1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

PKK’YA AMERİKAN SİLÂHI

Murat Gençoğlu
Teslim olan PKK‘lı teröristlerin itirafları ortalığı birbirine kattı. Onların ifadelerine göre, bulundukları kampa Amerikan askerleri, kendi araçlarıyla silâh getirip teslim ediyormuş. Onlar da bu silâhları memnuniyetle alıp bizim Mehmetçiklere karşı kullanıyormuş. Sonra cenaze merasimleri, ağıtlar, lânetlemeler filân... Kimileri de Amerika’ya kızıp duruyor. Müttefik bir devlete bu yapılır mıymış?

Sabahınız hayırlı olsun! Beyaz Saray, senin müttefik olmana bakar mı? O, çıkarı kimden yanaysa onu kollar. Irak harekâtında ABD askerlerine geçit vermezsin ha, al sana ceza! İran’la, Suriye ile ilişkileri soğutmazsın ha, gör bakalım gününü! Karşında kim varsa ona destek olurum, gerisini sen düşün!

Tavır budur efendim.

ABD’li “dost”larımıza diyoruz ki:

- Hani PKK’yı terörist ilân etmiştiniz, Irak da sizin işgaliniz a ltında. Yani buranın âsâyişinden siz sorumlusunuz. Şu hâlde onları ortadan kaldırmak da size düşüyor. Buyrun!

ABD’nin cevabı:

- Irak’ta bir hükûmet var. Onlarla konuşun.

Duyan da orada sahici bir hükûmet olduğunu sanacak.

Kuklalara gidip diyoruz ki:

- Bakın, Amerikalı ağabeyleriniz PKK’nın durdurulması işini size havale etti. Ne yapacaksanız yapın.

Kuklaların cevabı:

- Bizim gücümüz yetmez. Kuzey Irak’ta Kürt hükûmeti var. Onlarla görüşün.

İyi de oranın sarıklı Barzanî’si “Kürt Kürtle savaşmaz” buyuruyor. Hele bir de öyle dikine dikine konuşuyor ki, sanırsınız ABD’nin asıl başkanı o.

Niyetler anlaşılıyor, O zaman, Türkiye: “Peki öyleyse, diyor, bırakın ben yapayım.” Hep birden ayağa kalkıyorlar: “Aman, sakın ha! PKK’ya karşı harekât bize karşı yapılmış sayılır.”

Bu ne biçim siyasettir? Ve, ne biçim mantıktır? Hırsız hikâyesindeki gibi: Yakala getir, gelmiyor. Bırak gitsin, gitmiyor. Terörist diye tanıyor musun? Evet! Terörle dünya çapında mücadele ettiğini söylüyor musun? Evet! O hâlde ya sen kaldır bunları, ya benim elimi bırak! Hayır, ne o, ne o.

Şimdiii, bu kısa hatırlatmayla, PKK varlığını ABD’nin kendi çıkarına uygun gördüğünü anlamış bulunuyoruz. Türkiye, ABD çıkarına ters bir şey yaparsa, meselâ İran’la boru hattını gerçekleştirirse, eldeki hazır kuvvet PKK birden azgınlaşıverecek. O zaman da daha çok silâh lâzım gelecek. Onun için buyrun size silâh.

Ele geçen silâhların ancak yüzde 1,5’inin Amerikan yapımı olduğunu söyleyenler var. İspanya’da, İtalya’da, Rusya’da, Çek Cumhuriyeti’nde imâl edilmiş silâhlar çok daha fazla. Ne çıkar? Menşeleri ne olursa olsun, silâhları PKK’ya veren kim, ona bakmalı.

Dışişleri Bakanının seçim meydanlarından gönderdiği uyarı da doğrusu çok anlamlı. Bütün bu iddialar, Türkiye ile ABD’nin arasını açmak için uyduruluyor olabilirmiş. Pentagon ise, “geniş kapsamlı bir soruşturma” açmış. Buuun sonunda muhtemelen bir rapor hazırlanacak ve silâh teslimi ile ABD’nin bir ilişkisinin bulunmadığı sonucu ilân edilecek. Bu arada zaman geçmiş, olayın heyecanı yatışmış, belki de –diğerleri gibi- unutulmuş olacak. Üçlü koordinatörlük nasıl zaman kazanmak için icat edildiyse ve bu arada PKK semirtilmişse yapacak bir şey de kalmayacak.

- Peki, ne yapalım yani? Amerika’ya savaş mı ilân edelim?

Bunu söyleyen mi var? Sadece biraz daha akıllı olalım ve artık dik durmasını öğrenelim. Onun bunun karşısında eğile eğile şeklimiz bozuldu. Mâneviyatımız da... Ayıp denen bir şey var.