1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Laiklik ve İslâmcılık

okurdan
Din siyasallaştırıldığı takdirde ideolojik malzeme hâline gelecektir. Bu durumda en büyük zararı da din görecektir. Siyasallaşan din, diğer dünyevî ideolojilerle rekabete girer, eleştirilir.

Aydın KOCAMAN

İnsanların inanma ya da inanmama özgürlüğünün en önemli teminatı laiklik ilkesidir. Bunun yanında dinî hak ve özgürlüklerin sınırı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda çizilmiştir. Kanunları suistimal etmediği müddetçe vatandaşlar dinî ibadetlerini diledikleri gibi yerine getirebilirler. Laiklik, bir ülkede yaşayan insanların inanç ve ibadet hürriyetlerinin teminat altına alındığı bir ilkedir. La aiklik demek dinsizlik demek değildir.

İçinde bulunduğumuz coğrafî ve stratejik konum nedeniyle sürekli iç ve dış tehditlere maruz bir ülkeyiz. Dışarıdan tehditlere karşı mücadele etmek kolaydır. Fakat içeride çıkan bir takım kaoslarla, buhranlarla ve tehdit unsurlarıyla mücadele etmek ise çok zordur. Bunun nedeni ise, masum olanla olmayanı birbirinden ayırmaktaki güçlüktür.

Dış mihrakların da teşvik ve yardımlarıyla Laik Cumhuriyet’imizi yıkıp yerine şer’î hükümlere dayalı bir devlet düzeni kurmak isteyenlere karşı mücadele etmek her Türk evlâdının başlıca vazifesidir. Bu noktada rehberimiz ATATÜRK İlke ve İnkılapları olmalıdır. İslamcılık, “Devletin siyasî, hukukî ve ekonomik temel yapısını Şeriat kurallarına dayandırma” anlamını içerir. Fakat İslâm dini, siyasî, hukukî ve ekonomik bir düzen değil, manevî bir inanç sistemidir. Din siyasallaştırıldığı takdirde ideolojik malzeme hâline gelecektir. Bu durumda en büyük zararı da din görecektir. Siyasallaşan din, diğer dünyevî ideolojilerle rekabete girer, eleştirilir. Devlet yönetiminin başarısızlığı dinin başarısızlığı anlamına gelir. Sonuçta bundan din zarar görür.

Peki, dini bir ideoloji olarak algılayıp siyasîleştirerek din devleti kurmakla sonuçlanırsa ne olacaktır? Olacak bellidir; halk çağı dışı yaşamaya mahkûm edilmiş olur. O hâlde dinin ideolojileşmesi ve siyasîleşmesi, dinin özde amacına aykırıdır.

Bize düşen görev, milletimizi dinî bir karmaşayla karşı karşı getirerek laik-antilaik çatışmasının içerisine çekmeye çalışan siyasî islamcılara karşı uyanık olmaktır. Bunun yanında laikliği dinsizlik olarak algılayanlara karşı da, laikliğin dinsizlik değil, bilakis vatandaşlarımızın din ve vicdan hürriyetini sağlayan bir araç olduğunu anlatmakır...

Bu konuyla ilgili olarak, Nihâl ATSIZ’ın İslam Birliği Kuruntusu adlı makalesinin okunmasını tavsiye ederim...