1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Kerkük Nereye Gidiyor? Olaylar Karşısında Şaşkına Dönen Türk...

Nefi Demirci
04-06 Haziran 2006 tarihleri arasında Irak’ın genelinde vuku bulan olaylar:

1. Rus Büyükelçisi öldürüldü, 4 görevli kaçırıldı ve daha sonra öldürüldüler.

2. Basra’da, Pazar yerine bomba atıldı “28” kişi öldü, “62” kişi yaralandı.

3. Polis, Bağdat yakınında kimlikleri tespit edilemeyen “12” ceset buldu.

4. Bağdat polisi, “kutular” içersinde başları kesilmiş “7” ceset buldu.

5. El-Sadır kentinde işçi taşıyan minibüs tarandı, “4” kişi öldü, yaralı sayısı belli değil.

6. Türkmen kasabası “Karatepe”den “Diyale”ye otobüsle sınava giden “20” Türkmen öğrencisi otobüsten indirildi, yere yatırılan öğrenciler makineli tüfekle tarandı, yaşları 15-20 arasında olan öğrencilerden kurtulan olmadı.

VE

7. Irak’ın Kuzeyi emniyet ve huzur içersinde, günlük hayat olaysız devam etmekte, yabancı şirketler, başta “500”e yakın Türk yatırımcısı gelecekten emin bir şekilde “FEDERE” yapının kalkınmasına katkıda bulunmaktadırlar.

8. Irak’ın genelinde ayda ortalama 1300 kişi öldürülmektedir.

(Bilgiler günlük basın, Türkmeneli TV. bana gelen e.post ve telefonlardan alınmıştır.)

Genel olarak Türkiye’de olan ve olacaklara bakarsak:

1. Vatanımızın toprakları ilerisi düşünülmeden yabancılara satılıyor.

2. Gümrük Birliği”nin tek taraflı uygulanması ile vatan sömürge haline getiriliyor (5.6.2006, Yeniçağ. Vedat Yenerel)

3. Dışişleri Bakanımız, askerimizin çuvallandığı olayı “lokal olay” diye hafife aldı. Özellikle Şemdinli olayından sonra TSK hedef haline geldi.

4. “AB”ye giriş uğruna, azınlık vakıfları, Ruhban Okulu, Papaz’ın yasalarımıza aykırı davranışları, eyalet sisteminin gündeme gelişi ve tartışmlara konu oluşu (kalkınma ajansları), Kürtçe dil ve RTÜK’ün aldığı kararla yerel TV’lerin 24 saat Kürtçe yayın yapmaları ve daha bilmediğimiz millî çıkarlarımıza aykırı olarak verilen tavizler.

5. Türkiye ve Türk milleti Kürt Devletinin kurulmasına ve PKK’nın siyasi alanda partileşmesine öncülük eden ve destek veren ABD’ye hâlâ stratejik müttefik olarak bakan ve buna devam eden, bir siyasi iktidar ile karşı karşıyadır.

6. 25.6.2006 tarihinde, İstiklâl Marşı’mızın okunmadığı, katil ve vatan haini Öcalan’nın resimlerinin taşındığı, elden ele dolaştığı, vatan hainlerine saygı duruşunda bulunulduğu, Öcalanın affının, Kürtçe’nin resmî dil olmasının istendiği, ETA ve IRA’nın temsilcilerinin de bulunduğu, Ankara’da bir ihanet kongresi toplandı. Bu kongrede AB uğruna: “PKK’nın Kürt hareketi ve bu hareketin içindeki rolü konusunda tartışmalı hâlde olduklarını, AB standartlarını benimseme arzusu içinde olan bir Türkiye’nin, kültürel hakların kullanılması durumununda geçmişten sürüp giden bir inkâr ve yok sayma politikasını artık terk etmesi gerektiğini, barış için demokratik güçlerin ve toplumun PKK ile kendi arasına koyduğu mesafeyi kaldırmasını, söyleyen, Öcalan ve PKK’yı Türkiye’nin gerçeği olarak konuşma ve sloganlar umarım yetkili mercilerimizi her gün artmakta olan siyasal Kürtçülük karşısında daha ciddi tedbir almaya yöneltir.

7. Türkmenlere, Irak’ın bugün ortada olan siyasi durum karşısında neden hâlâ gerçek anlamda sahip çıkılmıyor, onlara olan bitenlere uyma telkin ediliyor, Telafer’deki insanlık dışı uygulamalar görmezlikten geliniyor, basın, Anavatan birebir ilgilendiren bu elemli olayı hükûmetin suskunluğu karşısında Türk milletinden saklıyor.

8. Türk (Türkmen) varlığını tanımayan, Irak hükûmetini kurulduğu ilk günde tanıyan, kutlayanlar, Türklerin varlığı, hakları, hukuklarını, göz ardı ediyorlar.

9. Ve Kerkük elden gidiyor, hâlâ kardeş şehir sözü ediliyor, filen bölünmüş Irak’ın toprak bütünlüğü savunuluyor. Vay, uzağı görmeyen, millî kimliğini, ata toprağını demokratik yöntemlerle savunabileceğine inanan türkmenlerin hâline.

