1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Sibirya Türkleri (2)

Oğuz Çetinoğlu
Sibirya; iklim şartları ve coğrafî yapı itibariyle, yeryüzünün üzerinde yaşanması en zor olan bölgelerden biridir. Bu sebeple, idare ettiği insanları, dama taşı gibi oradan oraya sürgün etmeyi, yönetim biçimi olarak benimseyen Ruslar tarafından sürgün bölgesi olarak kullanılmıştır. Türkler ise, bölgenin önemli bir bölümünü 4000 yıl önce kendilerine yurt olarak seçmişlerdi. Tabiata ve onun yer altındaki-üstündeki zenginliklerine değer veren Türkler; her türlü baskıya, zulme ve işkencelere rağmen Ata Yurtları’nda tarihten önceki kültürleriyle, otantik yaşayışlarını devam ettiriyorlar. Onlar bizim insanlarımız. Anadolu ve Anadolu insanları, onların rüyalarını renklendiriyor. “Bizim insanlarımız” genel başlığı ile devam eden yazı dizimizin, Sibirya Türkleri’ni anlatan birinci bölümde, Altay ve Başkurdistan Muhtar Cumhuriyetleri’nde yaşayan soydaşlarımız anlatılmıştı. İkinci bölüm ile Sibirya’daki bizim insanlarımız’ı (alfabetik sıra ile) anlatmaya devam ediyoruz.

ÇUVASİşTAN MUHTAR CUMHURİYETİ

Rusya Federasyonu (RF) topraklarının Avrupa bölümünün orta kesiminde yer alır. Volga Irmağı’nın sağ yakasındadır. Batısında Sura Nehri, doğusunda Kubina Nehri vardır. Bu konumu ile Çuvaşistan, Sibirya bölgesi dışındadır. Ancak Çuvaşlar, genel olarak Sibirya Türkleri arasında sayılmaktadırlar. Ülkede ılıman bir kara iklimi vardır. Yazları ılık, kışlar ise uzun ve soğuktur.

Çuvaşistan’ın yüzölçümü 18.300 kilometrekaredir. Başşehri Çeboksar’dır. Nüfusu yaklaşık olarak 1.500.000’dir. Çuvaşlar, Çuvaşça denilen bir dili kullanırlar. Çuvaşça, Altay Dilleri’nin bağımsız bir koludur. Altay Dilleri’nin diğer kolları gibi Türkçe’ye çok yakındır.

Çuvaşlar ülkede üçte iki ekseriyete sahiptirler. Hıristiyanlığın Ortodoks mezhebini, ağır baskılar sonucu kabul ettikten sonra, Rusların fazlaca zulmüne maruz kalmamışlardır. Halkın bir bölümü Müslümandır. Çuvaş Türklerinin bölgeye 900’lü yılların başında Altaylardan geldiği tahmin edilmektedir. Kazan Hanlığı yönetiminde iken Ba şkurdistan ve Tataristan ile birlikte 1552 yılında Rus yönetimine tâbi tutuldular. 1920 yılında SSCB’ye bağlı olarak Çuvaş Muhtar Cumhuriyeti kuruldu. 1990 yılında SSCB’nin dağılması ile bağımsızlığını ilân etti ise de kabul görmedi. Hâlen Rusya Federasyonu içerisinde yer almaktadır.

Çuvaş halkı zengin bir kültüre sahiptir. Özellikle edebiyat gelişmiştir. Sınır komşularıyla kültürel ilişkileri zayıftır.

Çuvaşistan tarım ülkesidir. Toprakları verimlidir. Kendisini idare edecek güçte bir ekonomi yapısı vardır.

HAKAS MUHTAR CUMHURİYETİ

Sibirya’nın güneyinde yer alır. Başşehri Abakan’dır. Hakaslar, 6. yüzyıldan 14. yüzyıla kadar bağımsız devlet sahibiydiler. Toprakları Ruslar tarafından işgal edildi. SSCB’nin dağılmasından sonra muhtar cumhuriyet kuruldu. Nüfusu 600.000 civarındadır. Ülkede 100’den fazla etnik grup yaşar. Yarısına yakın bölümü Hakas Türkü’dür. Türkçe’nin Uygur-Oğuz grubuna dahil olan Hakasya Türkçesi ile konuşurlar. Hakaslar, dillerine ve kültürlerine bağlı insanlardır. Ülke, bol ağaçlı ormanlarla kaplıdır. Halk, geçimini tarımdan sağlar. Sibirya’da yer alan diğer ülkelerde olduğu gibi demir dışı metaller olarak: altın ve bakır gibi cevher yataklarına sahiptir.

Hakas Türkleri, çoğunlukla Hıristiyan olmakla birlikte, şamanist inançlarının örf ve âdetlerini sürdürmektedirler. Köken itibariyle Kırgız Türkleri’ne yakındırlar. Hakas adını, 1917 ihtilâlinden sonra almışlardır.

Hakasya’nın sert ve kurak bir iklimi vardır. Topraklarındaki akarsular sayesinde sulu tarım yapılabilmektedir. Hidroelektrik santraller de akarsuların bölgeye kazandırdığı zenginliklerdendir.

SAHA (YAKUDİSTAN) MUHTAR CUMHURİYETİ

Rusya Federasyonu’na bağlı, en geniş topraklara sahip ülkedir. Yaklaşık 3 milyon kilometrekare. Nüfusu 1.500.000’dir. Türklerin genel nüfusa oranı: % 40’tır. Sibirya’yı sürgün bölgesi hâline getiren zor hayat şartları, Saha Cumhuriyeti ikliminin karakteristiğidir. Yılın büyük bir bölümünde toprak zemini bir metre derinliğe kadar donar. Bu sebeple tarım mümkün değildir. Buna rağmen Rusya’dan pekçok insan bölgye gelip yerleşmektedir. Başşehir Yakut ve çevresindeki zengin elmas ve altın yatakları buraları cazip hâle getirmektedir.

