1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Siyasal Kürtçülüğün yükselişi-2

Nefi Demirci
Diyarbakır SUR İlçesi Belediyesi Çocuk Meclisi ve Uluslararası Af Örgütü tarafından düzenlenen, “12 Şubat Çocuk Asker Kullanımının Durdurulması Günü”ne, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve malum belediye başkanları katılmış. Kürtçe savaşa hayır sloganları ve dövizler eşliğinde oyuncak silâhları yakmışlar. Ne masumâne. Çocuk haklarını istemek ve çocukların nasıl eğitildiği, beyinlerinin yıkanıp kullanıldıklarını gösteren bir resim! Barış isteyen öndeki kız çocuğuna bakıldığında, bunlar siyasal etnik ayırım yaparak bu yaştaki yavruları eğitip kullandıklarının belgesi.

Abdullah Öcalan’ın posterini taşıyan kadınlar. Gösterilerde erkek yok, çocuklar ve kadınlar, hükûmeti sorumlu tutuyor, İmralı cezaevinin kapatılmasını istiyor.

Her gün bahaneler uydurularak ülkemizin birçok yerinde, PKK’ya destek olan gösteriler yapılıyor, polisle çatışmalar oluyor, millî servetimiz acımasızca, sanki düşman malı imiş gibi tahrip ediliyor ve bunlara PKK yandaşları veya sempatizanı diyoruz. Hangi yandaş, hangi sempatizan, bunlar filen PKK’nın şehir militanı, yani Siyasal Kürtçü, yani Türkiy e’yi bölüp, Irak’ta olduğu gibi ilk önce federe sistem veya 2. resimde görüldüğü gibi “Demokratik Konfederalizm önderi, APO siyasî irademizdir” istekleri, daha sonra da büyük Kürdistan.

Devletimizin veya daha doğrusu siyasî iktidarın, Kuzey Irak’taki yapılanmaya yapılan yardımların her geçen gün açık şekil alması karşısında ciddî olarak üzerinde durmaması, kuşku ve endişe vericidir.

Bilinmesi gereken önemli konu, Barzanî’nin eli kolu Türkiye’mizin Güney doğusuna her gün biraz daha uzanmakta, kuvvetlenmektedir. PKK yani Kürtlerin, Başbakan’ımızın buyurdukları gibi sorunun, siyasal çözüm ile ancak sona erebileceği Barzanî ve Talabanî tarafından önerilmekte, genel af konusu bu ikili tarafından her vesile ile önümüze konulmakta.

15 Şubat 2006 tarihinde İstanbul’da günlük olarak yayımlanan bir gazetede demokrasinin olmadığını iddia ettikleri Türkiye’de “AMED SERHAD BÖLGE İLLERİ” adına verilen tam sayfa ilânda “Türkiye’nin geleceğinden kaygı duyan emekçiler olarak, öncelikle Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasını ve son olarak da yapmış olduğu iki maddelik siyasal ve kültürel çözüm önerisinin dikkate alınarak Kürt sorununun çözümünde Sayın Öcalan’ın muhatap görülmesini talep etmekteyiz. Yoksa gelişebilecek olumsuz sürecin tek sorumlusu devlet ve mevcut hükûmet olacaktır.” İfadesi yer almaktadır.

Bu açık bir tehdit değil de nedir? Şemdinli’de yapılanlar, Türkiye’nin bir çok yerinde her gün bu insanlar tarafından yapılmakta, olaylar çıkarılmakta, Türk polisine, askerine saldırılmakta.

Bazılarımızın tarif ettiği gibi bunlar PKK yandaşları değildir. Bunlar doğrudan doğruya Türkiye’yi bölmek, Irak’ta olduğu gibi bir yönetim kurmak istemektedirler. Vatanlarını, devletlerini şikâyet eden PKK’lı DEHAP’lı belediye başkanlarını, yandaş dediğimiz, sokaklara dökülen, kıran, millî servetimizi tahrip eden bu insanlar seçmedi mi? Diyarbakır’da sahaya inip, olay çıkaran kimlerdi? Niçin üzerinde durulmadı?

Kürtler her gün bir bahane ile eylemdeler. Biz Türkler aman vatanımıza, devletimize kimse kem gözle bakmasın diye, bıçağın kemiğimize dayanmasını sabırla beklemekteyiz.

Kapkaç, soygun, hırsızlık, gasp, esrar, haraç alma ve çocukları kullanıp vatan düşmanı yetiştirme. Mersin, Antalya bir de Bozcaada’ya bir göz atalım. Erbil bir zamanlar Türk şehri idi, hanımları Türkmenlere özgü sarı çizme giyerlerdi, Kerkük ha gitti gidecek ve Türkiye’nin birçok yerinde Kürtçüler gözlerimizin önünde baş kaldırıyor, federasyon, konfederasyon, siyasal çözüm, genel af ve Kürt halk önderine siyasî irade toplantıları, imza toplamaları.

Tezgâhlanmış Şemdinli olayının küçümsenmemesine, basit bir terör saldırısı olmadığına daha önceki yazılarımızda işaret etmiş, önemini belirtmeye çalışmıştık. Dünyanın hiçbir yerinde, hele hele Sayın Kara Kuvvetleri Komutanı Paşamız gibi, vatan ve Türk milleti aşkı ile dolu olan komutanımızı, Şemdinli’de hain Kürtçüler ve PKK yandaşları denilen, gerçekte onlarla beraber olan Kürtler tarafından oynanan çirkin oyunda âli isimlerinin “Büyükanıt” zikir edilmesini bütün Türk milleti iyi düşünmeli, ne denli büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzu bilmeliyiz. Örnek, Irak’ta cereyan eden ve sonuç alınan, işte kurulan Kürt devleti ve fiilen parçalanan Irak ve Türkiye’de oynanan oyunlar.