1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Stratejik Dosyalar 2002

TARİH, yaşanırken de değerli, yapılırken de önemlidir. Türk insanı, yeryüzünde tarih ile iç içe yaşamanın hazzından hiçbir zaman uzak bulunmamıştır. Atalarımız en eski devirlerde Çin’lilerle giriştikleri mücadelelerden sonra, zamanla Arap, Fars, Rus, İngiliz, Fransız, Alman, Yunan birçok milletle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Hoşgörü ve insanî özellikleri, iyiyi ve güzeli paylaşmaktan, sırtındaki hırkasını, sofrasındaki lokmasını paylaşmaktan hiçbir zaman kaçmamasına rağmen, dün kucak açtığı birçok topluluktan gün gelmiş ihanet de görmüştür. Tarih boyunca hep aynı ideal uğrunda mücadele vermiş bir millet olan Türkler, içinde bulunduğumuz şu günlerde bile tarih tekrar yazılırken, acaba sorularından dolayı hassas bölgeye sokulmak istenmemektedir.

Günümüzde yaşadıklarımız bu çizgide gelişme gösterirken, son yıllarda içte ve dışta yaşadığımız, gelecekte her birinin çok iyi tahlil edilmesi ve araştırılması gerektiğine inandığımız yirmibeş hususu kapsayan bir kitapla karşılaştık.(1) Her Türk insanını yakından ilgilendirdiğine inandığımız bu hususları Önsöz’de yazar şu şekilde izah etmektedir: Afganistan’dan sonra Irak operasyonunun gündeme gelmesi uluslar arası petrol kavgasını, Ortadoğu ve Kafkasları stratejik değerlendirmelere konu yapmıştır. Günlük gazeteler, televizyon yorumcuları, programlar ve dergiler stratejik dengeleri değerlendirmektedirler. Süper güçlerin petrol veya doğal gaz mücadelesindeki gelişmelerden tutun da, birçok ülkedeki rejimlerin geleceği ve silâhlı kuvvetlerinin tutumu hep stratejik analiz yapanların konusu olmuştur.

Burada kitapta yer alan bütün makaleleri ele almayacağız. Sadece tarafımızdan meseleye ilgi duyanlara bir fikir vermesi açısından bazılarını değerlendirmeye çalışacağız.

Yeşil Terör başlığı altında ele alınan makalede Usame bin Ladin, el-Kayde, Hizbullah, İbda-c, Kaplancılar gibi örgütler ve onların yaptıkları eylemlerin bir kısmı hakkında bilgi verilmekte ve toplumu uyanık olmaya çağırmaktadır. Yeniden Yapılanan Ortadoğu makalesinde ise, 11 Eylül sonrası ortaya çıkan tablo masaya yatırılarak, Amerika’nın tarih boyunca Afganistan’ı kuşatan alana, Pakistan, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan eksenli coğrafyaya bu şekilde Büyük İskender dışında Asya dışından hiçbir kavmin giremediğine dikkat çekmektedir. Ayrıca, Batı Türkistan-Güney Kafkasya alanında gerçekleşen Amerikan askerî müdahalesi mevcut jeopolitik yapıyı değiştirmeyi, ulus devletlerin sınırlarını yeniden çizmeyi hedeflemektedir (s. 39) denilmektedir. Bunun amacının ise, Moskova ve Pekin’i etki alanı dışına çıkararak, enerji yataklarının bulunduğu Hazar havzasının doğusunda ve batısında bir Amerikan denetim bölgesi oluşturmak, bu bölgenin enerji kaynaklarının açık denizlere Amerikan denetiminde inmesini sağlamak (s. 39) olduğu vurgulanmaktadır. Aynı makalenin ikinci kısmı olarak da değerlendirebileceğimiz Irak politikası veya Orta Doğu’nun yeniden şekillendirilmesi alt başlığı altında da, şu günlerde yaşadığımız (Nisan 2003) olayların bir önsezi şeklinde verildiğini görmekteyiz. Burada da şu cümleler dikkat çekicidir. Irak’ın Kürt ve Arap esasına göre ikiye bölünmesi ve ortaya Kerkük’ü de kapsayacak bir Kürt devletinin çıkması durumunda bölgede varlığını tamamen Amerikan desteğine bağlamış ikinci bir İsrail yaratılmış olacaktır. (s. 48) İşte, Türk insanı bu noktada çok hassas olmalı, hem Türkiye’nin geleceği hem de Türkmenlerin geleceği açısından meseleyi düşünmelidir.(2)

