1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Küçük Mecmua Yayın Hayatına Girdi

Oğuz Çetinoğlu
Geçmişte Bu Ay

Diyarbakır’da, Ziya Gökalp tarafından, “Haftada bir çıkar, ilmî, edebi, siyâsî iktisâdî mecmuadır.” tanıtımı ile Küçük Mecmua yayımlanmaya başladı (18 Haziran 1922)

İmtiyaz sâhibi ve sorumlu müdürü Ziya Gökalp idi. Küçük boyda, iki sütun üzerine 16 sayfa olarak yayımlandı. Meşrutiyet’te çıkan Yeni Mecmua’dan sonra, millî mücadelemize en çok tesir eden yayın organı olmuştur.

Ziya Gökalp, sürgüne gönderildiği Malta’dan serbest bırakılınca İstanbul’da durmayarak Diyarbakır’da yerleşti. Orada ailesinden kalan evi sattı. Millî mücâdele ve millî devlet fikrini kamuoyuna tanıtmaya çalışmayı arzu ediyordu. Dergiyi bu amaçla yayınlamaya başladı. Küçük Mecmua’nın ilk sayısındaki “Çınaraltı” başlıklı sunuş yazısında; “Şu mecmuacığın küçük yaprakları altında bir sessizlik yuvası yapmak istiyoruz. Bilmem başarılı olabilecek miyiz?” Dedikten sonra, hayâlinde canlandırdığı bir filozofla konuşuyor ve teselli arıyor, şöyle diyordu: “Bir çınaraltı buldum. Burası iç dünyanın zihin yorucu uğultularından uzaktı. Buraya cihanın hay ve huyundan kaçan tek tük münzevilerden başka kimse uğramazdı. Bu münzeviler uğrağında, benim gibi huzura-ferahlığa muhtaç olan ruha rastgeldim. Onunla arkadaş oldum. Bu arkadaş bana hiç nefretlerinden bahsetmezdi. Yalnız sevgilerini anlatırdı. Bana hiç çirkinlikleri fenâlıkları göstermezdi. Her şeyde benim henüz sezemediğim gizli güzellikleri, meçhul iyilikleri meydana çıkarırdı. Be en onu daima ümitvar görürdüm. Az çok bedbinliği olsa bile saklardı. Ben onu her sabah daha iyimser bulurdum. Sevdiği güzellikler ekseriya vatanımızın güzellikleriydi.”

Ziya Gökalp’ın bir yalnız filozofla değil, kendi kendisiyle konuştuğu düşünülebilir. O, içindeki sönmeyen ümitlerini milletine aktarıyordu.

Bir taşra dergisi olmasına rağmen, yaptığı etkiler bakımından ardında derin izler bırakmıştır. O dönemde saman kâğıdı denilen en kalitesiz kâğıda basılıyordu. Harfleri bile zor okunuyor, mürekkep izleri arka sayfaya geçiyordu. Fakat başta İstanbul olmak üzere Türk aydınları bu derginin Diyarbakır’dan gelmesini sabırsızlıklarla bekliyorlardı. Bu dergiye bu özelliği kazandıran, Ziya Gökalp’in inançlı kişiliği idi. Fâlih Rıfkı (Atay) dergi için; “Ziya Gökalp’ın ruhundaki kutsal ateş, bu dergi yoluyla bize kadar ulaşıyor.” diyordu.

Küçük Mecmua, Ziya Gökalp’ın hayatının üçüncü ve son döneminde çıkmış, Onun en önemli eserleri bu devrede, Malta dönüşünden sonra yayımlanmıştır. Bunlar arasında; Türk Töresi, Türkçülüğün Esasları ve bir kısmı tamamlanabilmiş olan Türk Medeniyet Târihi isimli kitapları dikkat çekmektedir. Diğer eserleri; Malta Mektupları, Çınaraltı Konuşmaları ve Yeni Türkiye’nin Hedefleri isimli kitapları ölümünden sonra yayımlanmıştır.

