1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Kuzey Irak-Türkmen Cephesi ve Çözüm Önerileri

Op.Dr. Aydın Beyatlı
Irak Ulusal Kongresi (INC)’nin Genel Kurulun öngördüğü; Irak’ın toprak bütünlüğü içerisindeki Eyaletler Sistemi ile idare edilmesi hâlinde, Türkmen bölgelerini de kapsayacak Türkmen Eyaleti ihdas edilmelidir.

Bugün Irak onsekiz milyon nüfuslu 438 bin 317 kilometre kare coğrafyaya yayılmış bir ülkedir.

Irak gibi Kuzey Irak ta kurgusal bir kavramdır. Irak tarihî bir bütünlük değildir. Ortadoğu’da Türk hâkimiyetinin sona erişi ile İngiliz ve Fransız emperyalizmin 1916’da imzaladıkları Sykes-Picot Anlaşması çerçevesinde bu bölgeye şekil verirken kurdukları, doğal olmayan bir devletin coğrafyasının adıdır Irak. Kuzey Irak ise, 75.000 km2’lik bir alan olup esasen Irak’ın kuzeyinin sadece bir bölümü olmak ile birlikte, tarihte de en hareketli bölüm olarak görülmektedir.

Türkmenler Mendeli’den itibaren Telafer’e kadar uzanan topraklara Türkmeneli de derler. Bu toprakların kuzeyinde Kürtler ve güneyinde ise Araplar iskân edilmişlerdir. Araplar ve Kürtler, Türkmen topraklarını kendi egemenliklerine almak için yıllardan beri savaşmaktadırlar. Kuzeyde 3.5 milyon civarında Kürt, verimli Türkmeneli topraklarına doğru nüfuslarını kaydırmaya çalışırken; Bağdat yönetimi de idarî, askerî tedbirler yanında Türkmen topraklarını istimlâk edip Arapların iskânına açmıştır.

Türkmeneli topraklarının demografik yapısında ciddî değişiklikler olmuştur. Bölgenin çoğunluğu 1960’lara kadar Türkmen nüfusundan oluşurken uygulanan mecburî göç politikaları ile Türkmenler azınlığa düşürülmüştür.

2.5 milyon civarında olan Irak Türkleri, Irak nüfusunun % 13’ünü teşkil etmektedir. Türklerin yerleşmiş oldukları bölgeler petrol, tatlı su, tarım ve stratejik açıdan önem arzetmektedir.

Irak’ta iktidara gelen bütün yönetimler, Türkmenlerin toplu hâlde ayaklanmalarını önlemek için plânlı asimilasyon diskriminasyon politikasını izlemişlerdir. Çeşitli bahaneler uydurarak Türkmenleri sindirmeye çalışmışlardır.

Türkmenlere yapılan baskılar; tutuklama, arazi ve gayrimenkul istimlâkı, görev alacak Türkmenlerin tayinini Türkmen bölgesi dışında yapmak; serbest ticaret yapmalarını önlemek, kültürel faaliyetleri yapacak birlik, cemiyet, dernek vs. toplanma girişimlerini suç unsuru olarak saymak, ve yönetimce suçlu görülenlerin mal varlığına el konarak kuzeye doğru sürgün etmek gibi müeyyideler uygulanmaktadır.

Bu sıkıntılar altında Türkmenlerin toparlanarak haklarını savunmaları imkânsız görünürken, Kuzey Irak’ın Erbil şehrinde de Barzanî yönetimi aynı baskıları bugün Türkmenlere uygulamaya çalışmaktadır. Türkmenlerin hak ve hürriyeti ancak Bağdat yönetimince kabul edilen kültürel hakların ötesine geçememektedir.

Barzanîler kendilerini devlet sayarak Türkmen siyasî partilerinin faaliyet ve çalışmalarını ortadan kaldırmak için çaba harcamaktadırlar.

Bugün Kuzey Irak diye nitelendirdiğimiz yer, üç vilâyetten Dohuk, Erbil ve Süleymaniye’den oluşan KYP ve KDP denetimindeki bölgedir. Bu bölgenin toplam nüfusu 1995 Ağustos BM verilerine göre 3.392.120’dir.

