1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

REFERANDUM( KERKÜK REFERANDUMU )

Nefi Demirci
Kerkük’ün Türk olan halkı ile Kerkük’te mekân tutan “Yetimçe”(1) insanlara ne sorulacağı tam olarak belli olmayan, referandumun, 2007 yılı sonlarından, 2008 yılı ortalarına alındığı haberleri gelmeye başladı.

Türkmeneli TV. erteleme kararını, daha henüz kesinleşmemiş iken kazanılmış bir zafer olarak verdi.

Türkiye’de başörtüsü, anayasa değişikliği gibi önemli olaylar tartışıldığı için, güvenliğimiz, toprak bütünlüğümüz bakımından çok önemli olan bu konu, her zaman olduğu gibi yakın takibe alındı. Zaten Türkiye’nin politikası referandumun ertelenmesi doğrultusunda idi. Daha önce demokrasi adına seçime katılmaları istenmişti. Referandumun ertelenmesi için, Irak’ın toprak ve siyasî bütünlüğü âdetâ telkin edildi, etkin olan siyasî parti de halkına konunun inceliklerini anlatamamış, toplantılar, ret ederiz, kabul etmeyiz demeçleri vererek, halka verdirerek, tedbir almadan yola devam.

Referandumun ertelenmesi ile Türkiye’nin isteği yerine gelecektir.

Ve ikinci ANNAN plânı uygulanacak.

Kerkük Türklerinin yetkili şahsiyetlerinin beyanları ve basından öğrendiğimize bakılırsa, Kerkük şehri içine ve civarına, hatta mezarlıklara bile Kütler yerleşmiş, yerleştirilmiş.

Daha henüz ertelenmesi kesinleşmemiş referandum, 2007 yılı sonunda ön görülen şartlar yerine getirilmeden yapılırsa ve sorulan soru, kim nereyi istiyor? Kerkük nereye katılsın? Şeklinde olursa, Kerkük şehrine hâkim olan ABD destekli Kürtler kazanacak, yani bugün Türkiye’de de bir çoklarının coğrafî terim olarak kullandıkları “AD” olan yere, Irak’ın Kuzeyine bağlanacaktır.

Söylendiği gibi ertelense, Türk mezarlarına kadar yerleştirilenler, referandumun birinci şartına uyarak 2008’in ilk yarısına kadar geldikleri yelere döndürülürler mi? İşgâl ettikleri Türk topraklarını terk etmelerini, güçü olmayan sözde bir hükûmet ve bugüne kadar silâhlı bir gücü olmayan Türkmenler sağlayabilir mi?

Saddam döneminde yerleştirilen Araplar yalnız temel yapıyı bozmakla kalmadı, halkın âdetine, geleneğine dillerine de etkisi oldu, para karşılığında geldikleri yerlerine dönmeleri istendi, dönenler olmuş. Peki dilenciliğe, pisliğe, ahlâkî ve her çeşit olumsuz konulara neden olan bu insanları merkezî -hükûmet eğer varsa- görmüyor mu? Kerkük valisi, meclisi 600 bin Kürt göçmeninin yerleşmesine neden yardım ediyor, gelmelerini teşvik ediyor? Neden bunların da para ile geldikleri gibi dönmeleri sağlanmıyor?

Nedenin nedenini ABD biliyor, Kürtler hem biliyor hem de hazırlıyor, Türkmenler acz içinde ve en önemlisi TÜRKİYE biliyor.

Plânlı bir şekilde Kürt köyleri yıkılıp Türk topraklarına yerleştirilenlere sorulsa, eğer sen Kerküklü isen şu mahallenin adını söyle veya buradan iddia edildiği gibi göç ettiysen terk ettiğin yerinin, evinin her hangi bir belgesi var mı elinde? Neden evine gitmedin de geldin şu barakalarda başkalarına ait olan yerlerde zorla yerleştin?

Bütün bunlar göz ardı edilerek , görmezden gelinerek, “ hâl ve vaziyet” bu yönde giderse ister 2007 yıl içersinde, isterse 2008 yılı ortalarında yapılsın, 600 bin insan, 800 bin olur.