Saha Türkleri, 12. yüzyılda Kuzey Moğolistan ve Baykal Gölü civarından göç etmek suretiyle bölgeye gelmişlerdir. Onların yaşadıkları bölgeyi terk etmeleri ve burayı yerleşim bölgesi olarak seçmelerinin sebepleri bilinmiyor. Ancak Ruslar, Saha Türklerinin merkezden uzak bölgelere, daha kuzeyde hayat şartlarının daha zor, hattâ imkânsız olduğu yerlere gitmeleri için baskı yapıyorlar. Türklerden boşalan yerlere Ruslar yerleştiriliyor. Buna rağmen Yakudistan, Türk Yurdu olma özelliğini kaybetmemiştir.

Yakudistan, dağlık ve yaylalık arazi yapısına sahiptir. Isı, en sıcak günde bile 10 derecenin üzerine çıkmaz, -60 derecenin altına düştüğü günlerin sayısı hayli kabarıktır. Halk, geçimini kürk hayvancılığından sağlar. Bir kısmı madenlerde işçi olarak çalışır. Saha Türkleri, kısaya yakın orta boylu, geniş omuzludur. Soğuk havaya son derece alışık ve dayanıklıdırlar. Ava çıktıklarında, geceleri açık havada yatıp uyurlar. Yakut Türkleri, Hıristiyan olmakla birlikte, şamanizm’in geleneklerini sürdürürler.

TUVA MUHTAR CUMHURİYETİ

Sibirya’nın Moğolistan hududundadır. Yüzölçümü 170.000 kilometrekare, nüfusu 350.000, başşehri “Kızıl” şehridir. Turan ve Ersin adlı iki önemi şehri vardır. Tuva Muhtar Cumhuriyeti’nde Türkler, nüfusun yarıdan fazlasını oluştururlar. Ayrıca Rusya Federasyonu’nda 200.000, Moğolistan’da 50.000 Tuva Türkü yaşar. Türkler Tuva’ya M.Ö. üçüncü asırdan itibaren gelmeye başlamışlardır. Ateş ve tekerleği ilk kullanan insanların, Tuva Türkleri olduğunu gösterir arkeolojik kalıntılara rastlanmıştır. Tuva Türkleri: Hun, Köktürk, Uygur, Kırgız, Moğol, Çin ve Rus idaresinde yaşadılar. Muhtar Cumhuriyet 1921’de kuruldu, 1944’de lağvedildi, 1991’de tekrar kuruldu.

Tarım ve hayvancılık, ülke halkının başlıca geçim kaynağıdır. Kereste sanayii gelişmiştir. Ren geyiği avcılığı ve balıkçılık önemlidir. Diğer Sibirya ülkelerinde olduğu gibi, maden yatakları vardır. Tuva Türkleri, Türkçe konuşurlar. Moskova’nın baskıları ile 1930 yılında Lâtin alfabesine, 1940 yılında Kiril alfabesine geçtiler.

ALTAY ÖZERK BÖLGESİ

Rusya Federasyonu’nun içinde, Altay Muhtar Cumhuriyeti’nin dışında bir bölgedir. Hakas, Tuva, Çin ve Moğolistan ile çevrilidir. Özerk bölgenin yüzölçümü 92.600 kilometrekaredir. Nüfusu 200.000 civarındadır. Başkenti Gorno-Altay olan Altay Özerk Bölgesi’nde halkın 60.000’i Türktür. şaman dinine mensupturlar, Türkçe konuşurlar.

SAYAN ÖZERK BÖLGESİ

Bu bölge de Rusya Federasyonu içerisindedir. Yüzölçümü 50.000 kilometrekare, nüfusu yaklaşık 100.000’dir. Nüfusun 35.000’ini, şaman dinine mensup Türkler oluşturur. Bölge halkı, tarım ve hayvancılıkla geçinir. Bir kısım Türkler, maden ocaklarında çalışmaktadırlar.

Saha Özerk Bölgesi’ndeki Türkler, Altay Dillerine mensup bir dille konuşurlar. Türkçeye yakındır.

SİBİRYA TATARLARI

Yeryüzünde “Tatar” diye bir ırk yoktur. Tatar, siyasî bir isimlendirmedir. Ruslar, “Türk” kelimesini kullanmamak için, yönetimleri altındaki Türklerin bir kısmına “Tatar” ismini vermiştir. Rusya Tatarları olarak isimlendirilen insanlar, Tataristan’daki Türklerin bir koludur.

Sibirya Tatarları; Tümen, Baraba, Tomsk ve Tobolks şehirlerinde yaşarlar. Toplam nüfusları 510.000’dir. Tamamına yakın bölümü, Kazan Türklerinin konuştuğu Türkçe’ye yakın bir dille konuşurlar. Müslümandırlar.

Sürgün bölgesi Sibirya’da, kimi oturduğu yeri kanı ile canı ile korur. Orayı vatan toprağı bellemiştir. Kimi, çaresizliğinden orada oturmaya mecbur edilmiştir. Sibirya’da toplam 11.560.000 Türk yaşıyor. Onlar dilleriyle, kültürel kimlikleriyle hâlis Türktürler. Bizim insanlarımızdır. İçlerinde Türkiye özlemiyle yaşayanlar var, Türkiye’nin adını bile duymayanlar var. Gitmesek de görmesek de biliyoruz. Onlar, bizim insanlarımız...