10. Kürdistan, Türk askerine mezar olur diyenlere, kardeşlerimiz deyip kucak açmaya, karşılamaya devam etmekteyiz.

11. Türkiye’de Türkiye’yi bölmeye çalışan siyasal Kürtçülük, Kürt tabanına yayılmış, Kürtlerin DTP ve de A. Öcalan’ın dili ve fikri doğrultusunda yayın yapan, günlük Ö. Günden gazetesinin günlük haber başlıklarına bakarsak, Türkiye’nin karşısında duran vahametin ciddiyetini ve “Türkiye türklerindir” diyenleri ne kadar büyük tehlikeli günlerin beklediğini umarım ki geç kalmadan anlarız:

5.6.2006, Pazartesi Yıl: 3. Sayı: 827.

Sayfa: 1’den bazı başlıklar:

“Uluslar kendi kaderini belirlesin”, yazı dizisi:

“Kürt Halk Önderi A. Öcalan’ın gündeme getirdiği, ulusların kendi kaderini tayin hakkı” tartışma yarattı.

“Kürt Halk Önderi A. Öcalan’ın gündeme getirdiği, ulusların kendi kaderini tayin hakkı” tartışma yarattı.

“Kürt siyasetçiler, Tarık Ziya Ekinci, Orhan Miroğlu ve Naci Kutlay, üniter yapı içersinde de farklı bir ulusun kendisini ifade edebileceğini belirtirler......”

“Güney Kürdistan’da cinayet ve ihale şebekesi çökertildi, darısı Türkiye’nin başına”

“Cezaevinde Kürtçe konuşma yasak”

“Yasakçı TMK’ye tepki büyüyor”

Sayfa: 2’den bazı başlıklar:

“Kadınlar bugün Ankarada yürüyor (İstanbul Kadın Plâtformu)”

“Diyarbakır’da Kadın Plâtformu”

“Van Demokratik Özgür Hareketi” DTP binası önünde basın toplantısı - istekleri: operasyonların ve çatışmaların durdurulması, terörle mücadele kanununun (TMK) geri çekilmesi ve Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözülmesi.

“Jinen Azaden Sosyalist - JAS - Özgür Sosyalist Kadınlar’ı” aynı gün dersimde toplandı, aynı istekler istendi.

“Eşbaşkanlık kampanyası AMED’de”

Sayfa: 3’te:

“EVVELCE” zulüm içinde, başlıklı yazıdan alıntı....: Batman valiliği 1994’te askerler tarafından boşaltılan EVVELCE mezrası arazisinin hazineye ait olduğunu belirterek, 4 yıl önce dönüş yapan ailelere “mezrayı boşaltın” talimatı gönderildi.

Sayfa: 4’te:

“Uluslar kaderini kendisi belirler” İsmail Beşikçi ve Orhan Miroğlu - raportaj - Ekinci: “Kürdistan’da ulusların kendi kaderini tayin hakkı geçerlidir ama halkın bağımsız bir şekilde oy kullanması gerek........”.

Sayfa: 5’te:

“Kürtçe yasağına onay” - Cezaevinde Türkçe bilmeyen yakınlarıyla Kürtçe konuşmaları engellenen tutukluların başvurusunu görüşen mahkeme infaz kurumları tüzüğündeki Kürtçe yasağını savundu-

“Bingöl’de tutuklulara baskı yapılıyor”

“Polis komplosu belgelendi”

Sayfa: 6’da:

“AB. Kürtlere saygılı olmalı”

“HPG (Halkın Savunma Güçleri)den valiliğe yalanlama”

Sayfa: 7’de:

“TMK (Terörle Mücadele Kanunu) ayrımcı ve ırkçı bir yasa”

“Boğaziçi Ün. - Terörle mücadele konulu panelde - TMK’nın Kürtler için çıkarıldığını ifade eden öğretim üyesi Doç. Dr. Nazan Üstündağ, “Her Kürt teröristtir mantığının hâkim olduğunu söyledi......” Panele katılanlardan, İst. Barosu eski Başkanı Doç. Dr. Yücel Sayman: TMK Türkiye’yi geriye götürüyor- Panele katılan, AP. Liberal Grup Başkanı, Graham Watson bölgede yaşanan durumun çözümü için, Kürt halkının tanınması gerektiğini ifade etti.

Sayfa: 8’de bir teşekkür ilanı:

12.04.2006 tarihinde Şırnak ili Besta bölgesinde Türk Ordu güçleriyle girdiği silâhlı çatşmada yedi arkadaşıyla birlikte şehit düşen kahraman oğlum Mehmet (Hayırı Serhat) Taşdan için gereken taziye boyunca ve kırkında verdiğimiz Mevlitte bizi yalnız bırakmayan halkımıza, tüm kurumlara ve çalışanlarına, telefonla bizi arayan dost ve yoldaşlarımıza teşekkür ediyoruz.