Erbil, esasen bir Türkmen kenti olup 20. yüzyıl boyunca özelikle de Irak hükûmetinin sistemli çabaları neticesinde bu özelliğini yitirmiştir. Kentte Bahtinan ve Soran Kürtleri çoğunluğa ulaşmışlardır. Erbil’de Soran Kürtleri çoğunluğu oluşturmaktadır. Ancak Erbil’de yaşayan Kürtler henüz şehirleşmemiş, şehirde yaşayan aşiretler hâlinde varlıklarını devam ettirmektedirler.

Bölgenin etnik dokusunu Kürtler, Türkmenler, Araplar, Hıristiyanlar ve Yezidîler oluşturmaktadır. Görüldüğü gibi dinî ayrım da burada etnik ayrım çerçevesinde ele alınmıştır. Çünkü bölgede dinî ayrım neticeleri itibarı ile etnik bir nitelik kazanmaktadır.

Irak Türkmenleri Osmanlının bu topraklardan çekilmesiyle, yalnız kalmanın acısını çok derin bir şekilde yaşamıştır. Bu yalnızlık, Irak-İran savaşında devam ederken Körfez Savaşı sonrası anavatanın yavrusuna yavaş yavaş eğilimini görmekte, bu savaştan sonra Kuzey Irak’taki kaos sonucu B.M. tarafından çizilen hayâlî 36. paralel ve bu bölgeye barış ve düzen getirmek için konuşlandırılan Çekiç Gücün kan, kin ve nefret getirdiği gözlenmiştir. Komşu ülkeler, süper güçler tarafından senaryoları çizilen ve ilerde bölgede ciddî sıkıntılar yaratabilecek bir devletçiğin kuruluşunu önlemek amacı ile çeşitli ittifak arayışına girmişlerdir. İlk ittifak süreci 1992 yılında Türkiye-İran-Suriye arasında imzalanmıştır. İttifak amacı tekti: Bölgede barışın sağlanması ve Irak toprak bütünlüğüne zarar getirebilecek olayları önlemek. Ancak, Avrupa ülkelerinin ve süper güçlerin bu bölgedeki çıkar yarışları karşısında etkin olamamış ve silik kalmıştır. T.C. devleti yeni bir süreç başlatma gereğini duymuştur. 1995’te “DUBLİN” süreci başlamıştır. Bu sürecin başlaması 3’lü ittifağın bozulması anlamına geldiyse de ancak amacı aynı idi. Bu dönemden sonra Türkiye’nin bu bölgede ağırlığını gittikçe artırdığını görmekteyiz. 1996 Ankara süreci bunun en ciddî sonucudur. Bu süreçte ilk kez Türkmenlerin Kuzey Irak (Türkmeneli) bölgesinin kaderlerini belirlemede rolü olmuş ve Kuzey Irak’taki yeni yapılanmada etkinliği göstermiştir. Bölgenin siyasî statükosu belirlenmeye çalışılmış ve Irak toprak bütünlüğü üzerinde durulmuştur. Irak Türkmenleri, uluslararası mahfilde dile getirilmeye başlanmıştır.

Diğer yandan Kuzey Irak’ın kanayan yarası olan ve Kuzey Irak’ın kaderi hâline gelen iki Kürt grup arasındaki çatışmalar, bu bölgenin iktidar boşluğuna ve huzursuzluğuna neden olmuştur. ABD’nin iki grubu defalarca bir araya getirip bir masada oturttuğu sonra ne olduysa da bunun kısa bir sürede bozulduğu gözlenmiştir. Ancak son olarak Ankara sürecini bozar bir mahiyet taşıyan 17 Eylül 1998’deki Washington süreci, konuya ciddî ve değişik boyutlar getirmiştir. İlk defa Duhok-Erbil-Süleymaniye illeri Kürt bölgesi olarak dile getirilerek uluslararası mahfilde deklare edilmiştir. Bir yandan bunun altı çizilirken diğer yandan zikredilen illerin Irak’ın bir parçası olduğunu da ifade etmişlerdir. Böylece ileride kurulması tasarlanan yeni bir devletçiğin illerini ve basit de olsa coğrafî sınırlarını çizmişlerdir. Washington sürecinin ikinci ciddî sonucu Yüksek Koordinasyon Komitesinin geçici ortak yerel yönetim kurma çalışmalarına yeşil ışık yakmasıdır. Bu da Kuzey Irak’ta ileride çizilen mizansenlerden biridir. Washington sürecinde Iraklı Türkmenler göz ardı edildiği gibi T.C.‘nin bu bölgedeki etkinliği ortadan kalkmaktadır. Halbuki Kuzey Irak’a barışın gelmesinde Türkiye’nin önemini her iki grup da vurgulamaktadır.

