1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

‘‘RUH ADAM’’DA AFORİZMALAR*

Nurullah Özdemir
‘‘Ruh Adam’’, H. Nihal ATSIZ’ın son romandır. Romanın başkahramanı Selim PUSAT, aynı zamanda Atsız’ın kullandığı takma adlardan biridir 1. Selim Pusat’ın bir yönü de şair oluşudur, aynen Atsız’da olduğu gibi.

Psikolojik öğenin ağır bastığı bu romanda Atsız, bilhassa değişik ruh hallerini tahlilde büyük başarı göstermiştir. Dil ve üslûp yönünden de büyük sanatkârlık gösterilen romanda Atsız, eser kahramanı Selim PUSAT’ın şahsında kendi ruh yapısını dile getirmiştir.2

Ruh Adam, Atsız’ın kendini anlattığı ve ruh tahlilleri yaptığı bir roman olmasına rağmen eserde az da olsa tarihî hükümlere rastlıyoruz: “Çanakkale erlerin, Sakarya subayların zaferidir. Bu muharebelerde kumandanlık sanatının rolü azdır.” (s.39)

Selim PUSAT’ın eşi edebiyat öğretmeni Ayşe PUSAT, mesleğini seven, sade giyinen ve bilgili görgülü bir görüntüye sahiptir. Tosun adında küçük, sevimli, gürbüz bir oğulları vardır. Ayşe Hocanım, Atsız’ın eşi Bedriye Atsız'dır.

Roman kahramanı Yüzbaşı Selim PUSAT, kralcı bir sisteme inandığı için ‘‘büyük askerler krallıklarda yetişir’’ düşüncesinden dolayı ordudan atılır. İki yıl cezaevinde kalır. Ayşe Pusat, eşi Selim Pusat’ın kralcılık fikrinin diyetini ödeyen en önemli kişidir. Öğretmenlikten açığa alınmıştır.

Ayşe Pusat, üç yıl önce ayrılmış olduğu, öğretmenliğe geri döner. Kız Lisesi’nde tekrar göreve başlar. Okulda Ayşe Pusat’a ilgi gösteren cebir hocası ile Güntülü, Aydolu ve Nurhan isimli öğrencilerdir. Güntülü’nün edebiyat bilgisi dikkate şayandır. Ayşe Pusat bu öğrencileri eşiyle tanıştırır. Selim Pusat bu öğrencilerden Güntülü’nün etkisinde kalır. Güntülü Pusat’a Mete’nin ordusunda asker olduğunu; askerlerin nişanlılarına ok atma sınavında, ok atamadığı için idam edildiğini ve kendisinin de ok atamadığı nişanlısı olduğunu söyler. Roman kişileri sürekli reenkarnasyon özelliği taşır.

Selim Pusat, ordudan atıldıktan sonra dünyadaki her şeye ilgisizdir. Ayşe Pusat, eşinin askerlik dışında her şeye karşı ilgisizliğini kırmak istemektedir. Selim Pusat’a göre, askerlik sanatının dışındaki her şey değersizdir; askerliğin dışında kayda değer bir şey yoktur.

Yüzbaşı Selim PUSAT’ ın en yakın arkadaşı Yüzbaşı Şeref’tir. Şeref, bir gün Pusat’a kısa bir yazı göndererek intihar eder. Yolladığı kâğıtta ‘‘Tiyatro bitti. Beklemeye lüzum görmüyorum’’ yazmaktadır.

Selim Pusat bazı akşamlar Çamlı Koru’ya gider. Burada tarih öğretmeni Leyla Mutlak’la tanışır. Peşlerinde kılıktan kılığa giren Yek adında biri vardır. Pusat, Çamlı Koru’ya gittiği bir gün de eski arkadaşı Tahsin’le karşılaşır. Arkadaşı Tahsin’in önerdiği Neşriyat Şubesi’nde çalışmaya başlar. İşini sever fakat iş arkadaşlarından hoşlanmaz. Burada tasavvufa merak eder. Eşine tasavvufla ilgili sorular sorar.

Atsız’ın Edebi Kişiliği

Atsız’ın akıcı üslûbu ve ifade berraklığı, eserlerinin defalarca basılmasını sağlamıştır. İbnülemin Mahmut Kemal İnal’ın tarifi ile “Atlıyı atından indirecek” derecede şiddetli yazılar yazan Atsız, ateşli ve keskin bir üslûba sahiptir.

ATSIZ, aynı zamanda kuvvetli bir şairdir. Şiirlerinde akıcı, berrak ve lirik bir tarzı vardır. Coşkun bir heyecanın çerçevelediği kuvvetli bir romantizm onun şiir, roman ve hikâyelerin karakteristik çizgileridir. (3)

Aforizma, bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz, vecizedir. Kelimenin anlamı özdeyiştir. Anlamı olan her söz de aforizma değildir.