Muhtemel Irak Operasyonları ve muhtemel Senaryolar bahsi ise, bölgede hem manevî bir mirasa sahip olan hem de askerî, siyasî ve ekonomik geleceğine zarar verebilecek senaryoların yaşanmaması için Türkiye’ye büyük görev düşmektedir. İşte bu senaryolar da burada değerlendirilmektedir.

Araf’taki Ülke İran bahsinde ise, İran’ın tarih boyunca geçirdiği mücadelelerden başlanarak günümüz İran’ı, Orta Asya politikaları, İran’ın devrim ihraç etmekteki başarısızlığı, Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecinde İran, her geçen gün artan Hazar’ın önemi ve gelecekte Hazar Denizi’nin statüsünden kaynaklanacak problemler değerlendirilmeye çalışılmaktadır.

Orta Asya’da Amerikan Satrancı makalesi ise, 11 eylül sonrası Amerika’nın bölgeye gelmesi, bölge ülkeleri ve ilerde tehdit unsuru olarak düşünülebilecek devletlere göre değerlendirilmektedir.

AB Misyonunun Önsözü makalesi, Türk milletinin yarım asra yaklaşan bir mücadelesine rağmen kavuşamamasının incelendiğini görmekteyiz. Burada Attila ve Hun devletinden başlanarak, Osmanlı Devleti ve nihayet Sevr Antlaşması ve Milli Mücadele dönemleri özetlenerek, Türklere karşı oluşturulan ittifaklar ele alınmaktadır.

Karadeniz Bölgesinde Rum – Yunan Oyunları makalesi ise, MÖ kurulan ve bugün artık varlıklarından dahi bahsetmemiz mümkün olmayan Pontus Devleti’ni canlandırmak için verilen çabalar ele alınmaktadır. Dünya Pontus Helenizmi Kongresi adı altında yapılan toplantılardan da bahsedilmektedir.

Annan’ın Kıbrıs Plânı’nın Ayrıntılı Özeti 172 sahifelik Annan plânının 10 sahifelik Türkçe metni ele alınmıştır. Burada Özellikle göçmenler konusu ve egemenlik paylaşımı konularının çok tartışılacağı ifade edilmektedir. Bugün pek hükmü kalmayan bu plânın da kitapta yerini alması gelecek nesillere bir belge olarak kalması bakımından da kanaatimizce iyi olmuştur. Ayrıca, Dünden Bugüne Kıbrıs makalesi de, Cumhuriyet döneminde Kıbrıs’ın izlediği seyir ve Rumların tek taraflı yaptıkları hafıza tazelemesi bakımından yerinde olmuştur.

Orta Asya Bölgesi ve Türkiye’nin Bölgedeki Rolü Orta Asya’nın toplumsal özellikleri, Rusya Federasyonu, ekonomik sorunları, etnik ihtilâflar, milliyetçilik, İslâm, Türkiye’nin bölgedeki rolü, Batı’nın desteği gibi hususlar ele alınmaktadır.

Sonuç olarak yukarıda bazı makaleler hakkında fikir vermesi bakımından kısa tanıtımlar yazdık. Günümüz Türk insanının daha duyarlı ve daha hassas olması bakımından önemli bilgi ve mesajlar veren makalelerin böylece bir kitapta toplanmış olması çok iyi olmuştur. Emeği geçenleri tebrik ederiz.

DİPNOT

(1, 2) Emin Demirel, 2002 Stratejik Dosyalar, İstanbul 2003.