1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

SAĞLIK SEKTÖRÜ

Oğuz Çetinoğlu

ocetinoglu@ttnet.net.tr

‘Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.’ özdeyişinin benimsendiği bir kültüre mensubuz. Buna rağmen sağlık konusuna yeterli ölçüde önem verilemiyor, kaynak ayrılamıyor. Sosyal güvenlik sisteminin bütçeye getirdiği yük, ‘kara delik’ olarak anılıyor. İçerisinde bulunulan durumda, sağlık sektörünün özelleştirilmesi, uygun bir çözüm olarak düşünülüyor. Özelleştirme yönüne hızlı bir gidiş var. Ancak alt yapı hazır olmadığından geçiş dönemi sancılı oluyor. Yük, doğrudan doğruya sağlık problemi olan vatandaşların sırtında.

Genel bütçeden, devletin sorumluluğundaki sağlık ünitelerine aktarılan kaynak her sene yaklaşık % 50 oranında artıyor. Yine de millî gelirin yalnızca % 5’i sağlık harcamalarına ayrılıyor.

Ülkemizde; sosyal güvenlik primlerinin, istihdam giderleri içerisindeki payı % 21’dir. Bu payın artırılması kayıt dışı ekonomiye yönelmeleri, azaltılması ise devletin sosyal güvenlik açıklarını artırıyor. Dengenin sağlanabilmesi için sektörün özelleştirilmesi öngörülüyor.

Özellikle son üç yıl içerisinde toplanan vergilerin büyük bölümünün, kamu yatırımları yerine özel sağlık işletmeciliğini finanse etmekte kullanılması sonucunda işsizlerin sayısı arttı. Yurt dışından ithal edilen sağlık teknolojisine dayalı tedâvi edici sağlık hizmetleriyle özel hastanecilik donanımlarının teşvik edilmesi, sağlık harcamalarını ve dışa bağımlılığımızı devamlı artırıyor.

Özel sektörden sağlanan sağlık hizmet bedellerinin bir kısmının vatandaşlar tarafından karşılanmış olması, vatandaşı fakirleştiriyor.

Özetle sağlık sektörü, hem devleti hem de vatandaşı zorluyor. Sebep: Alt yapı yetersizliği

Nüfusun tamamını kapsayacak genel sağlık sigortası sistemi o luşturulamadığı sürece bu bozuk düzen devam edecektir. Sosyal güvenlik alanında uygun alt yapı hazırlanmaz ise, ülkemiz çok daha ciddî ekonomik ve sosyal problemlerle karşı karşıya gelecektir.

Nüfusumuzun yaş ortalaması 30 ve sosyal güvenlik sistemi felçli. Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de insanların ortalama ömründe artış var. Yaş ortalaması 35’e, 40’a çıktığında, emekli sayısı arttığında sosyal güvenlik sistemindeki felç, bütün kamu kurum ve kuruluşlarına yayılacaktır.

NEDEN BÖYLE ?

Sebepleri, geçmişle ve günümüze ilgili olarak iki ana grupta toplayabiliriz.

Geçmiş ile ilgili sebeplerin başında, sosyal güvenlik kurumlarına ait kaynakların iyi kullanılmayışı gelmektedir. Daha açık ifâdesi ile kaynaklar, bütçe açıklarının kapatılmasına harcanmış, günü kurtarma politikaları uygulanmıştır.

Günümüze ait problemlerin en önemlisi; Türkiye’de bir çalışanın, bir emekliye bakmak mecburiyetinde oluşudur. 2005 yılı verilerine göre Sosyal Sigortalar Kurumu’na prim ödeyenlerin sayısı 6.000.000’a yakın, aynı sistemden emekli maaşı alanların sayısı ise 5.000.000 kişiden fazla idi.

2007 yılında, sosyal güvenlik kurumları açıklarının bütçe açığının iki katı olacağı tahmin ediliyor. Gelecek yıllarda tablo daha da kararacaktır.

Sağlık hizmetlerinin kaynak ihtiyacının nasıl karşılanacağı, açıkların nasıl kapatılacağı, tamamen siyasî tercihlere dayalıdır. Sağlık hizmetlerinin; vatandaşın sisteme sağladığı katkılar oranında sağlanması, insanlara acılarına göre değil, maddî imkânlarına göre hizmet verilmesi demektir. Bu da bir siyasî tercih olmakla birlikle insanî değildir.