Irak muhalefetinin bölük pörçük oluşu ve tutarsız tutumları bölgedeki potansiyel dengelerin sürekli ve kontrolsüz değişmeleri, ABD’ni Irak ile ilgili başarısız tecrübelere sevk etmiştir. Birçok fırsat heba edilmiştir. ABD yönetiminin, Irak meselesine yaklaşımı geçmiş deneyimlerine dayanarak aceleci değil, dikkatli ve çok temkinlidir. Bugün ABD bu eylemi tek başına Irak halkını ve komşu ülkeleri dışlayarak gerçekleştirmek istemiyor. Orta Doğu barış süreci güvenli bir konuma girmeden Irak’ın yeniden bölgede aktif rol oynamasına izin verilmeyeceği aşikârdır.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Martin Indyk 22 Nisan 1999’da Senato Dışişleri Komisyonu’nda yaptığı konuşmada ABD’nin Irak politikasının ana hatlarını şöyle açıkladı:

*** Ambargonun kaldırılması Saddam’ın iktidardan gitmesine bağlıdır. Saddam’ın petrol gelirlerini kontrol etmesine izin verilmeyecektir.

*** Irak’ın toprak bütünlüğüne saygı gösterilecektir.

*** Irak halkına herhangi bir yönetim dayatılmayacaktır.

*** Saddam yönetiminin meşruiyet dayanaklarını ortadan kaldırıp, işlediği suçlardan dolayı yargılanması sağlanacaktır.

*** Sivil topluma saygılı ve bölge barışını koruyan bir alternatif Irak yaratabilmek için Irak’ın geleceği ile ilgili tasarılar netleştirilecektir.

*** Saddam Hüseyin’in davranışlarını değiştirmesi imkânsızdır. Bu nedenle sürekli kontrol altında tutularak, Irak halkını ve komşularını tehdit etme yeteneği kısıtlanacaktır.

*** Kontrol nedeni ile Irak halkının karşılaşacağı sıkıntılar hafifletilecektir.

*** Saddam’ı yönetimden uzaktaştırdıktan sonra, Irak halkının içerideki ve dışarıdaki güçleri ve komşuları ile iş birliği geliştirilerek Saddam sonrası Irak’ın uluslararası camiaya dönüşü sağlanacak ve Irak rehabilite edilecektir.

1998 yılında Amerikan Kongresi’nin kabul ettiği “Irak’ı Kurtarma Yasası 1998” adlı yasa uyarınca Irak muhalefetine 97 milyon dolar tahsis edildi ve muhalefeti bir araya getirmek için bir koordinatör atandı. Mart 1999’dan beri toplantılar düzenleyen Irak muhalefeti birleşmeyi amaçlamaktadır. Bugüne kadar muhalefetin gerçekleştirdiği, en somut olay Irak Ulusal Kongresi’ne yedi kişilik geçici bir başkanlık konseyini seçmek, BM’de Irak yönetimi aleyhinde yaptıkları faaliyetler oldu. Irak Ulusal Kongresi INC’nin ilgili ve yetkili organlarını seçecek olan Genel Kurul’u toplama çalışmaları, görüş ayrılıkları nedeni ile plânlandığı gibi Haziran 1999’da gerçekleşmedi. Toplantı, 29 Ekim 1999’da Newyork’ta yapıldı. Daha önce siyasî raporda Kürtlerin federasyon kararı “saygı ile karşılanır” ibaresi, bu toplantıda “kabul edilir” olarak değiştirildi. INC’nin bu tolantısı hazırlık, katılım ve karar alma açılarından ele alındığında tartışmalı olduğu gibi, değişim sürecinde bir etkinlik göstermesi de beklenmemeli. Zaten ABD’li yöneticiler, Irak’ta değişim sürecinde Irak’lı muhaliflerin önemli rollerinin olmayacağını açık açık söylemektedirler. Bu konuda ABD yönetimi ile Kongre arasında derin görüş ayrılıkları bulunmaktadır. ABD yönetimi, Kongre’nin aksine Irak muhalefetinin gücünden kuşku duymaktadır. Nisan, Mayıs, Haziran aylarındaki muhalefet toplantılarına Irak Türkmen Cephesi temsilcileri de iştirak etmiştir. ABD Dışişleri Bakanı ve diğer yetkililer ile yapılan görüşmelerde Türkmen temsilci de bulunmuştur. Temmuz ayında ise muhalif grup liderlerine ITC’nin aşağıda yazılı prensipleri deklare edilmiştir:

