1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

“Kerkük kaybedilirse Kürt devleti kurulur”

Hasan Orhan
Roprötaj:

SORU- Irak Türklerinin tarihçesi nedir? Türkmeneli’nin tarihî ve coğrafî gelişimini anlatır mısınız? Nüfus yapısı ve temsil oranı nedir?

Cevap- Türkmenler, Orta Asya’dan göz eden Oğuzların torunlarıdır. Türkmenlerin (Irak Türklerinin) Irak’a girişleri de birbirini izleyen çeşitli dönemlerde gerçekleşmiştir ve zamanla sayıları çoğalarak önemleri artmıştır. Emevîler ve daha sonra Abbasîler Türkmenleri ordu teşkilâtlarında istihdam etmiş ve bunlardan büyük ölçüde yararlanmıştır. Türkmenler, Selçuklu Devleti döneminde daha büyük sayılarla Irak’a yerleşmişlerdir. Bu göç ve yerleşme Osmanlı İmparatorluğu zamanında da devam etmiş ve Irak’ın kuzey bölgeleri bir Türk toprağı ve vatanı hâline gelmiştir.

Türkmenler Irak’ın kuzeyinde 1118 tarihinden başlayarak 1508 tarihine kadar çeşitli devlet ve atabeylikler kurmuşlardır: Irak Selçuklu Devleti, Musul ve Erbil Atabeylikleri, Kerkük’te Kıpçak Emirliği, İlhanlı Devleti. Cilâyirli Devleti, Karakoyunlu ve Akkoyundu devletleri. Türkmenler bugün Irak’ın kuzeybatısında yer alan Telafer şehrinden başlayan Irak’ın güney doğusunda bulunan Bedre ve Cessam kasabalarına kadar uzanan ve Arap bölgeleri ile Kürt bölgelerini ayıran bir coğrafyada yaşamaktadırlar. Bu coğrafyanın içinde yer alan başlıca yerleşim bölgeleri şunlardır: Telafer, Mahlabiye, Kadıköy, Selâmiye, Reşidiye, Erbil, Altınköprü, Kerkük, Tazehurmatı, Kifri, Karatepe, Mehdeli, Şahraban, Kızlarbat, Adanaköy, Tavuğ, Aziziye, Tuzhurmatı, Berde ve Cessam.

Irak’ta etnik yapıyı gösteren sağlıklı bir nüfus sayımı hiçbir zaman yapılmamıştır. Saddam rejimi başta olmak üzere Irak’a hâkim iktidarlar her zaman Türkmenlerin nüfus sayımı sonuçlarını değiştirmeye kalkışmışlardır. Irak’ın şu anki toplum nüfus sayısı tahminen 27 milyondur. Irak Türkmenleri bu rakam içinde % 13’e eşit olan bir orana sahiptirler. Buna göre Türkmenlerin nüfusu 3 ila, 3,5 milyon arasındadır. kalan kısmı büyük çoğunluğu teşkil eden Araplar, ikinci etnik grup olan Kürtler ve Süryanîler oluşturur.

SORU- Sosyo-ekonomik ve sosyo-politik açıdan baktığımızda Irak Türklerinin bulundukları coğrafî bölgede Irak Anayasa ve kanunları ile dünya insan hakları nezdi deki durumu ile ilgili bilgi verir misiniz?

CEVAP- Irak Türkmenleri, büyük çoğunlukla yerleşik bir toplumdur. Çoğunluğu şehirlerde yaşamaktadır. Türkmenler Irak’ta en yüksek okur yazar oranına sahip ve eğitim almış kesimi oluşturur. Türkmenler arasında üniversite ve yüksek öğrenim almış nüfus bir hayli yüksektir. Bunun yanısıra 35 yıl süren Saddam rejiminin Türkmenlere karşı asimilasyon-Araplaştırma politikası uygulamasına rağmen Türkmenler hâlâ ekonomik yönden güçlüdürler.