Plân ustaca uygulanıyor.

Irak’ın üçe bölünmesi gündemde.

ABD’de bulunan Sayın Başbakanım ve Sayın Dışişleri Bakanım bu konuyu duymadılar veya üzerinde hassasiyetle duracakları için vakti gelince, gerekirse gündeme getirilir.

Büyüklerimin bir bildikleri vardır elbette. Kürtleri ABD Senatosu’nun bu kararı sevindirmiş .

Türkmenlerin bundan sonraki sorumluluğu şanlı ordumdan, bugüne kadar başarı sağlamayan kuruma veriliyor.

Önemli bir durumda Kerkük Türkleri göç ediyor. Nedenler değişik, korkudan, işsizlikten, korumasızlıktan umutsuzluktan.

Talabanî’nin son demecine kimse kanmasın (19.9.2007), Türkmenler çok baskı gördü, haksızlığa uğradı, onlara OTONOMİ verilmesini ima ediyor, ama nereden verilecek, Kerkük kendi coğrafî bölgelerine bağlanacak, AD’ı konulacak ve o bölgede kendi kontrolleri altında sözüm ona otonomi verilecek.

Ne yazık ki, bazı Türkmen (Kerkük Türkleri ) şahsiyetler de gözü Türkmeneli toprağında olanlarla yakın ilişki kurmakta ve kimliğini yok edenlerle iş birliği arayışının yollarını aramaktadır.

Kerkük’te dört etnik yapıya dayalı bir yönetim olacak.

O zaman sormazlar mı bu çözüm yolunu ve Türk’ün olan toprakların dörtte birine razı olanlara ve halkını bu yönde telkin edip kandıranlara. Biz ata toprağımızın Türklüğü için binlerce şehidi neden verdik ?

Türkmenlerin çözemediği bir çok konuları varken, toplantılar, bildiriler, kınamalarla vakit geçirip oyalanmaktadırlar.

Referandumun ertelenmesi hiçbir yarar sağlamaz. Seçimlerde olduğu gibi, hîle yapıldı mazeretlerine kimse artık inanmıyor, inanmaz. Hoş o zamanda inananlar azdı!

Referandum iptal edilmeli.(2)

Gücün varsa, sözüne, isteğine ehemmiyet veriyorlarsa toplumunun isteğini dinletebilirsin, yapmalısın, istemiyoruz red oyu vereceğiz demekle, Irak’ın üçe bölüneceği ortamının her gün biraz daha gündeme geldiği gerçeği karşısında Türkmenlerin geleceğinden emin olmak veya umutlu olmak mümkün görülmüyor.

Normalleştirme, bombalar altında nüfus sayımı, bunların hiç birinin ne bugün ne de yarın gerçekleşmesi mümkün değil.

Türkiye Irak konusunda kararsız ve de sözü ağırlığı olmayan bir konumda, takip edilen politikanın sonuçları ortada, siyasî alandan silinmiş, varsa yoksa PKK. Onu da güçü olmayan Mâlikî veya İçişleri Bakanı Cevad Bolanî ve bundan önce koordinatörlerle. Türk milletinin oylarıyla iktidar olanlar her gün göz yaşlarımızla şehitlerimizi uğurlarken oyalanmaktadır.

Bağdad’ı, hatta kendi evini korumaktan âciz bir yönetim, kaldı ki ABD’nin emri ve Kürt hâkimiyeti altında olan bu hükûmetten medet ummakla neyin amaçlandığını Türk milleti ve de Kerkük Türkleri iyi düşünmelidir.

Şanlı ordumuzun her vesileyle sınır ötesi harekât yapmasına engel olan, bundan önceki aynı siyasî iktidarın uyguladığı dış politika, görünür o ki, bugün de devam etmekte .

Özellikle askeri bir tarafa bırakarak Irak ve Türkmenlere dair işlerin bugüne kadar ileriye dönük etkili bir politika takip edemeyen kuruma tevdi edilmesi , yanlışın üzerine yanlışı eklemektir. Bu da Kerkük’ü kaybetmek ve Güneydoğumuzda çok, hem de çok büyük sıkıntılara zemin hazırlamaktır.

