1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

MHP VE TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ

Yağmur Çavuşoğlu
Türkiye yakın zamanda gerçekleşecek bir seçim havasına girmiş bulunmaktadır. 2011 yılının haziran ayı içerisinde, siyasi partiler tekrar seçmenlerin karşısına geçip oy isteyecekler. Bunun yanısıra 2011 seçimleri Türkiye’de son yaşanılanların ardından, sadece Türk kamuoyu için değil, bütün dünyaca da çok önemli bir hale geldi. Bizim kanaatimize göre bu seçimlerin neticesi Türkiye’nin kaderini de belirleyici bir hâl aldı.

Bilindiği üzere AB süreci denilen ateşten gömlek içerisinde Türkiye’de yaşananlar ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden yapılması istenen bazı şeyler ve buna bağlı olarak cereyan eden iç hadiseler, devletimizi birtakım sıkıntılara sokmuştur. Türkiye’yi yöneten hükümetler kendi bakış açılarına ve dünya görüşlerine bağlı olarak uyguladıkları ve aldıkları kararlarda haklılıklarını ileri sürebilirler; ama son 8-10 yılda Türkiye hızla değişmekte ve bu değişikliklerin bazıları da Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini tehlikeye düşürmektedir. Artan ekonomik baskılar ve teröre binaen birtakım tedbirler alınmakta ve bizce de bunlar sürekli Türkiye’nin zararına olmaktadır. Hele açılım adı altında sergilenen terör karşısındaki yenilgi ve bazı tavizler Türkiye’deki bölücü hareketleri şımartmakta ve bu yüzden üniter devlet yapısını ortadan kaldıracak isteklerde bulunulmaktadır. Karşıdaki muhatap her dediğinin olduğunu görünce, daha da ileri gidip özerklik ve ayrı devlet tartışmalarını gündeme getirmekte, maşallah buna da milletten yeterince tepki gelmemekte veya şimdilik topu ülkeyi yönetenlere atmakta dır. Bizim korkumuz memleketi idare edenlerin bu gidişata çare bulamadıkları anlaşılınca Türk halkının bir şeyler yapmaya kalkışacak olmasıdır.

Türk milleti şöyle veya böyle uzun zamandır susturulmakta, karnını doyurmaktan başka bir şey düşünmemesine çalışılmaktadır. Bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti’ni muhafaza edecek kurumlar da sindirilmekte veya bir şekilde ülke gündeminden düşürülerek, ellerini-ayaklarını milli meselelerden çekmeleri sağlanmaktadır. Aslında ne demek istediğimizi herkesin anladığını sanıyoruz.

Türkiye’de 2010 yılı içinde bir referandum yaşandı ve bilindiği üzere halkımızın yarısından fazlası hükümetin hazırladığı anayasa değişikliğine evet dedi. Gerçi bu halkoylamasında kim niye evet, kim niye hayır oyu kullandı, pek sorgulanmadı. Çoğu insan bilinçsizce sandık başına gitti. Fakat ortaya çıkan tablo iktidarın başarısı, muhalefetin yenilgisi olarak yorumlandı ve bütün basın en büyük hezimeti MHP’nin yaşadığına vurgu yaptı.

Biz aslında, Türkiye’deki sözde basının düşündüğü gibi sonuçları okumadık. Halkımız hatırlayacaktır ki, referandumdan önce de, sonra da MHP’nin üzerine çok yüklenildi. Bu arada CHP sanki başarılıymış gibi, yeni başkanının oylarını artırdığı vs. şeyler söylendi, ama gerçekte hezimeti onlar yaşamalarına rağmen, bunun üzerinde pek fazla durulmadı.

