1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Karlofça'dan Sonra

Ömer Lütfi Şekerli
Osmanlı Devleti, 16. yüzyıl sonlarında yozlaşmaya başlamış ve Genç Osman diye bilinen II. Osman dönemine kadar fevkalâde iyi işleyen devlet kuruluşları bozulmuş, kapitülâsyonların bünyemize uymayan bazı maddeleri dolayısıyla sosyal ve ekonomik birtakım huzursuzluklar meydana gelmişti. Neticede batı ile bizzarur temas başlamıştı. Tanzimat Fermanı ile aksayan tarafların düzeleceğini sanan yetkililer gaflete düştüler. Reçete yanlıştı, doktor bizden değildi. Müslüman halkla reaya (yani gayrimüslimler) aynı haklara sahip oldular. Kapitülâsyonlarla bir takım haklara sahip olan gayrimüslimler yerli halktan daha avantajlı duruma geçtiler. Yani devletin aslî unsuru nerede ise ikinci plâna düştü. Herşeyde bir ruh vardır. Kapitülâsyonlar ve Tanzimat Fermanındaki ruh salip'tir. Bugün girmeye can attığımız Avrupa Birliği, kendilerinin sabit ifadeleriyle bir hristiyan kulübü'dür.

TÜRK milletinin bilge kişileri "gök çökmedikçe, yer yarılmadıkça senin töreni kimse bozamaz" diye nasihat etmişlerdi. Devşirme vezirler Osmanlı Devleti'ni yıpratıp yıkılmasına sebep oldular. Önc e birçok misyonerler İslâm'ı hurafe hâle getirdiler. Bugün de Kültür Bakanlığımıza bağlı türbeler halkımıza açık. Oralarda cahil halkımız Allah'tan değil yatır'dan medet umuyor. İzdihamlar yaşanıyor. Kadın, arkadaşına, "bu evliya'dan ne istedi isem oldu" diyor. Osmanlı Devleti'ni yıkan cehalet hâlâ bizde hükümferma. Müslümanız, İslâm'ı bilmiyoruz; Türk'üz, Türklüğümüzü, tarihimizi, karakterimizi bilmiyoruz. Milletimizi millet yapan temel esaslar nedense öğretilmiyor. Türk milletinin mayası sağlamdır, yapılan bazı aşılar bünyeye uygun olmadığı için tutmamıştır. Ama çok kan kaybediyoruz. Üniversite mezunumuz bile ancak beş yüz kelime ile konuşuyor. Avrupa'daki Türk izlerini silmek için Boşnaklara yapılan jenositi dünya gördü. Medenî Avrupa gözü önünde fakat görmedi, çünkü kendi yapıyordu. Aynı oyun şimdi Kafkasya'da oynanıyor. Hristiyan âlemi kendinden olmayanı ezer. Osmanlı'nın bıraktığı nerede huzur var?

Osmanlı Devleti'ni kuranların hedefleri çok büyüktü. Dünyanın en stratejik bölgelerine hâkim olarak (Anadolu'ya, Rumeli'ye, Orta Doğu'ya, Kırım'a, Kızıldeniz'e, Akdeniz'e) ulaşım yollarını elinde tutarak dünya siyasetine yön vermişlerdir. Siyasî gelişmelerin ve harp'lerin temelinde para yani menfaat yatar. Buna sahip olan, dünya siyasetine de hâkim olur. Batı yeni ipek yolları aramaya başladı, okyanuslara döndüler. Afrika'yı, Hindistan'ı, Avustralya'yı soymaya başladılar. Oraların zenginliklerini kendi ülkelerine ve insanlarının refahına harcadılar. Onlar hakikî emperyalisttiler. Osmanlı ise hiçbir zaman emperyalist olmadı. Balkanlarda ilerleyen Osmanlı'ya oradaki halklar, "karşımızda Kardinal serpuşu göreceğimize, Osmanlı sarığı görmek isteriz" demişlerdir.

1683 bir dönüm noktasıdır. Yıllarca süren harpler, devleti ve milleti yıpratmıştır. Toprak kayıpları başlamıştır. Bu tarihten sonra yapılan bütün antlaşmalar hep aleyhimize işlemiştir, şimdi olduğu gibi. Karlofça Antlaşması'ndan itibaren Sevr, Lozan, Montrö ve 1980'den sonra A.İ.H.M ve A.G.İ.T. gibi kâğıtlara attığımız imzalar, PKK'nın siyasî hüviyet kazanmasına meydan vermiş ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hükümranlık hakkını büyük ölçüde zedelemiştir. Türk milleti aldatılmıştır.

Bugüne kadar geçirdiğimiz birçok badirenin ışığında artık devletimizi yönetenlerin, kılı kırk yararak hareket etmeleri gerekmektedir. Kimden ve neden korkuyoruz? Hâlen başımızda bulunanlar yeni gelmediler, otuz beş senedir en üst düzeyde vazife yapıyorlar. En doğru hareketleri, Tanzimat Fermanı'ndan itibaren bugüne kadar ne kadar gizli sırlar varsa hepsini milletin önüne sermek olacaktır. İngiltere, her otuz senede bir bunları milletine açıklıyor. Demek onlar bunları açıklamaktan çekinmiyorlar. Selâmetimiz için bu yapılmalıdır. Son pişmanlık para etmez.

Tanrı Türk'ü korusun.

DİPNOTLAR

1- BALTACIOĞLU. İ.H: "Millet Nedir, Ne Değildir?", Türk Düşüncesi, C.2. S.15 1 Kasım 1954, sh. 403

2- TOPÇU, N: "Millî Kültürümüz ve Garplılaşma Meselesi", Türk Yurdu. C.2 S.3/285. Haziran, 1960, sh, 18

3- Atatürkçülük, sh. 82

4- AYVAZOĞLU, B: Geleneğin Direnişi, İst. 1997, sh. 9

5- TATAR, H.C: Nuh'un Gemisindekiler: Şehirleşme ve Dinî Cemaatleşme, İst. 1999, sh. 53

6- ERKAL, M.E: Sosyoloji, sh. 157-158.