1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

KARDEŞİMİ ARIYORUM

Nefi Demirci
Sabah uykudan uyanınca ilk işim, tedirginlik ve endişe içersinde gazeteleri okuyorum. Tanrıma şükür Mehmetçiğime hain tuzak kurulmamış, heyecan içersinde seyrettiğim TV. de ordumun efradı bugün şehadet şerbeti içmemiş .

Hele şükür Kerkük’te hain saldırı olmamış .

İçerde 5000, dışarıda, yani Irak’ın Kuzeyinde 500 kâtil, hain terörist var, ama biz ilk önce içerden başlayalım (çelişki içersinde olan bu iktidar, her zaman olduğu gibi, Sayın Başbakan’ın şaşırarak verdiği bu rakamlar Sayın Dış İşleri Bakanımız tarafından “tashih” edildi). Oysa ki, Sayın Başbakan’ın tahmini, içerdekiler hakkında bu sefer nasıl olduysa doğru, hatta az bile, dışarıda olanlar hakkında her nedense az bir rakam vermişler, Irak’ın Kuzeyinde bulunan Kürtleri, yani Barzani ve Talaban’iyi, Kerkük ve Telafer’deki olayları unutarak dost kabul etmişler! Halbuki, Peşmerge, PKK. dır, iç içedirler, kol koladırlar, Talabani’nin dediği gibi Kürt Kürd’e ateş açmaz, bundan sonra da kavga etmezler. Demek ister ki, biz PKK’ yi koruruz ve her türlü desteği de veririz, veriyorlar da. Türkiyelilerin, hepimiz Hırant’ız diyenler gibi, onlar da hepimiz PKK ‘yız, hepimiz Peşmerge’yiz demektedirler.

Sayın Genel Kurmay’ımın isabetli tespitleri gibi, Eğirdir Dağ Komando Okulu’nda “Bir teröristin dağda gezmesi için aşağıda” 10 “kişiye ihtiyaç var” tespitleri de kardeş dediğimiz kimselerin kardeşliği, ben Türkiyeliyim diyenlerin âmâl ve ef’âlları h akkında Türk insanının çok iyi düşünmesi gerek.

Bu 5000 bin vatan düşmanı işbirlikçilerinin dışında, bir o kadar da sevenlerini, destekçilerini ilâve edersek, kutsal toprağımızın ve semavî bayrağımızın düşmanlığını üstlenenlerin az olmadığını, Türk milleti geç kalmadan anlamak, tedbir almak zorundadır.

Kerkük’te bu kardeşliğin kardeşliğini hâlâ göremedikleri için, Ata toprakları paylaşıma konusu olmuş ve her gün onlarca Türk şehit edilmekte.

Hoş görülü olmamızın bir sonucu olarak, Peşmerge veya PKK’nın gerçek adını ve amacını, ayrılık yaratır diye dile getirmeden hep çekinmişiz, oysa ki, ecdat diyarı Erbil ağyar eline geçmiş, Kerkük’ün Türklüğü tartışma konusudur, kimle? Kardeş dediğimiz kimselerle.

Ya Diyarbakır ? DTP ve Belediye başkanlarının kimliklerinin hâkimiyeti altında değil midir? Oralarda da kardeşliğin kardeşliği bütün çıplaklığı ile ortalarda değil midir?

Ya şehit cenazeleri, Genel Kurmay Başkanı’mın buyurdukları gibi, köy muhtarı ve imamı, kardeşiz dediğimiz din adamları ve bunlara yardım ve yataklık edenler tarafından yerleştirilen patlayıcılar, patlatma yetkisi “terörist” dediğimiz, İmralı, Karayılan ve Barzanilerin emirberleri değiller mi?