*** ITC’nin Irak toprak bütünlüğünden yana olduğu,

*** Irak Türkleri’nin meşru ve yasal tek temsilcisinin ITC olduğu,

*** Yeni yapılanmada oluşturulan ve oluşturulacak her türlü komisyon, heyet ve Genel Kurul’da Türkmenlerin % 13 temsil edileceği,

*** % 13 temsil görevlendirmenin ITC tarafından yapılacağı.

IRAK TÜRKMEN CEPHESİ

K. Irak’ta Güvenli Bölgenin oluşmasından sonra IMTP haricinde kurulan parti sayısının çoğalması, beraberinde rekabet getirmiştir. Başkaları tarafından kullanılmaya müsait bu durumu ortadan kaldırmak maksadıyla Türkmen parti ve kuruluşlarını bir çatı altında toplamak üzere Ekim 1994’te Irak Türkmen Cephesi’nin kuruluş çalışmaları başlatıldı. Cephe tüzüğü kabul edilerek taraflar arasında imzalandı. 24 Nisan 1995’te Irak Türkmen Cephesi’nin kurulduğu resmen ilân edildi. Cephenin ilk yönetimi taraflar arasında uzlaşma ile oluşturuldu.

Türkmen toplumunun sorunlarını tartışmak ve bu sorunlara ortak çözüm üretmek maksadı ile uzun zamandan beri konuşulan, bir türlü gerçekleşmeyen Türkmen Kurultayı, 5 Temmuz 1997’de Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği tarafından İstanbul’da tertip edilen 3’üncü iştiare toplantısında alınan karar neticesinde gerçekleşti. Oluşturulan hazırlık komitesi Kurultay’ın 4 Ekim’de Erbil’de toplanmasına karar verdi.

4-7 Ekim 1997’de ise Erbil’de 1. Türkmen Kurultayı toplandı. Kurultay’a Avrupa, ABD, Kanada ve Avusturya’da bulunan Türkmen derneklerinin temsilcileri katılmıştır. Kurultay, isimleri aşağıda yazılı Türkmenlerin ana kuruluşlarının aktif katılımı ile tertip edilmiştir:

*** Irak Millî Türkmen Partisi

*** Türkmeneli Partisi

*** Türkmen Bağımsızlar Hareketi

*** Türkmen Kardeşlik Ocağı

*** Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı

*** Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği

Kurultay’da Türkmen Kurultayı’nın ve Türkmen Cephesi’nin ana tüzüğü kabul edildi. 30 kişilik Türkmen Şûrası seçildi. Türkmen Şûrası, Türkmen Cephesi Başkanını ve Yürütme Kurulu üyelerini seçti. Kurultay, Türkmen toplumunun siyasî otoritesinin seçilme kurallarını da belirlemiş oldu. Halen Türkmen Cephesi’nin başkanı ve yürütme kurulu üyeleri, dört Türkmen kuruluşunun temsilcilerinden oluşmaktadır.

