1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Moyun Çor

Yrd.Doç.Dr. Saadettin Gömeç
TÜRK tarihi ne kadar kahramanlıklarla dolu ise de, bu sayfalar o kadar da ibret sahnelerine aracılık etmektedir. Tarihimize şöyle bir baktığımızda, milletimizin birbirini çekememesinin ve küçük menfaat çatışmalarının bir toplumun kaderinde ne denli olumsuz tesirler bıraktığını görmek mümkün olur. Peki netice nedir? Elbette ki beglerin kendi aralarındaki bu kavgalar koca bir milletin sefalete düşmesine sebep teşkil eder. Tıpkı bugün Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan Türk Cumhuriyetlerinin birbirlerine tahammül edememeleri gibi.

734 senesinde Bilge Kagan’ın ölümünden sonra o muhteşem Kök Türk Kaganlığının içerisinde birtakım çalkantıların yaşandığını hepimiz biliyoruz. Özellikle bu sırada ortaya çok iddialı bir şekilde çıkan Basmıl, Uygur ve Karlukların son Kök Türk beglerine karşı çok insafsızca hareketleri söz konusudur. Sanki aynı soydan gelmiyorlarmış gibi, zayıf ve parçalanmakta olan Kök Türk ordularıyla, idarecilerine acımasızca katliamlarda bulunuyorlardı.

Bu hareketin öncülüğünü herne kadar Basmıllar üstleniyorlarsa da, tarihî kaynaklardan anlıyoruz ki, insiyatif Uygur Türklerinin elindedir. 739-40 yıllarında, muhtemelen o sıralarda bir Uygur İl-teberi olan Kutlug Bilge Köl Kagan’ın oğlu olan ünlü Moyun Çor, Tokuz-Oguzları da yanına alarak tarihte On-Uygur diye anılan yeni bir siyasi teşekkülün başına geçti. Bu esnada Kök Türk Kaganlığının batısında da kendi başının çaresine bakmak isteyen Türk boyları birer birer isyan ediyorlardı. Çin İmparatorluğu bu ayaklanmalar a yardımda bulunduğu gibi, Basmıl, Karluk ve Uygur baş kaldırılarını da teşvikten geri kalmıyordu.

741 tarihinden itibaren babasının emriyle binbaşı tayin edilen Moyun Çor yürüyüşe geçerek, birçok Türk boyunu itaat altına aldı. Bu durum ise Ötüken’de büyük bir karışıklığa sebep oldu. Bu üçlü ittifakın orduları ilk önce 742’de Kök Türk Devleti’nin en sadık tebası ve Kutlug Yabgu’nun idaresinde olan Üç Tuglıg Türk Bodun’u bütün karşı koymalarına rağmen mağlup ettiler. Bu başarıdan sonra onlar Basmıl liderini kagan yaptılar.

Fakat Kök Türkler kolay lokma olmak istemediklerinden başlarına Ozmış Tigin’i geçirerek, direnişe devam ettilerse de; 743’te Ozmış da yakalandı ve öldürüldü. Bu hareketi kardeşi Peymey Tigin sürdürmek istemiş, ama o da katledilmekten kurtulamamıştı. Uygurların Börülüler (Aşina) sülâlesine karşı böyle kindarca bir tavır sergilemesi, bugünkü mantıkla düşünüldüğünde çok anlamsız gelmektedir. Çünkü yapmış oldukları iş sonuçta kendilerine fazla bir yarar getirmedi. Türk milletinin sağda-solda böyle başı-boş kalması ister-istemez Çin’in işine gelmiş ve Kök Türk Kaganlığından boşalan yeri doldurarak, bir dünya devleti olma yoluna girmiştir. Kök Türk üstünlüğüne son verildikten itibaren kaganlık mücadelesinde Basmıl, Uygur ve Karluklar arasında kavgalar başlamış, ilk önce Karluklarla anlaşan Uygurlar, Basmıl kaganını öldürmüşler, sonra da Karlukların ortaklığına nihayet vermişlerdir. Aslında bu karışık durum Börülüler (Aşina) sülâlesinin lehine idi, ancak ortada ne Kapgan, ne de Köl Tigin gibi kudretli bir kişi olmadığından fırsat değerlendirilemedi.