Kayıt dışı istihdamı önlemek, bunun için istihdam vergilerini mâkul seviyelere indirmek de bir siyasî tercihtir. Ancak bu tercihlerin net bir şekilde belirlenmesi ve acilen uygulamaya konulması, siyasî tercih değil, kaskatı bir gerçektir. Zaten IMF de hükûmeti bu konuda baskı altında tutuyor.

AMERİKAYI YENİDEN KEŞFETMEK…

Sosyal güvenlik kuruluşlarına ait problemler yalnızca Türkiye’de yaşanmıyor. ABD, Rusya, İtalya ve Fransa gibi belli başlı ülkeler de aynı problemlerle karşı karşıya. ‘İdi’ demek daha doğru olur. Rusya bile bu konuda düze çıkmış sayılır.

Türkiye’nin kendine özel şartları var. Fakat tercihlerden yararlanmak, olumlu neticeler veren uygulamaları Türkiye şartlarına adapte etmek mümkün. Zaten genel formül, hepsinde aynı: Sosyal güvenlik kurumlarını piyasa ekonomisi şartlarında hizmet vermeye yönlendirmek…

Sağlık kurumlarının devlete ait mülkiyetlerinin özel şirket veya kişilere kiraya verilmesi veya devredilmesinde uygulanan sistem ve zamanlama, ülkesine göre değişiyor. Bâzı ülkeler, hizmet satın alınması uygulamasını başlatmışlardır. Sağlık kurumlarında; yemek, temizlik, güvenlik, otopark ve bilgi işlem hizmetlerinin özelleştirilmesi sıkça görülen uygulamalardır.

Gelişmiş ülkelerde koruyucu hekimlik – aile hekimliği adı altında yeni hizmet alanları gelişiyor. Ülkemiz bu konuya yabancı değil. Ancak yaygınlaştırılabilmiş de değil.

ÖZEL SAĞLIK SİGORTALARI

Yaşlılar hâriç, birçok kişi; hastalık ve kaza gibi muhtemel olumsuzluklara karşı prim ödeyerek özel sağlık sigortası yaptırıyor. Böylece hem beklenmedik masraflarla karşılaşmaktan kurtuluyor, hem de devletin sağlık harcamalarında tasarruf yapmasına katkıda bulunuyor. Son yıllarda özel sektör işverenleri de personeline destek veriyor. Vergi yönünden bu destekler ayrıca teşvik ediliyor. Teşviklerin, miktar ve kapsam açısından düzenlemelere, iyileştirmelere ihtiyacı var.

Özel sağlık sigortası kurumları ile sağlık hizmeti veren kurumlar arasındaki ilişkileri düzenleyecek, özellikle hizmet bedellerini mâkul ve standart seviyede tutacak bir sistemin oluşturulması, öncelikle ele alınması gereken konu olarak önümüzde duruyor. Özel hastaneler, özel sağlık sigortası olan hastalara çok kabarık faturalar çıkartıyorlar. Bu faturalar primlerin artmasına, artan primler ise özel sağlık sigortası yaptıranların sayısının azalmasına yol açıyor. Neticede imkânların kötüye kullanılmasından her iki kurum ile birlikte hastalar da zarar görüyorlar. Olumsuzluklardan devlet de etkileniyor. Konu; devlet temsilcilerinin önderliğinde kurumlar arası toplantılarda ele alınırsa, mutlaka çözüm bulunacaktır.

GENEL SAĞLIK SİGORTASI

1990’lı yılların başında gündeme gelen genel sağlık sigortası konusu, sağlık sektöründeki problemleri hafifletecek bir proje idi. Geliştirilip uygulamaya konulamadı.

Genel sağlık sigortasına geçilememiş olması sebebiyle, bir sosyal güvenlik kuruluşu kapsamında olmayan, ödeme gücü bulunduğu hâlde devlete ait sağlık kurumlarından ücretsiz hizmet alanlar olabiliyor. Bu kişilerin sağlık harcamaları devlet tarafından karşılanıyor. Verilen hizmet bedellerinin 2.000.000 YTL civarında olduğu belirtiliyor. Sisteme geçildiğinde bu kaynağın tamamı değilse bile büyük bir bölümü ile daha çok kişiye, daha iyi hizmet verilebilir.

Genel Sağlık Sigortası Kurumu oluşturulurken sevk sistemi de geliştirilecektir. Böylece işler hafifleyecek, yığılmalar önlenecektir. Sonraki safhalarda devlet, sağlık hizmeti veren değil, sağlık sistemini denetleyen, yönlendiren yapıya kavuşturulacaktır.