ye döndüğünde, doçent olarak Ankara’da Dil ve Tarih Coğrfya Fakültesi’ne tâyin edildi. Buradaki görevi 1936’dan 1943’e kadar devam etti. Bir taraftan da devlet Konservatuarı’nda fonetik dersleri okutuyordu. O yıllarda hüküm süren ve dilde tasfiyecilik olarak bilinen harekete karşı çıktığı için bazı tenkitlere mâruz kaldı. O, yılmadan Türkiye Türkçe’sini, güzel ve doğru Türkçe’yi yerleştirmeye, geliştirmeye ve zenginleştirmeye çalıştı.

Ordinaryüs Prof. Dr. Mehmet Fuat Köprülü, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde hocası idi. İlim yönünden olduğu kadar siyâset bakımından da onun tesiri altında kaldı. 1943’te Cumhuriyet Halk Partisi listesinden Bingöl Milletvekili seçildi. Bu görevini 1950 yılına kadar sürdürdü. 10 Haziran 1948’de Millî Eğitim Bakanlığı’na getirildi. Bakanlığı, 22 Mayıs 1950 tarihinde kabinenin istifası ile sona erdi. Bakanlığı sırasında, Türk Dil Kurumu Başkanlığı görevini de üstlenmişti.

1950-1955 yılları arasında politikadan uzaklaşarak Ayvalık’ta çiftliği ile meşgul oldu. 1955 yılında, Londra Üniversitesi’nden aldığı dâvet üzerine Londra’ya giderek 1959 yılına kadar dersler verdi. Türkiye’ye döndüğünde, Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde Türkçe Dinî Metinler Bölümü Başkanı olarak tekrar hocalığa başladı. 1960 yılında aynı fakültenin dekanı oldu. 1960 yılından sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü’nde kurulan kürsünün başkanı oldu.

1961’de tekrar politikaya atılarak Cumhuriyet Halk Partisi’nden Edirne Senatörü seçildi. Bu görevi; 1968 yılına kadar devam etti. 1963-1966 yılları arasında Halk Evleri Genel Başkanlığı yaptı.

Ortanın Solu görüşüne karşı çıktığı için 1966’da Cumhuriyet Halk Partisi’nden ihraç edildi. Girdiği Yeni Türkiye Partisi’nde, genel başkan Ekrem Alican’ın istifası üzerine, bu partinin genel başkanlığına seçildi. 1971’de aktif politikayı tamamen bıraktı.

Eserleri: Ana Hatlarıyla Türk Grameri (1940), Türk Grameri (1959), Türkçe’nin Grameri (1961), Dil Bahisleri (İki cilt-1962,1963), Kendimize Geleceğiz (1984), Devlet Dili Türkçe Üzerine Ayrıca Almanca yazılmış bir kitabı ve çok sayıda ilmî makaleleri vardır.

Tahsin Banguoğlu’nun mezarı, İstanbul’da Edirnekapı Şehitliği’ndedir. Mezar taşında, vasiyeti üzerine: “Bayrağım yükseklerden inmesin, ezan sesleri hiç dinmesin!” ibâresi yazılıdır.