Kısaca bu referandum öncesi ve sonrasında neler oldu, bunların üzerinde biraz düşünelim: İktidar partisi malûmunuz, elindeki imkânları da kullanarak, Türkiye’nin her tarafında yapıp, yeni anayasa maddelerine evet yolunda halkı ikna turlarını başarılı bir şekilde gerçekleştirdi. Bu arada basın-yayının da neredeyse yüzde yüze yakını hükümet yanlısı bir strateji izledi. Televizyonlarda her gün eski ülkücü dönmeleri diye, ne idiğü belirsiz birtakım kişiler çıkartılarak, MHP’nin politikaları eleştirildi. Mevcut iktidarın hoşuna gidecek konuşmalarda bulundular. Tabiî ki Türk milliyetçisinin ya da Türk ülkücüsünün eskisi veya yenisi olmaz. Türkçü’nün çizgisi hiçbir zaman değişmez. Türk ülkücüsü her vakit, Türklüğün büyüklüğüne inanan ve bunun için çalışan kişidir. Onun hedefi veya fikri zamana ya da ortama göre değildir. Çünkü Türkçülük ve Türk ülküsü bütün zamanlar için geçerlidir. Dolayısıyla mazide de Türk milliyetçisi olmamış, ancak o vaktin şartlarında bundan faydalanarak bazı yerlere gelmiş kişiler, eski ülkücü adı altında ortaya çıkarılarak, kendilerine yeni imkânlar ve menfaatler sunulunca yaradılışlarının gereğini yapmışlardır.

İşte bunlara da bakılarak MHP’nin tabanında büyük bir kaymanın olduğu, MHP’nin kan kaybettiği üzerinde durulup, bu vaziyet seçim sürecine girdiğimiz şu günlerde dillendirilmektedir. Bize göre bu, karşı propagandaların en güzel örneklerindendir.

Peki neden MHP’nin oylarında düşüş olduğu, barajın altında kalacağı devamlı gündeme getirilmekte ve halkın kafası karıştırılarak, reylerinize yazık olmasın fikri ile daha önceki seçim dönemlerinde yapıldığı gibi, başka partilere Türk halkı kaydırılmaya çalışılıyor? Bunun tek bir sebebi vardır ve okuyup, yazan, memleket meseleleriyle ilgilenen herkes işin farkındadır. Bugün yüzüncü yılını kutlamaya sayılı zamanın kaldığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti üstüne çok kirli oyunlar oynamaktadır. Sevr’in dışarıdaki ve içerideki takipçileri, seksen yıl önce yapamadıklarını, şimdi şartları olgunlaştırarak, gerçekleştirmeyi hedeflemektedirler ki, maalesef bu konuda da epeyce yol almışlardır.

Yukarıda da değindiğimiz gibi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başta Türk milliyetçileri olmak üzere birtakım koruyucu dinamikleri şöyle veya böyle susturulup, korkutulup ve yıpratılarak kendi köşelerine çekilmeleri sağlanmaktadır. Siyaset kurumu içinde de Sevr’e direnen, Türkiye’nin parçalanmasına ve bölünmesine karşı her şeyini ortaya koyabilecek tek bir parti kalmıştır; o da MHP’dir. Ne yazık ki, Atatürk’ün CHP’yle, günümüzün CHP aynı değildir. Dolaysıyla MHP siyasetin dışına atıldığı ve bittiği an Türkiye de bitecektir. Ülkemiz üzerinde hesabı olanların hepsi bunu bildiğinden, Sevr’in işbirlikçisi bazı basını da yanlarına alarak, MHP’nin halkın gözünden güvenilirliğini yok etmek, ülke barajını geçemeyeceğini ileri sürerek, oylarının azalmasını sağlamak için her türlü düzenbazlığı yapmaktalar.

Hâl böyle iken bütün Türklerin ve Türk milliyetçilerinin elbirliğiyle, şu anki yöneticilerini veya birtakım söylemlerini sevip-sevmemelerine bakmadan MHP’nin arkasında durmaları gerekmektedir. Bugün itibarıyla Türkiye’nin kaderi, MHP’nin kaderiyle örtüşmektedir. Son olarak üzerine basa basa bir kez daha söylüyoruz ki, MHP biterse, Türkiye biter!