1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Kemâle Erdirme Yasası

Hasan Salih Gündüz
Bu satırları 27 yaşında olmanın yanı sıra, sorumlu bir vatandaş sıfatıyla yazdığımı ifade etmek isterim. Zira, iktidar sahipleri malum hatalarına bir yenisini daha eklemek üzere…

Uzun zamandır düşünülen ve nihayet Meclis’te yasa tasarısı olarak görüşülecek olan seçilme yaşının 25’e indirilmesi konusu büyük bir ciddiyet arz etmektedir. Bu konuda görüyoruz ki muhalefet de konuya balıklama dalmıştır. Hep derim; siyasilerin birbirinden pek de farkı yoktur. Parti çıkarlarını ülke çıkarları üstünde görme hastalığını gidermenin zorluğu ve önemi de önümüzdeki bu son örnekle teyit edilmiş oluyor.

Yazımın başında da belirttiğim gibi; bendeniz 27 yaşındayım. Yıllardır devlet görevinde çalışmanın haricinde, uzun süre radyo programcılığı yapmış ve halen yazarlık da yapan biriyim. Bu tecrübelerime ilave olarak, ülke ve dünya meselelerini sürekli takip ettiğim halde, doğrusu böyle bir sorumluluğu kaldırabilecek düzeyde olduğu umu düşünemem. Aslında bu yasal düzenlemeye en çok sevinmesi ve desteklemesi gerekenlerden biriyim, yaşım ve çalışmalarım itibariyle… Ama yöneticilik ve karar alıcılık sorumluluk gerektirir. Bu iş çocuk oyuncağı değildir. Deneyim gerektirir, birikim gerektirir, bilinç gerektirir. Kemale ermek bu kadar kolay mı Allah aşkına?

Ergenliğin tamamlanmasını ve kişilik gelişiminin nihayete ermesini takip eden 25 yaş, seçilmek için çok erkendir. Bu yaş sınırı, yuva kurma ve iş hayatında tecrübe edinme telaşıyla geçen yılların başlangıcıdır. Bunun aksini iddia edenlerin aklına şaşarım. Kendini gerçekleştirme sürecini yeni yeni tamamlayan bireyleri siyaseten etkin, yönetici ve temsilci konumuna getirirseniz, ancak bocalamalara ve hatalara şahit olursunuz. Bu ülke bunu kaldırabilecek lükse sahip değildir.

İlk defa seçme hakkını kazanacak 4 milyon genç oyu avlamak için harekete geçen ve mal bulmuş mağribi gibi davranan siyasiler, ülkeye zarar vermektedir.

Ama siyasi partilerin tevhidinin çok daha başka bir yönü de var: Kendilerine kuklalar aramaktadırlar. Yakışıklı delikanlıları ve güzel genç kızları seçim afişlerinde malzeme yaparak kullanmak istemektedirler. Bunun sonrasında, komisyonlarda ve Meclis oturumlarında mutlak itaatle el kaldıracak olan ikbal peşindeki genç emme basma tulumbalar bu ülkeye yarar değil; istemeden de olsa zarar verir.

Akranım genç arkadaşlar lütfen bana gücenmesin. Eğri oturalım, doğru konuşalım. Daha katetmemiz gereken yollar var. Kullanılmayı onurunuza yedirebilecek misiniz?

Bir de tabii seçilme şartları meselesi var. Seçilecek adayların asgari ölçütleri mutlaka değiştirilmelidir. İlkokul mezunu olmak milleti temsil etmek ve yönetmek için yeterli midir? Kanaatimce, bizi yönetip yönlendirecek kişilerin belli vasıflara sahip olması gerekir. 1920’lerin Türkiyesi’nde değiliz. Günümüz Türkiyesi’nde yetişmiş eleman açığı bulunmamaktadır ve okuma oranı çok yüksektir. Seçilecek kişiler, özellikle milletvekilleri, en azından lisans düzeyinde üniversite mezunu olmalıdır. Aksi takdirde meselelere sathi ve basit çözümler üretmekten kendilerini alamazlar. Dünyayı anlamayı bir kenara bırakın, bu ülkeyi ve şartlarını dahi anlayamama sorunu halledilemez. Bakanlık, Cumhurbaşkanlığı, hele hele Başbakanlık makamlarına gelecek kişilerin dil bilmesi şartı da, gördüklerimiz karşısında, acil ihtiyaç olduğunu hissettirmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin aklı başında insanlarına sesleniyorum: Lütfen seçimlerde aday olan gençlere itibar ederken bir kez daha düşünün. En azından ehliyetlerini sorgulayın. Donanımlı ve birikimli olup olmadıklarını araştırın. Sizi temsil edip yönetecek kişilerin, yaşları kemale ermiş olsa da eğitim seviyelerine, deneyimlerine ve dürüstlüklerine dikkat edin. Aksi takdirde şikayet etmeye hakkınız olmayacaktır.