1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Kürtçe Eğitim Plânlı Bir Tuzaktır

Orkun
Türk Dünyası Kültür ve İnsan Hakları Derneği Başkanı Celâl Öcal imzası ile, İzmir Türk Birliği Dernekleri adına yayınlanan bildiriyi sütunlarımıza alıyoruz.

1989 yılında Özal tarafından hazırlanarak Kürt realitesinin tanınması ile sonuçlanan 4'lü Kürt plânının, siyasallaşma sürecindeki terör örgütünün çıkarına hizmet ettiğini zaman göstermiştir.

Günümüzde ilgili çevrelerin, siyasî güçlerin umursamaz bir tavır içinde girmesinde ve siyasî partilerin destek vermesinde katkısı bulunan Özal plânının, PKK'nın üniversitelerde Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulması ile başlatılan Kürtçe eğitim isteğ ği plânı ile paralellik arzettiği de açık bir gerçektir.

Terör örgütünün ayrı bir ulus yaratma, ayrı bir devlet oluşturma hesaplarını görmek istemeyen, öncelikle kendi siyasî çıkarları üzerine hesap yapan siyasî partilerin kayıtsız tavırları hâdisenin daha da büyümesine neden olmuştur.

Siyasî çevreler, yıllardır mücadele ettiğimiz ve ağır bedel ödediğimiz bölücü terörle mücadelede dağa çıkanla vatan görevini yapanı bir tutmuş; siyasî iktidar, yargı kararına müdahale ederek idam dosyasının TBMM'ne gelmesini engellemiş, terörist başını İmralı'daki seçkin konuk konumuna getirmişlerdir. Bu durum da terör örgütü çevrelerine devlet eliyle moral destek sağlamaktadır.

Hükûmet olmanın gereği, millet adına adaleti sağlamaktır. Uluslararası terörü önlemek adına U. Ladin'in cezalandırılması gerektiğinde kararlılık gösteren iç ve dış çevrelerin terörist başı söz konusu olduğunda çifte standart göstermeleri de düşündürücüdür.

Ancak mağdur tarafların müracaatı kabul edildiği için, iktidar çevresinin kayıtsızlığına karşı Yargıtay nezdinde bir hukuk mücadelesi başlatılmasının gerekli olduğu inancındayız. Anayasanın ilgili maddeleri çerçevesinde Başbakan ve yardımcıları hakkında suç duyurusunda bulunmak üzere şehit ailelerini göreve davet ediyoruz (ilgilenen şehit ailelerine hazırladığımız dilekçe örneğini gönderebiliriz).

Her fırsatta Atatürk'e bağlılıktan söz edenlerin "Milletin en bariz vasıflarından biri dil'dir. Türk milletindenim diyen her insan her şeyden evvel ve behemahal Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan, Türk harsına, camiasına mensubiyet iddia ederse buna inanmak doğru olmaz" gibi Atatürk'ün Türk diline sahip çıkılması gerektiğini belirten görüşlerini göz ardı ederek Kürtçe eğitime sıcak bakmalarını gaflet, dalâlet ve hiyanet örneği olarak değerlendiriyoruz.