1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Kıbrıs mesajları

M.Ertuğrul Perim
MEHMET Ali BİRAND Posta gazetesindeki 30 Kasım 2002 tarihli “Kıbrıs’ı sizler bu hâle getirdiniz” başlıklı yazısında, orada karşılaştığı müessif bir olayı nakletmiş.

Aslında, Kıbrıs Türk gençlerinin bu yöndeki tepkili davranışları, daha önce başlamıştı. Ancak bu son olay bardağı taşırmıştır. Elbette ki bu hâl, tehlikeli bir gidişin ifadesidir. Kıbrıslı Rumları, bundan fazla sevindirecek bir şey olamaz.

Ne var ki, Birand’ın bu müessif olay dolayısıyla çıkardığı sonuç da yabana atılamaz. Gerçekten bu durum, bizim de yıllar önce orada şahit olduğumuz kötü gidişin bir patlamasıdır. Kıbrıs Türkü, güneydeki Rum bölgesinden gelen kaçak eşyaları turistin veya oradaki görevli olanların geldikleri yerdeki fiyatlardan çok daha ucuza satarak geçimini sağlamaktadır. Narenciye gibi çok kıymetli ve mebzul şekilde var olan mahsulü de gereği gibi değerlendiremem iştir. Tabiî, konumuz dışıda kalan, ekonomik gelişmeyi sağlayamayan birçok olumsuzluklar da buna eklenince bugünkü karamsar tablo oluşmuştur.

Unutulmasın ki, Ada’da yaşayan halkların ayrı bir psikolojik yapısı vardır. Gelecekten bir ümit göremeyen gençlik, 28 sene önce, kendisini kılıç artığı olmaktan kurtaran ve bu hareketiyle bütün dünyayı karşısına alan, yaptığı nakdî yardımlarla da zor durumda kalan ağabeyi kurtarıcılarını unutabilir.

Dış âlem gibi, Türkiye halkı da Kıbrıs dâvasının hallini istemektedir. Oradaki soydaşlarımızı kurtarmak için girişilen Barış Harekâtı, üniter bir devlet olan Kıbrıs Devleti’ne son vermiştir. Daha doğrusu, Ada iki parçaya bölünmüştür.

Ada’daki iki toplumun ekonomik durumlarının gerçek şekilde düzelmesi için tek bir Kıbrıs’a ihtiyaç vardır. Başka türlü Ada’da olumlu bir ekonomik düzen oluşamaz. Ada, yüzölçümü ile ancak buna müsaittir. Suyu bizim taraftan, elektriği Rum tarafından sağlanan âdeta taşıma suyla bu değirmeni çevirmeye imkân yoktur.

Rumlarla öteden beri iyi ilişki içinde bulunduğundan bizlerce vatan haini gözüyle bakılan ve harekât sonrasında yerleşik olduğu Baf’tan ayrılmayan Dr. Ali İhsan’ın, şimdi başlayan bu feryatlar karşısındaki tutumunu bir ölçüde de olsa mazur görmemek elde değil. Nitekim, bu kişi hakkında bilgi almak istediğim İzmir’deki Kıbrıs Türk’tür Derneği’nin vefalı görevlisi Baf’lı Ekrem beyin anlattığına göre, vaktiyle bu kişi de diğer Kıbrıslı Türkler gibi millî heyecanı duyanlardanmış. Türklük cereyanını had safhada tutmak için o yıllarda açılan millî derneklere de üye imiş. Ancak, hastalarının çoğunun Rum olması nedeniyle onlarla fazla ilgilenmekte imiş. Ekrem Bey, o zamanlar bizden farklı duygu ve düşüncede değildi diyor.

Sorun ne yazık ki, ekonomik menşeli... Tarih boyunca Türkler daima çevresindeki yabancı halkların oyununa gelerek parçalanmışlardır. Kendilerine açık veya ihsas edilerek sağlanmaya çalışılan ekonomik imkânlar, yahut bunun ellerinden alınacağı korkusu bunda daima etken olmuştur. Kazan, Kırım Türkleri böylesine büyük ölçüde yok olup gitmişlerdir.

Bu nedenle, Kıbrıslı Türk gençlerinin gelecekte güven ararken, varlığını kaybetmesi tehlikesi, tüm Türk halkının yüreğinde yer etmelidir. Birleşmiş bir Kıbrıs’ın sağlayacağı ekonomik avantajlara evet derken, onlara âlet olmamak, parçalanarak lokma hâline gelmemek için bilinçli olmak gerektiği unutulmamalıdır.

Ömrünü Kıbrıs dâvasına adamış olan Sayın Denktaş’ın bu konudaki endişeleri kulak ardı edilmemelidir. Bilinçli olmak için de tarihimizi iyi bilmemiz ve bundan ders almamız kaçınılmaz olacaktır.