1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Sabrın da Bir Sonu Vardır

Orkun
Bu defa beklenen değil, beklenmeyen oldu. Nihayet Çevik Kuvvet'in de sabrı taştı. Büyük şehirlerdeki toplu gösteriler, tarihimiz boyunca böyle bir şeyle ilk defa karşılaşan toplumumuzda geniş yankılara yol açtı.

Disiplin mesleği olan polislikte, açık bir disiplinsizlik örneğinin hoş görülmesi elbette beklenemez. Ama, bu tarafı, meselenin sadece görünen yönü. On binlerce genç güvenlik görevlisini, böyle bir hare kete zorlayan sebeplere inilmedikçe; sadece ihraç, uyarı gibi cezalarla konu örtbas edildikçe, toplumun biriken infiali görmezden gelindikçe hiçbir çözüm üretilemez.

Emniyet güçleri de bu toplumun bir parçası. üstelik terörle, teröristlerle, anarşiyle her gün sıcak temasta bulunan bir parçası. Canlarını ortaya koyarak ele geçirdikleri bozguncu ve bölücülerin, adlî kanallardan veya siyaset oyunlarıyla serbest kalıp yine karşılarına çıkması, polisin canına tak demişse, tepkileri cezalarla önlemek çıkar bir yol mudur?

Çevik kuvvetin sesine kulak verin. Bu sesi maaş azlığı, fazla mesai filân gibi ekonomik sebeplerle izaha çalişmak en azindan hafifliktir, ciddiyetsizliktir. çöküntü hâline gelmiş adlî sistemi baştan sona islah etmedikçe, siyaseti denge hesaplarina ve oy kaygılarına bağlı olmaktan kurtarmadıkça, bu tarz umulmadık tepkilerle daha çok karşılaşırız. Halkın eğilimlerine ve taleplerine sırtlarını dönenler, bütün sistemin tel tel döküldüğünü tabiî ki göremezler. Ama artık ya bunlar görecek, ya da görenler gelecek. Tek çare budur.

Yürekli ve vicdanlı insanları, disiplin cezaları ile -o da ancak bir süre- belki susturabilirsiniz. Ama, bütün toplumu? Asla!

Bu gidişin gidiş olmadığını anlamanin zamanı artık gelmedi mi?