1958 yılına kadar devam eden Kraliyet rejiminde en azından yasalara göre Irak’ta oluşturulan etnik ya da dinî gruplar arasında bir ayrım yoktur. 1958 yılından sonra, yani Cumhuriyet rejiminin çıkarmış olduğu anayasada çok açık şekilde Türkmenler yok addedilerek “Irak, Arap ve Kürt olan iki milletten oluşur”. hükmü yer almış, daha sonra da çıkarılmış olan anayasalarda da bu durum hep böyle devam etmiştir. Halbuki Irak’ın 1925 yılında Milletler Cemiyeti’ne girebilmesi için verilmesi şart koşulan taahhütnamede Irak’ta Türk varlığını tanıyan ve anayasal güce sahip olan ve devletin resmen ilân etmiş olduğu bir deklarasyon yayınlanmıştır.

Dünya kamuoyu ve insan hakları örgütlerinin Irak Türkmenlerine karşı tutumunun ne olduğu sorunuza ne yazık ki bu konuda müsbet cevap veremeyeceğim.

SORU- Türkmeneli’nde Türk soydaşlarımızın tarihi boyunca baskı, zulum ve soykırımlar yapılmıştır. Zulüm ve soykırım denildiği zaman Türk toplumunu derinden etkileyen katliamlar hangileridir?

CEVAP- Türkmenlere karşı uygulanan asimilasyon politikası Kraliyet döneminden sonra başlamıştır. Yasalarla okullarda Türkçe eğitim yapılması tanınmasına rağmen 1937’lerden beri Türkmen bölgelerinde eğitim Arapçaya çevrilmiştir. Türkçe radyo yayını ve Türkçe gazete-dergi basılması ve okunması sistemli bir şekilde engellenmiştir. Esas Araplaştırma ve asimilasyon politikası 1968 yılında iktidara gelen Saddam’ın Baas Partisi tarafından uygulanmıştır. İnsan haklarının en basit ilkelerine aykırı ve adaletten uzak olan bu uygulamaların bir kısımını şöyle özetleyebiliriz:

A- Türkmenlere kendi bölgelerinde de taşınmaz mal edinme yasağı,

B- Türkmenlerin devlet memuriyeti, yüksek öğrenim yapma, harp okulu ve polis okullarına girme yasağı,

C- Yirmiden fazla Türkmen köyünün yıkılması ve ahalisinin Arap köylerine zorla iskân edilmeleri,

D- Binlerce Türkmen gencinin idam edilmesi veya zindanlara atılması, onbinlerce Türkmen ailesinin güneyde Arap bölgelerine ya da Kürt bölgelerine zorunlu göçe tâbi tutulması,

E- Dernek, parti, sivil toplum örgütleri kurma ve yönetme yasağı,

F- Milliyet Düzeltme denilen yöntemlerle binlerce Türkmen aileyi çeşitli yollarla kendilerini Arap yazdırmaya zorlama ve nüfus kayıtlarının bu şekilde değiştirilmesi,

G- Yüzbinin üstünde Arap nüfusunu güney bölgelerinden getirip, arazi, ev, bina inşa etmek için faizsiz krediler ve iş imkânları sağlayarak bunların Kerkük dolaylarında yerleştirilmesi,