Bunlar:

*** Irak Millî Türkmen Partisi

*** Türkmeneli Partisi

*** Türkmen Bağımsızlar Hareketi

*** Türkmen Kardeşlik Ocağı

Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı, Ulusal ve Uluslararası alanlarda bir NGO olarak faaliyetini sürdürmektedir. Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği ise, Türkiye’de kültürel ve sosyal faaliyetlere devam etmektedir.

Kuzey Irak’ta ve uluslararası alanda Türkmenleri Irak Türkmen Cephesi temsil etmektedir. Cephe’ye bağlı daireler şunlardır:

*** Siyasî ve Dış İlişkiler Dairesi

*** Sağlık Sosyal ve Yardım Kuruluşları Dairesi

*** Enformasyon Dairesi

*** Eğitim ve Kültür Dairesi

*** Araştırma ve Plânlama Dairesi

*** Güvenlik Dairesi.

– Erbil’de Selçuk, Türkmeneli, Kerkük, Yunus Peygamber, Doğuş, Akkoyunlu, Karakoyunlu, Gökbörü, Fuzulî, Kifri’de; Karacaoğlan, Duhok’ta; Fuzulî ilkokulu olmak üzere toplam 11 ilköğretim okulu.

– Erbil’de Garibi ve Atabek Kız Liseleri, Oğuzhan ve İmadettin Zengî Erkek Liseleri, Kifri’de Doğan Lisesi olmak üzere 5 lise,

– Erbil’de Merkez, Kız ve Erkek Öğretmen Enstitüsü Türkçe bölümünde 3 Türkçe Öğretim Enstitüsü sınıfı açılmıştır.

– Erbil’de 2, Zaho’da 1, Kifri’de 1, Süleymaniye’de 1 olmak üzere toplam 5 anaokulunda Türkmen öğrenciler öğretim görmektedir. 1998-1999 eğitim öğretim yılında yukarıda belirtilen Türkmen okullarında ilköğretimde 2028, lisede 648, entstitüde 19, anaokullarında 250 öğrenci olmak üzere toplam 2954 öğrenci öğrenim görmektedir.

– Türkiye’de 1998-1999 eğitim ve öğretim yılında TÖMER, Lisans ve Yüksek Lisana programlarında toplam 236 öğrenci öğrenime devam ederken, 1999-2000 eğitim yılı için TÖMER’de öğrenime başlayan 38 öğrenci ile birlikte toplam 274 öğrenci öğrenim görmektedir.

– Türkmenlerin sosyal ve kültürel faaliyetlerini icra etmesine yönelik olarak Erbil’de Türkmen Evi ve Kültür Merkezi, Zaho ve Süleymaniye’de Kültür Merkezi mevcuttur.

– Erbil’de FM ve Orta Dalga, Kifri ve Süleymaniye’de FM radyo yayını yapılmaktadır.

– Erbil’de Türkmeneli Televizyonu yayın yapmaktadır.

– Erbil’de bulunan matbaada basılıp K. Irak, Türkiye ve üçüncü ülkelere dağıtımı yapılan gazete, dergi ve bültenler aşağıya çıkarılmıştır.

*** Türkmeneli Gazetesi (15-20 sayfa) ......... Haftada 2 gün Arapça ve Türkçe

*** Türkmeneli Haber Ajansı Bülteni ......... Günlük

*** Türkmeneli Spor Gazetesi ......... Haftalık

*** Türkmeneli Kardeşlik Bülteni ......... Haftalık

*** Türkmeneli Bülteni ......... Haftalık

*** Türkmeneli Doğuş Bülteni ......... Haftalık

*** Fuzulî Bülteni ......... Haftalık

*** Bağımsız Bülteni ......... Haftalık

*** Yeni Kuşak Dergisi ......... Aylık

*** Gökbörü Dergisi ......... Aylık

*** Birlik Dergisi ......... Aylık

SONUÇ:

Bugün Türkiye’nin Irak’ta izlediği politika ana hatları ile başarılı olmak ile birlikte, bölgede şekilendirici bir politikaya yaklaşımı benimsemelidir.