Küçük Mecmua’yı Yahya Kemal (Beyatlı) şöyle anlatmaktadır: “Gökalp Malta’ya gittikten sonra Anadolu mecmualarına gönderdiği manzumelerinde ümidinin bir türlü solmadığını görüyordum. Nitekim Malta’dan dönüşünde Diyarbakır’da Küçük Mecmua’yı aynı ruh tâzeliği ile çıkarmaya başlıyordu. Zaferden sonra tekrar mebus seçildiği zaman, eski arkadaşları ve muarızları kendisine serzenişte bulundular. Devlet değişmiş, vatan değişmiş, hâsılı Türklüğün hayat sistemi değişmiş iken, ister dâhi ister âlim olsunlar, nihayet birer fert olan insanların değişmesinde ayıp aramak, ne dereceye kadar doğruydu? Herhalde Ziya Bey’in bu sistemlerden uzaklaştığını görüyor ve memnun oluyordum. Bu defa sevenler serzenişte bulunanlardan daha fazlaydı. Ziya Gökalp, bir Osmanlı düşünürü olarak işe başlamış, ülkede Türklüğün olduğunu görmüş, Türklüğün her meselesine eğilmiş ve onu şuurlandırmak istemişti.”

Hemen bütün yazıları Ziya Gökalp tarafından kaleme alınmıştır. Fikrî ve felsefî yazıların yanısıra içtimai, siyasî tahlilleri, halk masalları ile şiirleri de dergide yer almıştır. Derginin etkisi oldukça büyük olmuş, Gökalp’ın pek çok yazısı İstanbul ve Ankara basını tarafından iktibas edilmiştir. Falih Rıfkı Atay bir yazısında dergiyi şöyle tanıtmaktadır: “Ziya Gökalp’ın Diyarbakır’da çıkardığı Küçük Mecmua, matbaacılığın en, zor şartları altında çıkıyor. Hurufatı bozuk, baskısı fena, kâğıdı adidir. Fakat Ziya Gökalp’ın ruhundaki mukaddes ateş bu mecmua yoluyla bize kadar geliyor, ruhlarımızı heyecanlandırıyor. Diyebiliriz ki, Ziya Gökalp bizi, bu mecmuayla Diyarbakır’dan idare ediyor.”

Dergi, önceleri haftalık olarak yayınlanıyordu. Aksamalar olunca, önce aylık olarak sonra da belirsiz aralıklarla çıkmaya devam etti. İttihat ve Terakki Partisi’nin geniş ve güçlü desteği ile çıkarılan Yeni Mecmua’ya karşılık Küçük Mecmua, Diyarbakır’da en ilkel şartlar altında basılıyordu. Buna rağmen yayınlandığı süre içerisinde büyük yankılara sebep oldu. İmtiyaz Sâhibi ve sorumlu müdürü Ziya Gökalp’tı.

Damadı Ali Nüzhet Göksel’in de yardımlarıyla çıkan dergide ayrıca Ali Canib (Yöntem), Yahya Saim (Ozanoğlu), Sıdkı’nın şiirlerine; Hamid Zülfü (Tığrel), İhsan Hamid (Tığrel), Binbaşı Halis Bey, Said Nazif (Ozankan), Dr. Gafur Nüzhet, Dr. İbrahim Bey, Cahide (Üçok). Recep Ferdî, Reşad Hayreddin’in yazılarına yer verilmiştir.

Küçük Mecmua’da çıkan Gökalp’a ait makaleler, Abdülhalûk Çay, şiirler ise Fevziye Abdullah Tansel tarafından kitap hâline getirilmiştir. Küçük Mecmua’da Ali Cânip (Yöntem) ve Yahya Sâim (Ozanoğlu) tarafından kaleme alınan şiirler ile Ali Nüzhet (Göksel) tarafından yazılan makaleler bulunmakta idi.

Diyarbakır’da yayımlanan en önemli süreli yayın olan Küçük Mecmua; 5 Mart 1923 yılına kadar devam eden yayın hayatı boyunca 33 sayı çıktı. Ziya Gökalp’ın Maarif Vekâleti Telif ve Tercüme Encümeni’ne tayin edilmesi sebebiyle Ankara’ya yerleşmesi üzerine kapandı.

Atatürk, İzmir’de yaptığı bir konuşmada Yeni Mecmua için şöyle söylemiştir: “Ziya Gökalp’ın Küçük Mecmua’sı, inkilâbımıza büyük hizmetlerde bulunmuştur.”