Bununla birlikte önce Uygurlar ve Karluklar bir araya gelerek, Basmılları tarihten sildiler. Arkasından da Karluklarla Uygurlar kapıştılar. Nihayet 748 yılında milletin de katıldığı “Atalar Mezarlığı”ndaki kurultaydan sonra Türk Devletinin başına Uygurlar geçirildi. Kutlug Bilge, kagan olunca büyük oğlu Tay Bilge Tutuk’u yabgu, Moyun Çor’u da herhalde şad tayin edip, 748’de ölmüştür.

Kutlug Bilge Köl Kagan’dan sonra Uygur tahtı için iki kardeş, Tay Bilge Tutuk ve Moyun Çor arasında mücadeleler başladı. Aslında tahtın resmî varisi Tay Bilge Tutuk'tur. Babasının sağlığında onun yabgu atanması söz konusudur. Fakat kaganlığın kuruluşunda babasına en çok yardımı sağlayan Moyun Çor olduğu için, o ağabeyinin kaganlığını tanımamış ve onunla mücadeleye girişmiştir. Bu mücadeleden Moyun Çor galip çıktı ve Türk devlet geleneğinde kaganlık mücadelesi sırasında mağlûp olanın galip gelen tarafından öldürülmesi adetine bağlı olarak, Tay Bilge Tutuk'un da Moyun Çor tarafından öldürüldüğü sonucuna varabiliriz.

Moyun Çor kaganlığını sağlamlaştırıp içeride huzuru temin edince, sınırların güvenliği işleriyle meşgul olmuş; Çik, Tatar, Kırgız, Tokuz-Oguz, Basmıl, Az, Üç-Karluk, Türgiş ve İsiler gibi boyları da yeniden itaat altına almıştı.

8. asrın ikinci yarısından sonra özellikle Türk asıllı olduğu söylenen An Lu-shan’ın Çin’e karşı isyan bayrağını açması üzerine Türk-Çin münasebetlerinde yeni bir devreye girildiğini görmekteyiz. Çinliler, An Lu-shan karşısında uğradıkları büyük bir mağlûbiyetten sonra, Uygurlardan yardım istediler. Onlar, Uygurların bu teklife olumlu cevap vermesine çok sevindiler. Ancak ayaklanma bir süre sonra çığırından çıkınca, Çin’de yaşayan Türkler de, An Lu-shan’ın ordusuna cephe almaya başladılar. Yine öyle anlaşılıyor ki, bir aralık Türk ordularının başında Moyun Çor Kagan’ın da Çin’e gittiği sanılıyor. Ne acıdır ki, bir zamanlar bizim başımıza, şimdi de dünyaya belâ olan Çin İmparatorluğu tamamen tarihten silinecekken, iki Türk beyinin birbirlerine düşman edilmeleri sebebiyle büyük bir tehlikeden kurtulmuştur.

Uygur kaganı Çin’deki bu isyanları bastırmak ve Çinli askerlere yardımcı olmak amacıyla büyük oğlu Ulug Bilge Yabgu’yu Çin’e göndermişti. Ancak Çinlilerin Ulug Bilge’ye bir hükümdar gibi davranmaları, onun da belki bu iltifatlardan hoşlanması yüzünden babasıyla arasının açıldığını düşünüyoruz. Dolayısıyla Ulug Bilge Yabgu, babası Moyun Çor tarafından öldürülmüş olmalıdır.

Moyun Çor Kagan her ne kadar Kök Türk Kaganlığının mirası üzerine oturmuşsa da; onların ihtişamını devam ettiremedi. Ama öyle veya böyle Çin’i kendine bağımlı kıldı. Onun dönemi Türk tarihinde şehirleşme, tarım, ticaret vs. gibi konularda bir gelişmenin başlangıcı olarak görülebilir. Bu sırada özellikle Orkun Vadisinde çeşitli kentler ve kasabalar inşa edildi. Bunların en meşhurlarından birisi, Moyun Çor’un kendi yazıtı olan Şine-usu’da da zikredildiği üzere Bay-balık’tır. Nihayet bu büyük Türk kaganı 759 senesinde öldü.