1- Türkiye’nin daha uzun süre Kuzey Irak politikalarının içinde olacağı kesindir. Hiçbir şey ne Türkiye ne Irak ne de bölge için 1991 öncesi gibi olmayacaktır. Türkiye, Kuzey Irak politikasını bu anlayışla geliştirmeli, bölge sadece bir süre için askerî arka bahçesi olarak değil Irak’ın bölgede egemenliğini kurtarmasından sonraki dönemde de sosyokültürel etki alanı olarak algılanmalıdır.

2- Türkiye, bölgeye yönelik politikasını sadece KDP ve KYB ekseninde belirlememelidir. Bu tür bir politika Türkiye’nin hareket alanını sınırlandırmakta, bölge halkı ile arasına mesafe koymaktadır.

3- Türkiye’nin Kuzey Irak’a yönelik ekonomik politikasının stratejik bir boyutu olmalıdır. Bölge ekonomisi tam anlamı ile Türkiye’ye entegre olmalıdır.

4- Kürt ve Türkmen sorunlarının birer Orta Doğu sorunu olduğu ve Arap devletlerini yakından ilgilendirdiği göz önünde tutularak Kuzey Irak ile ilgili politikalar konusunda Arap dünyası ile temas yolları açık tutulmalıdır.

Bölgede istikrar ve huzurun sağlanması için, geçici ve kısmî çözümlerin yerine, kalıcı, Irak’ı toprağıyla bir bütün olarak gören ve bütün etnik grupların katılımıyla ulaşılacak çözümler aranmalıdır. Bu çözümler aranırken Türkiye Cumhuriyeti Devleti ileriye dönük ve kalıcı bir politika izlemek zorundadır.

Her ne kadar Türkiye ve Türkmenler Irak toprak bütünlüğü üzerine politikalarını sürdürseler de, önümüzdeki dönemde Irak’ta değişik olayların cereyan etme ihtimalı vardır. Türkmenler olarak Irak’taki yapı değişiklikleri için alternatiflerimiz:

1- Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması hâlinde insan haklarına saygı gösteren çoğulcu demokratik parlâmenter bir sistemde Türkmenlerin millî haklarının temini cihetine gidilmesi, parlâmento ve merkezî yönetimde belli oranda iştiraklarının sağlanması ve bu hakların anayasa garantisi altına alınması tartışılmaz bir şart olmalıdır. Türkiye devletinin de bu hakların takipçisi olması gerekmektedir.

2- Irak Ulusal Kongresi (INC)’nin Genel Kurulun öngördüğü; Irak’ın toprak bütünlüğü içerisindeki Eyaletler Sistemi ile idare edilmesi hâlinde, Türkmen bölgelerini de kapsayacak Türkmen Eyaleti ihdas edilmelidir.

3- Irak’ın etnik ve mezhebî yapıya göre federatif bir sistem ile yeniden yapılanması söz konusu olacaksa; Türkmenler için kendi bölgelerinde ayrı bir Türkmen Federal Bölgesi ihdas edilmeli veya Kürt ve diğer etnik gruplarla geniş tabanlı bir ortaklığa gidilmelidir.

4- Diğer bir çözüm yolu ise Musul Vilâyeti Projesidir. Irak’ın bölünmesi hâlinde veya Türkmenlerle Kürtlerin bir arada Irak’tan ayrı ortak bir yönetim kurarak birlikte yaşamaları öngörülürse Musul Vilâyeti Projesi bazı revizyonlardan sonra üzerinde düşünülmeye değer bir projedir.

Bugün azimsiz, kültürsüz bir millet hiçbir zaman medenî milletlerle boy ölçüşemez ve her zaman karanlıkta kalıp kölelikten başka bir şey yapamaz. Irak’taki Türkmenler, gönüllerindeki iman ve mücadele aşkı ile Türkmeneli’yi dünya sahasında tanıtacak ve barışı sağlayacaktır. Türkmeneli Irak, orta Doğu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu için büyük huzur kaynağı olacaktır. Böylece Büyük Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Kuzey Iraklı Türkmenlerin, Türk vatanının kurtulması için Çanakkale ve diğer bölgelerde şehit düşenlerin ruhları şad olur, huzur içinde uyurlar.