Nihal Atsız, edebî ve hayatla ilgili görüşlerini romanlarında söylemiştir. Aşağıda romanda geçen özdeyiş niteliğindeki bazı fikirleri başlıklar hâlinde verilmiştir:

Askerlik

Askerlik rütbe ve elbise değil, ruhtur. (s.276)

Devlet - Millet

Acizleri, lâyık olmadıkları mevkilere geçiren bir devlet batar. (s.27)

Rejim aşağı yukarı milletlerin, cemiyetlerin elbisesidir. (s.70)

Milletler yasalarla insan olur; yasalarla yaşar. (s.309)

Edebiyat - Tercüme

Hiçbir tercüme, aslındaki güzelliği muhafaza edemez. Eğer aslında bir güzellik varsa. (s.11)

Edebiyat, hakikatlerin hayâlle süslenmesidir. (s.13)

Felsefe

Yanlış ve yalan dâvalar daima parlak gözükür. Fuhşun felsefesini yapmak, namusun müdafaasını yapmaktan daha kolaydır. (s.105)

İhtiras

İhtiraslar çok defa parlak ve olumlu neticeler doğurur. Siyasette, ilimde, sanatta ihtiras olmasa belki de bugünkü medeniyet olmazdı.(s.216)

İnsan – Hayat - Yaşamak

Hapise katiller, hırsızlarla beraber fikir ve kanaat sahipleri de giriyor, fakat yığın bu iki zümreyi birbirinden ayıramıyor yahut ayırmaya lüzum görmüyordu. (s.21)

Yaşlı insanlar hayatın kötülüklerini göre göre kötüleşiyorlar. (s.24)

Meçhuller bize daima heyecan verir. (s.24)

Ummadık yerden gelen iyilik ve nezaket insanları daha çok sarar ve sarsar. (s.25)

İnsanlar kumanda edenlerle, kumanda edilenlerden ibaretti ve hayat denen nesne, süngü takıp avcı hattında yürümekten başka bir şey değildi. (s.37)

İnsanlar hem doğruyu bulmak, hem de aldanmak için yaratılmıştır. (s.92)

Bir insan hakkındaki hüküm ancak onun tabutu geçtikten sonra verilebilir. (s.101)

İnsanlar okunmamış birer kitaptır. En basitleri hakkındaki hükmü bile tamamının okunmasına bırakmalı. (s.105)

Yalnızlık insanı yıpratır. (s.123)

İnsan meziyet sahibi olmaya mecburdur. Anormal olan kusurdur. Bir asker cesurdur diye alkışlanmaz ama, korkarsa ayıplanır. (s.135)

Marşlar bize yaşamak şevkıni ve gururunu vermiyor mu? (s.193)

Kadın- Aşk- Aile

Evlilik, aşkın aşısı olmadığı gibi, onun yaşı ve zamanı da yoktur. (s.205)

Aşk bir sebep değil, neticedir. (s.212)

Sevilen ne kadar güzel ve çekici olursa aşk da o kadar şiddetlidir ve uzun olur. (s.215)

Aşk bir nevi anormal duygudur. (s.216)

Aşk lüzumlu bir şeydir. Yaşamayı tatlı bir hale getirdiği, ihtiras olduğu için lüzumludur.(s.216)

Bir kadın ancak sevilir. Ona esir olunmaz. (s.306)

Savaş

Savaş olmasa yeryüzünde milletler değil, hırsız çeteleri türeyecek ve insanı hayvanlardan ayıran erdemler doğmayacaktır. (s.216)

Sevgi

Sevginin niçini olmaz. (s.59)

Tasavvuf

Tasavvuf, bunu akılla değil, sezgi ile bulmuşlardır. Tanrı gibi sonsuz ve büyük bir varlığın akılla anlaşılmasına imkân olmadığını kabul etmişlerdir. (s.181)

Ümit

Ümitsizler, uçan kuştan medet umarlar. (s.313)

Zaman

Bazen hızlı, bazen yavaş geçen şu zaman ne izafî mefhumdur. (s.32)

Dipnotlar

(*) Bu çalışmada; H.Nihal ATSIZ, Ruh Adam, İrfan Yayınları, İstanbul,2004 baskısından yararlanılmıştır.

(1) SERTKAYA Osman F., Nihal ATSIZ, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 847,

Ankara, 1987, s.15.

(2) ÖNER Sakin, Nihal ATSIZ, Toker Yayınevi, İstanbul, 1977, s.69.

(3 ) ÖNER, s.67.