Türkiye sun’î olarak yaratılan türban tartışmaları ile yatıp kalkmakta iken, federasyon, eyalet sistemi, Kürtçe eğitim, Irak’ta olduğu gibi ortaklık, anayasal güvence ve yakında kurulması muhtemel Irak’ın kuzeyindeki oluşuma bağlanma konuları unutulmuş, unutturulmuş.

Siyasî iktidar Türk milletinin millî çıkarları doğrultusunda, Irak genelindeki Türk varlığı ve Türkmenler, Irak’ın kuzeyindeki oluşum, PKK hakkındaki politikasını âcilen gözden geçirmelidir, gecikmeden tedbir almalı. Sınır ötesi harekât şarttır, Türk milleti bunu biliyor, Kerkük Türkleri hasretle şanlı ordusunu bekliyor.

Aksi takdirde:

Daha önce Zanagillerin kabûl gördüğü gibi, yarın Talabani ve Barzani de Türkiye de kabûl görecektir.

Türkmenlere gelince:

Başta Türkiye’nin, hele hele, bu son terörle mücadele anlaşması imzalandıktan ve ordumuzun eli kolu bağlanıp sınır ötesi harekât, varlığı ile yokluğu belli olmayan bir hükûmet ve onu yönlendiren Kürtlerin iznine kaldıysa bırakın Türkmenleri, her gün şehitler verip içimiz kan ağlar.

Bu durum karşısında Türkmenlerin siyasî kuruluşları, başta İTC olmak üzere kendi başlarının çaresine bakmak zorundadırlar.

Irak üçe bölünecek, bugün değilse yakın zamanda, gelişmeler onu gösteriyor.

İKİ SEÇENEK VAR:

Ya kadere razı olmak, ki, bu Türk milletine yakışmaz, züldür, bu uğurda şehit olanlara kim nasıl hesap verir?

Şehit analarının yüzüne nasıl bakılır?

Veya, yıllardır söyledik yazdık, örgütlenip Türkmeneli topraklarında Türkmeneli Cumhuriyeti veya federasyon ilân etmektir.

Sevindiricidir ki, bu konu bugünlerde sık sık dile getiriliyor.

Türkmeneli TV’nin millî davada, millî mücadelede büyük görevleri olmalıdır, her milletin kendi ideolojisi vardır. O milletin yayın organları programlarını o doğrultuda yapmalıdır.

BİR MİLLETİ YAŞATAN AYAKTA TUTAN O MİLLETİN İDOLOJİSİDİR.

Türkmeneli’nde yaşayan asil Türk milleti, sünnîsi şiîsi dün nasıl ki sevinçte kederde birlikte kimlikleri uğruna şehit verdiler, beraber ağladılar, yas tuttular ise, bugün de millî mücadele yolunda hep birlikte Türk oğlu Türk olduklarının şuuruyla el ele tutunarak ayağa kalkma zamanının idraki içersindedirler.

Cefakâr çilekeş milletim! Hakkını isteme zamanıdır.

Ataların devletler kurmuş, devletini kurma sırası sende.

Türkmeneli TV, başta İTC ve diğer Türkmen siyasî partilerinin alacağı ortak kararları duyurmalı 24 saat millî mücadele yönünde yayın yapmalı, halkını eğitmeli, yayınlarını bu yönde yapmalıdır.

Bugünkü yetersiz yayına son vermelidir, kardeşlik nakaratlarının sonucu ortadadır, KARDAŞLIKLA KARINDAŞI ayırt etmek millî bir görevdir. Geç kalınmadan, yarın her hangi etnik yapıya dayanan bir değişiklik sonucu, -ki Kerkük bu değişiklik içersindedir.- TV de siyasî partiler gibi mazeret aramakla aklanamaz.

(1) Yetimçe: Nesebi belli olmayan.

(2) 4.4.2007 Tarihinde Türkmeneli İnsan Hakları Derneği’nin AKGÜN otelinde düzenlediği Türkmen şahsiyetlerle yapılan toplantıda, Irak Anayasa’nın 140. maddesinin iptali karara bağlanmış.