1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Millet ve millî siyaset

Muammer Yılmaz
MİLLET; aynı dili konuşan, aynı değerlere inanan, tasada ve sevinçte kenetleşen, bir ortak kültüre bağlı, tarih şuuru ile ayakta duran ve aralarında mânevî birliğin duygu yolu ile yaşadığı fertler topluluğudur.

Yeryüzünde kendi devletinin siyasî hâkimiyet sahasında toplanmayan milletler çoktur. Bunlar çeşitli sebeplerle anavatan sınırlarının dışında kalmışlardır. Sınırlarımız dışında kalan; Balkanlardan Çin Duvarına kadar uzanan geniş bir sahada, 200 milyonluk Türk kütlesinin çoğu Türkiye özlemiyle birbirinden ayrı olarak yaşamaktadırlar.

Onların mutluluğu, bizim de mutluluğumuzdur. Onların problemlerini çözmek ve haklarını her fırsatta milletler arası plâtformlara götürmek, herbiriyle kültür köprüsü kurmak “Baba” olarak devletimizin görevleri arasındadır. Dolayısıyla Evlâd-ı Fatihan’ın çocukları olarak Dış Türkleri, 70 milyonun dışında tutamayız. Böyle bir durum yeryüzünde dağılmış Türkleri yok saymak mânâsına gelir. Dünyanın cehennem kazanı gibi kaynadığı şu günlerde bilhassa Kerkük Türkl erinin durumu daha da önem kazanmıştır. Türk siyasetinin bir kalbi de bu yönde atmaktadır.

Siyaset bir ilimdir ve bu yönde devlet idare etme ilmi olarak tarif edilmektedir. Siyaset ilim olduğuna göre, devletler bu hususta kendilerini içte ve dışta temsil edecek güçlü liderler yanında kurt diplomatlar da yetiştirmek zorundadır.

Her ilmin olduğu gibi, siyaset ilminin de çok kuralları vardır. Devlet, millet ve hükûmet tabirleri ayrı ayrı kurumlardır. Bizde çok defa bugün de olduğu gibi devletin siyaseti ile hükûmetin siyaseti karıştırılır. Bazen de bu iki siyaset çatışır, asıl problem de işte o zaman çıkar (başlar).

Elbette her iktidarın iç ve dış meselelerde kendilerine göre bir bakışı, görüşü varsa da önemli olan devletin, milletin geleceğidir. bu doğrultuda atılan adım çok önemlidir.

Her devletin kısa, bir de uzun vadede takip ettiği bir siyaset vardır. kısa vadede olan, varılacak ve varılmak istenen hedeflerdir. Burada devletin huzuru, düzeni ve geleceği söz konusudur. Aslında devletin kalıcı bir siyaseti olmalı; bu, iktidarlara göre yerli-yersiz temelinden değiştirilmeye kalkışılmamalıdır. Eğer değişecekse, şartlara ve gelişmelere esneklik ifade eden ve geleceğimizi olumlu yönden kucaklayacak olan bir dinamizmin içinde yürütülmelidir.

Günübirlik politikalardan şiddetle kaçınılmalıdır. Böyle bir politikacılık devletlere fayda sağlamadığı gibi, ileride yıkabilir de... O hâlde siyaset millî olmalıdır.

Millî siyaset, ilhamını o milletin düşünce sisteminden, halkın yaşayışından, örf ve âdetlerinden alır. Millî siyaset, o milletin dinî, tarihî gelenek ve göreneklerine uygun siyasettir.

Millî siyaset, köklü bir tarih şuuruna dayanır. Tarih, millî duygunun kökü ve anahtarıdır. Tarih şuuru noksanlığı, günübirlik politikalara ve felâketlere de yol açar. Millî siyaseti ülküler besler, büyütür ve yön verir. Milletlerin siyaseti çoğu kez bu hedeflere yöneliktir. Rusya’nın sıcak denizlere inme, Almanya’nın “Pan-Cermenizm”, Yunanistan’ın “Megali-İdea”, İsrail’in “Arz-ı Mev’ud/Vaat edilmiş Topraklar”ı, en iyi örneklerdendir.

Millî siyasetin mutlaka saldırgan karakter taşıması şart değildir. Kültür birliklerini sağlamak ve güçlendirmek de en az silâhlar kadar etkilidir. Her millet iç ve dış siyasetini kendi millî şartlarına göre tayin eder.

Dış siyaset kadar, iç siyaset de önemlidir. Kale içeriden fethedilir sözü hiçbir zaman unutulmamalıdır. İçte kuvvetli ve huzurlu olan bir devlet, dış meselelerini çözmekte pek zorlanmayacaktır. Çünkü huzurun, birlik ve beraberliğin yapamayacağı hiçbir şey yoktur.

Her millet, iç ve dış siyasetini kendi millî şartlarına göre tayin eder. Başkasını taklit eden, onları memnun etmek için taviz üstüne taviz veren ve onların baskı ve telkinlerine göre hareket eden iktidarlar; devleti sömürgeleştirmiş bir cemiyet durumuna düşürürler. Tarihimiz bu hususta ibret levhalarıyla doludur.

Bir devletin iç ve dış siyasetine güçlü iktidarlar ve onu temsil eden; tarih şuuru ile yoğrulup kavrulmuş, güçlü liderler ve kadrolar yön verirler.