Ailesi adına, annesi Sultan, babası Mehmet Taşdan.

Türkmenlere gelince:

Türkmenler arasında her ne kadar görünürde ciddî bir ihtilaf yok ise de, “Amaç” gerçek anlamda saptanmamış, siyasi alanda çalışanlar, diğer toplumlar özellikle de Kürtler karşısında, kendi toplumunun değerlerini, anlamlı günlerini, millî ihtiyacın ne olduğunu, nasıl elde edilmesi gerektiğinin bilmezliği içersinde, karşılarında olan, bulunan ciddî tehlike karşısında başarısızlıklarını, mazlum rolü oynayarak kendilerini, çalışmalarını, halkına içinde bulundukları siyah ve karanlık tabloyu, açılış, şenlik, kokteyl, kabul, ziyaret, yardım paketleri dağıtma ve tek taraflı yayın yapan Türkmeneli TV yayınları ve Türkmenlerin tek tem iddiası ile pembetablo çizerek savunmaktadırlar.

Türkmeneli TV tek taraflı yayını ile, birleştirici olmaktan daha çok, halkının sevgisinden bu tutumu ile uzaklaşmaktadır.

Bugüne kadar takip edilen bağımlı, Türkiye’nin de belirsizlik içinde olan politikasının etkisi de eklenince yanlışlar görüldüğü hâlde ısrarla devam edilmiş, sonuçta:

1. Irak’ın siyasi alanından, Türkiye ile birlikte silinmişler.

2. Topraklarına kardeşlik zihniyeti içersinde ortaklık, hatta Kürtlere hâkimiyet zemini hazırlanmış.

3. Tedbir yerine, Türkiye’nin de telkinlerinin etkisi ile “kültür” ve “6” devlet kurma övünmesiyle, amaç tespit edilmemiş, savunmasız, silâhsız kalarak bugünlere gelinmiş. Kabul etsek de etmesek de halk arasında hoşnutsuzluğa, bu da değişik ikirde olan partileşmeler hâlinde ortaya çıkılmasına neden olmuş.

Sahada bulunan siyasi partilerin, özellikle her imkânı kullanma hakkına sahip olanların başarılı oldukları söylenemez. Dün hakkımızı korumak için güçe ihtiyaç yok diyenler ve bu konuyu Kerkük’ün işgalini gördükten sonrada savunanlar, bugün ihtiyaç olduğunu anlamaya başlamışlar. Yine de geç kalınmış sayılmaz.

Onun için:

1. Ben bütün Türkmen toplumunun meşru temsilcisiyim deme yerine, ben Türkmenlerin en büyük siyasi partisiyim veya kuruluşuyum demeli. Her siyasi parti ancak kendi taraftarlarını temsil eder. Gönül isterdi ki, Türkmenler arasında bir veya iki parti olmuş olsun.

2. Türkmeneli TV’yi tekelleri altına almadan, hep aynı zihniyette olan, âdeta ezberletilmiş kişileri halkının önüne çıkartıp konuşturmaktan vazgeçmeli, bugün uygulanan politikaya karşı olanlara da imkân tanımalı.

3. Bütün parti ve kuruluşlarla “İTTİFAK” ederek bir an önce “AMAÇ” tespit edilmeli, “federasyon” veya Kürtlere ne hak verildi ise O HAKKI elde etmek içinde elbirliği ile GÜÇ oluşturulmalı.

Biz yıllardan beri bunu söyledik, savunduk, yazdık, istedik, görmekteyiz ki, geç de olsa bu fikir eylemine katılanların sayısı artmaktadır.

Lider seçimle veya belli bir kitle tarafından seçilerek gelmez, lider şahsiyetini, kabiliyetini, gücünü, fedakârlığını, mensup olduğu toplumunun sevgisini kazanarak ortaya çıkarır.

Parti genel başkanı seçer gibi lider seçilmez. Yapılan yanlış diretmelerden birisi de budur, lider denilen daha öncekiler bugün nerede? Biri Kürt bakan, diğeri...... Bütün bunlar halk tarafından sorgulanmakta.

Kerkük, yani Türklerin kalbi, Kürtleşiyor, halk oylamasıyla kabul edilen ABD ve TÜRKİYE tarafından onaylanan daimî bir anayasa var. Türkmenlere bu anayasada siyasi hak tanınmamış, yok sayılmışlar. Kürtler lehlerine dönen bu fırsatı iyi kullanmışlar. Merkezi hükümette etkin bakanlık ve federe devletlerinde iki Türkmen’e bakanlık vermişler.

Bütün bu kazanımları Talabanî’nin söylediği şu sözlerin gerçeğinde yatıyor: Biz “Peşmerge” sayesinde bu günlere geldik.”

Türkmenler hala biz kültürlüyüz diyerek hoyrat, şiir ve sanatla uğraşsın ve Türkiye onların kültürlerinin fiilen parçalanmış, Irak’ın olmayan toprak bütünlüğü içinde korumaya çalışsın.