H- Irak Türkmenleri Musul vilâyetinin anavatan Türkiye’den koparılıp yeni kurulan Irak Devleti’ne ilhak edilmesinden sonra hep zulüm ve soykırımlara, çeşitli baskılara maruz kalmışlardır. 1920 yılında Telafer Türkmenlerinin işgalci İngilizlere karşı başlattıkları direniş hareketi sonrasında yüzlerce Telaferli Türkmen şehit edilmiştir. 1924 yılında İngilizler tarafından Kerkük’te konuşlandırılan “Livi” adıl paralı askerler Türkmen Kerkük halkına karşı gerçekleştirdikleri katliamda 100’den fazla Türkmen insanını şehit etmişlerdir. 1936-1945 yılları arasında onlarca eğitimli Türkmen genci güneye sürgün edilmiştir. 1946 yılında Kerkük’te sosyal haklarını talep eden petrol şirketinde çalışan işçilere polis güçleri tarafından ateş açılmış ve çok sayıda Türkmen işçi bu yüzden hayatını kaybetmiştir. Irak Türklerine karşı uygulanan en korkunç katliam 14 Temmuz 1959 tarihinde Kerkük’te yaşandı. 3 gün süren bu katliam olayında 32 şehit, yüzlerce yaralı ve büyük çapta maddî kayıp verildi. 1980 yılında aralarında Doç. Dr. Necdet KOÇAK ve emekli Albay Abdurrahman gibi onlarca Türkmen lideri idam edildi. 1991 yılında Türkmen kasabası Altınköprü’de Saddam’ın askerleri tarafından işlenen katliamda yüzün üstünde Türkmen insafsızca kurşuna dizildi.

Türkmenleri sindirmek, asimile etmek ve Irak’ta Türk varlığını yok etmek amacıyla işlenen vahşi cinayetler ve insan haklarına aykırı uygulamalar saymakla bitmeyecek kadar çoktur.

SORU- Bilindiği gibi son günlerde Kuzey Irak’ta Türklerin yaşadıkları yerleşim alanlarında nüfus oranlarının Türklerin aleyhine değiştirilme girişimleri ile demografik yapı Türkmenleri azınlığa düşürecek hattâ yok sayacak şekilde değiştirilmek istenmektedir. Türkmenlerin mevcut son durumu ne merkezdedir?

CEVAP- Saddam rejimi düştüğü günden beri, Kürt grupları başta Kerkük olmak üzere Türkmen bölgelerine akın etmeye başladılar. Bunların ilk hedefi ABD işgal güçlerinden de destek alarak bu bölgelerde yönetimi ele geçirmektir. Kürt grupları Kerkük’te bir dizi yağma, talan ve tahrip eylemlerine girdiler. İlk işleri Kerkük şehrinin demografik yapısının kayıt ve belgelerini içeren tapu ve nüfus dairelerindeki sicil kayıtlarını yağmalamak ve imha etmek oldu. Ardından âsâyiş ve güvenlik işleri Kürt peşmergelere bırakıldı ve daha sonra hemen hemen tüm devlet dairelerinin yönetimi ele geçirildi. Şehrin demografik yapısını değiştirmek ve Kürt nüfusunun çoğunluğunu sağlamak amacıyla sayıları 50 bini aşkın Kürt ailelerini Kerkük’e göç ettirip bunları orada yerleştirmek operasyonuna giriştiler. Bunda kısmen başarılı oldular. 1950’lerdeki Kerkük şehrinin nüfus yapısı % 95 oranında Türkmen iken Arap ve Kürt akınlarından sonra bu oran % 65’lere kadar indirildi. Yine de tarih itibariyle ve şehrin kültürel, mimarî ve sosyal yapısı itibariyle Kerkük şehri halis muhlis bir Türkmen şehridir.

Irak’ta Türkmenler hem Kürtleştirme politikasına karşı mücadele veriyor hem de 35 yıl süren bir zaman dilimi içerisinde üzerlerine çöken kara bulutların izlerini silmeye çalışıyorlar. Türkmenler siyasî yönden çok zor durumdadırlar ve her an yeni bir katliamla karşı karşıya kalacakları endişesi içinde yaşamaktadırlar. Kürt grupları hem ABD’den hem de İsrail’den yardım ve destek almaktadırlar. Anavatan Türkiye bu konuda kararlı bir politika uygulamazsa ve bu alanda siyasî ağırlığını koymazsa Türkmen şehri Kerkük’ün kaybedilmesi ve arkasından Kuzey Irak’ta ABD ve İsrail güdümlü bir kukla Kürt Devletinin kurulması kaçınılmaz olur. Bu olaylara engel olmak Türkmenlerden fazla Türkiye’nin selâmeti ve bütünlüğü için elzemdir.