Adı peşmerge, kimliği, Federe Kürt devleti veya yerel Küdistan oluşumu, adına ne dersek diyelim, Irak’ın kuzeyinde bir çok büyük devletlerin kabul ettiği bir yapı, hem de tam donanımlı, uçak hariç, resmî kıyafetli, eğitimli bir askerî güç, görevi Kürt Federe devletini kurdurmak, ondan sonra o devleti korumak, yaşatmak. Peki Peşmerge dediğimiz bu silâhlı güçün kimliği Kürt değil de nedir?

Barzani ve Talabani’nin, Irak’ın kuzeyinde Kerkük’ü de içine alan, siyasi partilerinin (KDP,KYP), Kürdistan devletinin kurulmasını gerçekleştirmek için oluşturdukları silâhlı güçlerinin adı “Peşmerge’ dir . Peşmerge fedai demektir.

Ve bunların hepside Kürt etnik yapı ve düşünceye sahip, amaçları Irak’ta, Irak’ın kuzeyinden silahlı güçleri ile Irak’ı bölüp bugün ABD ve Türkiye’nin de sâyesinde sahip oldukları topraklarda devlet kurmak, arkasından da hayallerinde olan büyük Kürdistan, Türk toprakları gelmekte.

Kerkük katliamını yapan da, Kerkük’ü isteyen de, işgal eden de, Irak’ın parçalanmasına neden olan da, KARDEŞ dediğimiz, bir çoğumuzun adını anmaktan çekindiği bunlardır, yani bugün karşımızda olan Kürtçülerdir.

PKK’ya gelince, Barzani ve Talabani’nin ayni düşüncesinde olan, büyük Kürdistanı tamamlamak için o da, tarihin hiçbir döneminde, Kerkük, Erbil ve Telafer gibi Kürt veya Kürdistan adını taşımayan Türk toprağı olan Türkiye’nin Güney Doğusu’ndan silah zoruyla toprak kopararak “Kuzey Kürdistan” dedikleri yerlerde Kürt devleti kurmaktır.

PKK, Vatanına hıyanet eden, ancak pusu kurup, mertçe dövüşmekten korkan, kaçınan, katil Abdullah Öcalan’ın Kürt kimlikli kurduğu partinin adıdır. PKK, Etnik yapıya dayanan, topraklarımız üzerinde bir devlet kurma isteyen, taraftarları Kürt kökenlilerin eline silah verip terör estiren ve amacı uğruna her türlü pis işleri adamlarına yaptıran Kürtçü bir partidir. KYP veya KDP gibi.

PKK, yasal olmayan, siyasî, silâhlı bir partidir, etnik (Kürt) özelliği olan, programında bulunan isteğini, siyasi emellerini gerçekleştirmek amacıyla oluşturduğu silâhlı güçünü adı da bizce: “PKK”lı bölücü terörist veya EŞKİYA olmalı ve bu adla tanımlanmalı. PKK, bölücü partinin adıdır.

Üçünün de (KYP, KDP, PKK) amacı, büyük Kürdistandır, Peşmerge veya silahlı PKK mensuplarının, işbirlikçilerinin ve de sempatizanlarının, sevenlerinin, cenazeleri Belediye cankurtaranı ile taşıyanların, açıkça Kürtçülük yapan siyasî partililerinin, arasında fark yoktur. Adını koymak gerekirse Kerkük’ü yakan yıkanlar nasıl ki Kürtlerse, Türkiye’de de aynı mensubiyete dayanan, etnik, fiilî düşünceye sahip Kürtçülerdir.

Bu ülkenin yanında, kutsal bayrağa sahip çıkan, sinsi oyunlara alet olmayan ve kendisini Türk milletinden ayrı tutmayan her kes Türk milletinin bir parçasıdır, kardeşidir.

Kerkük – Tuzhurmatu‘ya bağlı “Emirli” bucağında 7.7.2007 tarihinde 152 Türk’ün ölümüne ve 250’den fazla yaralıya neden olan patlamayı, her gün Mehmetçiklerin şehadetine neden olanları iyi tanımak ve gerçek KARDEŞLERİMİZİ arayıp bulmak ta hakkımızdır.